Sansürcü yemekler

11.11.2009 - 7:00 | - Meltem Eser Tüm hikayeler
  • Hayatım boyunca kurallara, yasaklara, engellere ve uyarılara gönül bağı ile bağlanmış biri olarak, bu özelliğimle yemek yaparken akla hayale gelmez zorlanmalar yaşıyorum.

Yemek yapmayı sevmem. Belki mutfağımın karanlık ve küçük oluşundan, ya da bahanesi olmayan bir durumdan dolayı. Yemek yapmayı sevmem ama tarifleri anlatanları da bir o kadar hayranlıkla dinlerim. Elleriyle, mimikleriyle, jestleriyle, seslerine verdikleri melodik vurgularla kendimi kaynayan tencerenin içinde kavrulmuş soğan gibi hissederim, ya da şehriye çorbası içine sonradan dâhil olmuş yeşil yapraklı maydanoz…

Hayatta neden korkarsanız o, nedendir bilinmez üstünüze üstünüze çullanır, sizi altına alır ve sizde onun altında ezilirsiniz. Tıpkı yemek ile benim ilişkimde olduğu gibi.
 
Bekârlığım süresince annemin yemek öğretme seminerlerinden, “işim var, kulağım çınlıyor, ayak parmağımda şeytantırnağım çıkmış” bahaneleri ile kaytarmış olmanın sıkıntılarını evliliğin ilk yıllarında acı acı çektim. Aslını isterseniz hala da çekmeye devam ediyorum.
 
Öncelikle benim gibi tembele verilecek en güzel eşe sahip oldum. İştahı karşısında Afrika Ormanlarında haftalardır zır aç gezen güzel yeleli aslanları bile ağzı açık, küçük dili yutuk bir hale getiren, buna rağmen bir makarna haşlama, meyve sebze yıkama ve yumurta kırma haricinde hiçbir şeyi bilmeyen, bilmeye de zırnık heves etmeyen bir eş.
 
İşin daha da acı olanı bu eşten dünyaya getirdiğim ve iştahın yıllarca uğramadığı, uğramaya da niyet etmediği bir çocuk. Dünyanın en nadide Nutella’sını bile bulup alsanız, onunla en fazla samimiyeti parmak ucu sadece bir kez batırmaktan öte değildir.
 
Hayatım boyunca kurallara, yasaklara, engellere ve uyarılara gönül bağı ile bağlanmış biri olarak, bu özelliğimle yemek yaparken akla hayale gelmez zorlanmalar yaşıyorum. İstediğim bir yemeği yapamıyorum. Bu yemeği yapmasını bilmediğimden değil, yemek tarafından yapmam engellendiğinden.
 
Diyeceksiniz ki nasıl? Mesela;
 
Oturtma, haşlama, kavurma, kızartma, yoğurtlama, kesme, sarma, kapama, yuvarlama, dolma, çırpma, çevirme, gözleme, ezme, kestirme, çalma…
 
Bu türlerin türevi olan yemekleri asla yapamıyorum. Patatesli kıymalı bir oturtma yapacağım. Canım çekmiş, eşim de seviyor, malzemeler de tam. Açıyorum tarif defterimi, patates oturtma yazısını okuyunca kalıyorum. Sıkıysa kızartmak için elimdeki patatesleri tavaya oturtayım.
 
Yuvarlama yapmak istiyorum, irmikleri yuvarlayacağım, mümkün değil, emir büyük yuvarlama! Acılı ezme yapmak istiyorum, acı olmaz deniyor, gel de pudra şekeri ile acılı ezme yap olmaz ki…
 
Bu yemekler öyle bir iki de değil ki bir sürü. İşte bu nedenle her zaman kısıtlı portföyümle eleştirilere maruz kalıyorum. Ama ne gelir ki elimden, yemekler kendilerine sansür koymuşlarsa ben ne yapabilirim…
 
Bazı yemekler vardır, lezzeti sevilmez ve yapılmaz ama bazı yemekler de vardır ki, lezzeti sevilir ama kendilerini sansürledikleri için yapılamaz ve yenilemez. Bunları yemek isterseniz ve benim gibi kuralcı biri iseniz, bir restorana gidip menüye bakmadan sipariş verirseniz muradınıza ermiş olursunuz.

Meltem Eser tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
4185 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 1 yorum yapılmıştır
  • 11.11.2009 - 21:48
  • Cingöz
  • Kurallar çiğnenmek içindir!!
  • Öpmek istedin de burnun mu engel oldu derler ya.
    yemek yapmayı sevseydiniz eğer, eler, yoğurur, yuvarlar,pişirir, terbiye eder, közlerdiniz...

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
sansürcü yemekler, kendi kendini yasaklayan yemekler, ezme, oturtma, sarma

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri