Mahallenin bereketi

20.05.2010 - 9:46 | - Tüm hikayeler
  • O yıllarda inşaat işleri, sadece yaz aylarında yapılır ve yavaş ilerlerdi. O bina da sanırım iki üç yılda anca bitmişti.

O inşaat bittikten sonra da görmez olduk, Gadir A’yı. Aradan epey zaman geçti ve akıbetini öğrendik. Müteahhit sigortasını çok eksik yatırmış Gadir A’nın. Yaştan emekli olmak için gerekli prim günü kadar bile yatmamış sigortası. Müteahhit, “O kadar ekmeğimi yedin, gidip beni sigortaya şikayet ediyorsun. Nankör herif!” diye bağırmış buna. Gadir A, ilk kez kış gelmeden köyüne gitmiş…

MAHALLENİN BEREKETİ

Herkesin yerel şiveyle “Gadir A” (Kadir Abi) dediği, yaşlı bir inşaat işçisi. Bizim yaştakilerin “amca”, hatta “dede” diyebileceği yaşta bir amele. Sokağın caddeyle kesiştiği büyük parselde yapılan inşaatta; sabahtan akşama, elinde kürekle kum elerdi. İnce, zayıf ve kamburlaşan bedenin, çalışırken zorlanışı biz çocukların bile dikkatini çekerdi.
-Gadir A, sana yardım edem?.
-Olmaz yenim (yeğenim). Üstün başın batar, anan-baban gızar.
-Batmaz, Gadir A. Ver küreği, sen otur dinlen biraz...
Sokağın çocukları, kısa sürede Gadir A ile ahbap-çavuş olmuştu. Akşam paydos saatinde inşaatta çalışan usta ve ameleler giderdi ama Gadir A gitmezdi. İnşaatın giriş katında, pencereleri naylonla kapatılan odada kalıp bekçilik de yapardı. Titrek ışık veren ampülü yaktığında, Gadir A’nın akşam yemeği yapışını izlerdi herkes. Bir tür Karagöz Perdesi gibiydi, kalın ve kirli naylon. Evin penceresinden onun bazen patates soyduğunu, bazen menemene yumurta kırdığını görürdük. Hele yemeğini son lokmasına kadar yiyip bitirdikten sonra; gazete kağıdına dökülen ekmek kırıntılarını ağzına atışı…
Yorgun ve yaşlı bedeniyle, küçük tüpün üzerinde kendine yemek hazırlama zorluğu, kısa sürede bütün mahallenin dikkatini çekti. Kendiliğinden bir organizasyon gelişti ve evlerden Gadir A’ya akşam yemeği tabldotu götürülmeye başlandı. Küçük bir tepside, çinko kaplar içinde götürülen ev yemekleri.
-Gadir Aaaa, yemek geldiiii. Al şu tepsiyi.
-Gızım, sağolun. Allah duttuğunuzu altın etsin.
-Afiyet olsun. Birazdan çocuk gelir boşları almaya. Sakın yıkamaya kalkma, tamam mı?
-Yaa gızım, eyice mahcup ediyonuz beni.
-Ne demek Gadir A. Sen bizim mahallenin bereketisin.
-Sağolun gızım. Eliniz dert, gönlünüz keder görmesin…
O yıllarda inşaat işleri, sadece yaz aylarında yapılır ve yavaş ilerlerdi. O bina da sanırım iki üç yılda anca bitmişti. Gadir A’nın yanında çalıştığı müteahhit, çarşı içinde büyük bir işhanı yapmaya başlamıştı. Artık Gadir A sokağımızdan ayrılacaktı. Hiç unutmam, tek tek bütün evleri dolaşıp “haggınızı helal edin” diye helalleşti. Bundan sonra, Gadir A’yı sadece çarşıya çıktığımızda görüp konuşuyorduk:
-Gadir A, kolay gelsin.
-Eyvallah yenim. Sağolasın. Anan-Baban nasıl?
-İyiler. Sen nasılsın?
-Çalışıyoz işte. Nası olam?!...
O inşaat bittikten sonra da görmez olduk, Gadir A’yı. Aradan epey zaman geçti ve akıbetini öğrendik. Müteahhit sigortasını çok eksik yatırmış Gadir A’nın. Yaştan emekli olmak için gerekli prim günü kadar bile yatmamış sigortası. Müteahhit, “O kadar ekmeğimi yedin, gidip beni sigortaya şikayet ediyorsun. Nankör herif!” diye bağırmış buna. Gadir A, ilk kez kış gelmeden köyüne gitmiş…
İnce, zayıf ve kambur bedeni, o kışı çıkartamamış.
 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
6794 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 1 yorum yapılmıştır
  • 08.06.2010 - 13:15
  • ilayda
  • coşkun
  • merhaba ben sanayaya güveniyorum sana yag güzel kura biyeleri güzel oluyo

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
yemek ve yaşam, yemek hikayeleri, mahallenin bereketi

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri