İzmir'de köpük köpük denizde yemek

10.05.2009 - 8:00 | - Tüm hikayeler

 

Nisan ayının son günlerinde İzmir’de olmak ne güzelmiş meğer. Vapura binip Konak İskelesinden, Karşıyaka’ya geçmek için bile değermiş. Küfür küfür rüzgarın, köpük köpük denizin. Seni bu kadar hor kullanan biz insanlar vebalini almışız, ey güzel İzmir’im!  

Vapura binerken iki tane gevrek aldım martılara atmak için. Biz Ankaralılar denize, martıya hasretizdir. Gevreğe de simit deriz. Martı için simit, gevrek ne fark etçek? İyi de bu sefer martıları bir garip İzmir’in. Neden hiç yaklaşmadılar acaba vapura? Rüzgardan mı? Bahardan mı? Onlar gelmeyince mecburen kendim yedim gevrekleri. 

Güzelim İzmir’in havasına ve kızlarına pek güven olmazmış. Varsın olmasın! Zira, öyle tatlı bir rüzgar ki esen, havası bir hoş ediyor insanı. Rüzgarı yiyince iyice anladım, niye böyle güzel oluyor İzmir’in kızları…

Dağlarında çiçekler yerine gecekondular açmış İzmir’in. Yine de şikayet etmeden gülümsüyor ya yüzüne, insanın daha bir sevesi geliyor onu. Hak ettiği gibi bakılsaydı var ya, büyülerdi onu göreni…

İzmir çok canlı, renkli ve yaşayan bir şehir. Turist  Ömer gibi, yolda  rastladığınız insanlarla iki kelam edebiliyorsunuz. Bazen kolunu kaptırdığın da oluyor, “attırıveresin 5 lira görüvereyim kısmetcağızını” diyen birine. O zaman azıcık efeleneceksin bea! Deli deliyi gözcağızından tanır bea! Kaçar. Galiba ben de biraz İzmir’e benziyorum. İllaki özgür ve azcık da hey heyli! Ve böyle olmak ne kadar da keyifli… 

Biz Ankaralılar balığın en tazesini yediğimizi iddia ederiz. Bu, züğürt tesellisi midir   bilmem? Ama İzmir’de ayaküstü balık ekmek yenebilecek, makul fiyatta bir yer bulamayınca bizim Sakarya Caddesi balıkçı esnafını takdir ettim. 

Neyse ki balık ihtiyacımızı deniz çuprası yiyerek karşıladık. Ama, deniz kenarında bir mürekkep balığının yakalanışına bizatihi şahit olduğumuzdan mıdır bimem, kalamar tava yiyemedik. İnsanoğlu tuhaf!

Seyyar satıcılar da ayrı renkli burada. 

Karşıyaka’nın renkleri gibi canlı kırmızı, parlak yeşil, çileği, eriği, çağlası. Kaf kaf kaf, si si si, kaf si kaf si kaf. Hele buzlu bademi? Ay çekirdeğine çiğdem diyor dilleri…

Damla sakızlı Türk kahvesi yanında nargile var ise. Tavlada pencüse severler güzeli genç ise. 

Kordonu, Alsancak’ı, Konak’ı sevilmez mi, mevsimlerden bahar vakitlerden bir akşamüstü ise?    

Bu kadar yoksul, bu kadar çok seyyar satıcı, başka bir ülkede hatta belki başka bir şehirde olsa kavga çıkardı. İzmirliler boğaz kavgasında da, geçim savaşında da aldırmıyormuş gibi, neşeliymiş gibi yapabiliyor. Onun için belki, bu ülkeyi krizler hep teğet geçiyor..

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3258 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri