Sarayda en çok para alan usta ekmek ustasıydı

03.05.2010 - 10:00 | - Yemek Hikayeleri Admin Tüm hikayeler
  • Ekmeklerimizin güzelliğini saray geleneklerine göre ekmekçiliğe verilen önemle ilişkilendirmek gerekiyor.

Sarayda en çok para alan usta ekmek ustasıydı. Padişah için yapılan ekmeğin beyaz olmasını temin etmek için keçi sütü kullanılırdı. Ekmeklere padişahların tercihlerine göre, çörek otu, rezene, susam gibi aromatik baharatlar serpiştirilirdi. Engin Akın "Bakla yaprağı, kırmızı şarap ve dahası..." isimli yazısında hem yeni ufuk arayışlarına hem de osmanlı mutfağına değiniyor.
 

BAKLA YAPRAĞI, KIRMIZI ŞARAP VE DAHASI...

Lezzette yeni ufuk arayışında olan bence hemen yola çıkmalı ama kısa ama uzun. Misal Muğla’nın Keyifoturağı, uğramadan geçmediğim yerlerden biridir. Birkaç asırlık yayla kahvesinin Muğla Belediyesi’nin onarımı ile bir restoran olarak hayata geçirilen Keyifoturağı, hem yemekleri hem de eşsiz tabiat ortamı ile uğrak yerim. Meğerse bu uğrayışımda da beni ne tatlar beklemekteymiş... Ben ve konuklarım Anna ve Connie minumum tanıdık mezelerle mest olurken Selma Hanım bize bir tabakta tiril tiril bir bakla yaprağı salatası göndermez mi! Varlığını duyup da inanmakta zorluk çektiğim bu yaprak salatası beni iyice şaşırttı. Saten kumaş yumuşaklığında yapraklar gelişi güzel doğranmıştı. Üzerine de ince ince kesilmiş yeşil biber ile taze sarımsak... Buram buram bahar kokan bir tabak özetle. Arkasından sıcak sıcak iç bakla masaya kondu... Ardından Ula’nın taze sarımsağı, taze soğanı sofraya yerleştirildi. Bir iç bakla tanesi bir ısırık sarımsak ile Ege baharını damakta kutladık, kutsadık... Muğla ve civarındakiler taze sarımsak mevsiminde sarımsaksız sofraya oturmaz. Konuklarım içinse bunun bir ilk olmasına rağmen keyifle sarımsakları ısırdıklarını izledim. Gastronominin maceracı yönünü keşfetmek hoşlarına gitmişti...

Bol soslu ve bol ekşili tatları çok sevdiler

Conni ve Anna’nın etkilendiği lezzetlerden biri de şaraplarımız oldu. Sık sık Türk şarapları ne kadar iyiymiş demeleri hoşuma gitti. Pişirdiğimiz yemekleri Pamukkale firmasının Anfora Trio’su ile Kavaklıdere’nin Dikmen marka kırmızı şarapları eşliğinde yedik. Her ikisi de her yudumda ne kadar lezzetli bulduklarını dile getirdi. Ucuz şarap olmalarına rağmen canlı ve lezzetli idiler. Yediğimiz tavuk dolması, etli patlıcan, mantı gibi Türk yemeklerine de çok yakıştılar.

Connie ve Anna’nın fikirleri turizmde yemeği öne çıkaracak organizasyonlar için önemli. Birlikte yediğimiz altı, yedi öğünde anladığım, etli patlıcanlı ve domates soslu yemekleri sossuz yemeklere tercih ediyorlar. Zeytinyağlı fasulye en beğendikleri arasında. İçi bol, etli ya da sebzeli, kızartma ya da fırın börekleri ilk sıralarda. Yoğurdun sos olarak kullanılması hoşlarına gitti. Mantıyı sevdiler ancak üzerine dökülen tereyağına bir miktar domates eklenebilir. Pilavlar üzümlü, baharatlı fıstıklı olursa daha çok ilgileniyorlar. Hatta içinde et ya da tavuk parçaları olursa daha da hoşlarına gidiyor ama kuru olduğu için yanında mutlaka bir hoşaf ya da cacık, semizotu salatasını nar ekşisi ile tercih ediyorlar.

Saray mutfağında en çok parayı ekmek ustası alırdı

En çok sordukları sumak şerbeti oldu. Taze sumak tanelerinin ıslatılmasıyla yapılan bu şerbet gerçekten müstesnadır. Maraş dondurması hatırlarında kalan en önemli lezzetlerden biri. Milas’ta bir pastaneden aldığım ev baklavasını çok sevdiler. Evde yaptığım sütlaca sakız kattım ve yerken üzerine döktüğüm gül suyundan çok etkilendiler. Yemeklere koyduğum domatesleri rendelemem onları şaşırttı ama bu tekniği benimsediler. Ekmeklerimizi çok beğendiklerini söylediler ki eski ekmekleri görselerde herhalde düşüp bayılacaklardı... Salatada ve mücverde kullandığım taze nane yeşilikler arasında favorileri oldu.

Ekmeklerimizin güzelliğini saray geleneklerine göre ekmekçiliğe verilen önemle ilişkilendirmek gerekiyor. Sarayda en çok para alan usta ekmek ustasıydı. Padişah için yapılan ekmeğin beyaz olmasını temin etmek için keçi sütü kullanılırdı. Ekmeklere padişahların tercihlerine göre, çörek otu, rezene, susam gibi aromatik baharatlar serpiştirilirdi.

Yemeklerden sonra Türk kahvesi içmek onlara keyif verdi. Kahvaltı esnasında Türk çayını severek içtiler. En çok etkilendikleri içecek portakal ve nar suyu karışımı oldu. Ayran ise çok yabancı olmasına rağmen zevkle içtikleri bir içecek. Amerika’da meyve karışımlı yoğurtlu bir içecekten söz etmeleri beynimde bir ışık yaktı. Meyve sıkıcılarımız, meyve sularına, arzuya göre ayran ya da sulandırılmış yoğurt katarlarsa bence hem çok sağlıklı hem de orijinal bir içecek yaratmış olurlar. Bence bu da çok iyi satar!

Yemek Hikayeleri Admin tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
6559 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
ekmek, türk mutfağı hikayesi, ekmek ustaları, yemek ve yaşam, yemekler üzerine hikayeler

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri