Yaylalar Yaylalar...

11.06.2010 - 8:10 | - Tüm hikayeler
  • Sabahın altısında iki kilometre mesafedeki yemekhanenin yolunu tutuyor bölükler. Beş-on dakika bekleme süresinden sonra nihayet kapılar açılıyor ve düzeni bozmadan her masaya altı kişi oturuyor. Masaların üzerinde altı ekmek, altı metal tabak, altı metal bardak ve sapında “U.S.A” yazılı altı çatal…

Görevli üç asker, en baştaki masadan başlayıp hızla dağıtıyor kahvaltı yiyeceklerini. Öndeki askerin bir iple boynuna asılı karton kutunun içi sana yağı paketleriyle dolu.

 YAYLALAR YAYLALAR

Sabahın altısında iki kilometre mesafedeki yemekhanenin yolunu tutuyor bölükler. Beş-on dakika bekleme süresinden sonra nihayet kapılar açılıyor ve düzeni bozmadan her masaya altı kişi oturuyor. Masaların üzerinde altı ekmek, altı metal tabak, altı metal bardak ve sapında “U.S.A” yazılı altı çatal…

Görevli üç asker, en baştaki masadan başlayıp hızla dağıtıyor kahvaltı yiyeceklerini. Öndeki askerin bir iple boynuna asılı karton kutunun içi sana yağı paketleriyle dolu. Her masanın önünde birisini açıyor ve elindeki bıçakla altı tabağa eşit şekilde dağıtıyor margarin dilimlerini. Peşinden gelen ve taşıdığı kova reçelle dolu olan asker de, öncekinin bıraktığı sana yağının üzerine bir kaşık reçel boşaltıyor. En arkadan gelen görevli asker de, buharı dışına taşan kapaklı bir kova taşıyor. Bir önceki akşam yeşil mercimek taşınan kovanın içinde şimdi şekerli çay var. Ve elindeki kepçeyle dolduruyor, telaşla kendisine doğru uzatılan metal bardaklara. Reçelli sana yağı, çatallarla öyle hızlı sürülüyor ekmeğe ve iştahla yeniyor ki; 15-20 dakika sonra tabaklar pırıl pırıl kalkılıyor masalardan.

Bir buçuk saat sonra ise kantinde bisküvi alıp atıştırıyor, yirmili yaşların metabolizmaları. Zira ellerde 4,5 kilo tüfeklerle beş kilometre koşulup, aynı tüfeklerle her biri yirmişerden on-onbeş değişik egzersiz hareketi yapılmış olunuyor. Kantin molası sonrasında da sırt çantaları, kasaturalar, miğferler, şarjörlerin yirmi kiloyu bulan ağırlığıyla; koşulacak, zıplanacak, atlanacak, yatılacak, kalkılacak ve sürünülecek öğleye kadar...

Her sabah kendi kendime konuşuyorum: “Hele bir teskereyi alıp, gideyim eve. Bir kilo tereyağı üzerine bir kavanoz vişne reçeli boşaltıp doya doya yiyeceğim.
 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
4637 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
yemek ve yaşam, yaylalar, askerde yemek, tereyağı, reçel

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri