Pişiyen

12.06.2010 - 9:00 | - Tüm hikayeler
  • Ailelerimizden ayrılıp, kendi başımızın çaresine baktığımız ikinci yıl. Yavaş yavaş basit ve pratik yemekleri yapmayı öğrendik. Hatta arada bir iddialı yemekleri deneyip, aşçılık acemiliğimizin derecesini bile ölçüyoruz.

Ailelerimizden ayrılıp, kendi başımızın çaresine baktığımız ikinci yıl. Yavaş yavaş basit ve pratik yemekleri yapmayı öğrendik. Hatta arada bir iddialı yemekleri deneyip, aşçılık acemiliğimizin derecesini bile ölçüyoruz.

 

Ailelerimizden ayrılıp, kendi başımızın çaresine baktığımız ikinci yıl. Yavaş yavaş basit ve pratik yemekleri yapmayı öğrendik. Hatta arada bir iddialı yemekleri deneyip, aşçılık acemiliğimizin derecesini bile ölçüyoruz.

Yorgun argın vize günlerinden birisinin akşamında, Basri'nin "Tavşan Dişlisi" ile İzmir'de yediği Nohutlu Pilav aklına geldi. Ertesi gün de evdeyiz ve bu tür kuru bakliyatın bir gece önceden ıslatılacağını biliyorum. Birkaç lapa denemesinden sonra baya güzel pilav yapmayı da öğrendim. Ertesi gün öğleden sonra da pirinçlerin arasına biraz nohut katıp, nohutlu pilavımızı yapmaya karar verdik. Ama on dakika kaynama sonunda, pilavımız suyu iyice çekip pişmesine rağmen; tadına bakmayı denediğimiz nohutlar, nedense fındık sertliğindeydi. Hem de kabuklu fındık sertliğinde. E biraz su ilave edersek belki pişer düşüncesini eyleme dönüştürmekte tereddüt etmedik. Bu eylemi, sekiz on kez daha denedik ama bizim nohutların sertliğinde bir değişiklik yoktu. Artık pirinçlerin erime aşamasına gelip nohutlu pilavın tadı tuzu kalmayınca pes ettik.

–Oğlum, beceremedik. Artık Tavşan Dişliyle yine İzmir'de yersiniz...

-Yok yaa. O bizi artık sildi defterden. Bir daha İzmir'e kim bilir ne zaman giderim?

–Öyle deme yaa. Barışırsınız siz şubat tatiline kadar.

-Kız açık açık "bundan sonra sadece arkadaş" kalalım dedi. Sade arkadaş. Sade pilav gibi. Nohut yok içinde yani...

Bir daha da nohutlu pilav yapmayı aklımızdan bile geçirmedik. Telefonun kablolusunun bile her evde olmadığı yıllar. Yani açıp annemize sorup öğrenme durumumuz imkansız. Ama bu başarısızlık benim içime oturmuş olmalı ki memlekete gittiğimde hemen anneme anlattım durumu. Ve nerede hata yaptığımı öğrendim.

Nohutu sadece suyun içinde bekletmek yeterli değilmiş. Buna ilaveten ıslatılmış nohutu. iyice pişene kadar tencerede kaynatmalıymışız. Zira pirincin pişme süresi çok kısa olduğundan ıslatılmış da olsa nohutun o pişmeye ayak uydurması mümkün değilmiş. Bir de büyük ihtimalle bizim nohut, pişiyen değilmiş. Bakliyat alırken en önemli ölçüt de "pişiyen" olup olmamasıymış ama bizim bunu bilmememiz normalmiş. Zaten memlekette pişiyen nohut yetiştiren de çok azmış.

Okulumuzu bitirdik ve ben öğrenci bekarlıktan, çalışan bekarlığa terfi ettim. Artık bakliyatlar içinde en sert ve inatçı pişen nohutu, haşlanmış konserve olarak almanın daha ekonomik olduğunu öğrendim. Basri ise İzmir'li Tavşan Dişli'nin hayat arkadaşı olarak nohutlu pilav sorunsalını daha radikal biçimde çözdü.

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
4325 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
pişiyen, nohutlu pilav, nohutlu pilav için su içinde bekletmek yeterli midir?, nohutlu pilav nasıl yapılır

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri