Kestane kabap yemesi sevap

15.02.2009 - 8:00 | - Tüm hikayeler
  • Ateşte közlenmişine “kestane kebap” denen kestane, kış aylarının habercisidir ve normalde, bir kestane yazısı yazılacaksa bunun Kasım-Aralık aylarında olması beklenebilir.

Ateşte közlenmişine “kestane kebap” denen kestane,  kış aylarının habercisidir ve normalde, bir kestane yazısı yazılacaksa bunun Kasım-Aralık aylarında olması beklenebilir. O halde bizimkisi kışa veda yazısı olsun, koca bir kışı geçirdik ama kış aylarının sıcak simgesi kestaneden bahsetmeden geçtik, olmasın!

Ateşte közlenmiş, haşlanmış veya suda kaynatılmış olarak tüketilen ve aynı zamanda bazı çörek, kek ve pasta çeşitlerinde de kullanılan kestane, insanoğlunun bala batırarak tatlıya dönüştürüp yediği ilk meyvelerden biriymiş aynı zamanda. Antik çağda kutsal sayıldığı için saraylarda verilen büyük şölenlerin de değişmez meyvesi imiş. Yine Antik çağlardan beri aşk iksiri olarak bilinen kestanenin yaşamı uzattığı bile söylenmiş. O kadar kıymetli

Gerçekten de potasyum, fosfor, magnezyum, klor, kalsiyum, demir ve sodyum mineralleri ile C, B1, B2 ve PP vitaminlerini içeren ve şeker, protein ve yağ açısından zengin olan kestanenin, içerdiği nişasta, mineral tuz, özellikle potasyum ve diğer besinsel değerleriyle, kış mevsiminin olumsuz şartlarına, fiziksel ve beyinsel yorgunluklara karşı paha biçilmez bir sağlık iksiri olduğu bir gerçek. Çocuk, genç ve yaşlılar için çok değerli bir enerji kaynağı olan  kestaneyi, damar sertliği ve şeker hastalığından yakınanların, ölçülü miktarda yemeleri öneriliyor sadece. Zaten her şeyin azı karar çoğu zarar değil midir?

Kestanenin, doğada tamamen doğal şartlar altında yetiştirilen, tarımsal ilaç, suni gübre kullanılmayan organik bir tarım ürünü olduğunu içerdiği besin öğeleri yanına bir artı olarak ilave etmek gerekiyor.  Karadenizli tekne ustaları, ünlü takalarının omurgasını 20-25 metreye kadar boylanan ve suda kolay çürümeyen kestane ağacından yaparlarmış. Bursa’ da ve Karadeniz bölgesinde  kestane ağacından yapıldığı için yaklaşık 200 yıldır varlıklarını sürdüren evler varmış. Böyle dayanıklı bir ağacın tohumlarını (kestane meyvesi) özellikle çocuk ve gençlerin bolca tüketmesi çok akıllıca…

Et ve sebze yemeklerine en çok da hindi eti ve kuzu etiyle pişirilen, tatlılara, özellikle de çikolatalı tatlılara çok yakışan kestane yılbaşı sofralarının da baş tacı bu yüzden…Bu arada kestane şekerini atlamak olmaz, lokum ve akide şekeri gibi  geleneksel Türk mutfağının vazgeçilmez tadı ve sembollerinden biridir kestane şekeri.

Kış akşamlarının vazgeçilmez keyiflerinden biri olan kestane kebabı evde yapmak çok kolay. Kestaneleri yıkayıp kuruluyoruz, üst tarafından, kısa saplı, keskin bir bıçağın ucuyla derince bir çizik atıyoruz. Sadece üst ızgarası yanan bir fırında, sobanın üzerinde ya da mangalda da pişiriyoruz. Teflon tavada da kestane kebap yapmanız mümkün diyorlar ama bunu ben denemedim açıkçası.

Diğer taraftan, at kestanesi olarak bilinen ağacın aynı adı taşıyan tohumları ise zehirli olup, tamamen farklı bir bitki türüdür, bunların burada bahsedilen kestane ile ilgisi bulunmamaktadır. Bu ufak notu da, küçükken at kestanesi yemeye çalıştığım için ekleyeyim dedim…

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3964 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 1 yorum yapılmıştır
  • 04.11.2010 - 14:29
  • kurabiye
  • özellikler güzellikler
  • Kestane demek Bursa demek...Özellikle de şekeri.Bir de kestane ağacından yapılan güzel evleriyle tarihi ve turistik Cumalıkızık
    Atkestanesini de öyle kenara atmayınBir kere çok güzel ve dekoratif.Ayrıca bol bol toplayın ağrıyan bölgelerinize destek yapın epey yararı var.Yabancı sitelerde de gördüğm bu özelliğinden bahsedildiğini.Artık manyetik bir boyutu mu var neden bilmem.

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri