Harikalar diyarı

06.03.2010 - 8:52 | - Tüm hikayeler
  • Sanırım çocuklar masallara inanmazlar, daha onlar evreni zaten bir harikalar, bir masal diyarı olarak görürüler

Sanırım çocuklar masallara inanmazlar, daha doğrusu inanç ya da inanmak gibi soyut kavramlarla henüz işleri olmadığından onlar evreni zaten bir harikalar, bir masal diyarı olarak görüp, gördükleri her şeyle ilgilenmektedirler. Bu yüzden bana göre asıl masallar büyüklere anlatılanlardır, çocuklara değil…

Mesela, Alis Harikalar Diyarında’ nın hiçbir çocuğu “vay be!” diye şaşırtabildiğini zannetmem. Çünkü her çocukta, bir masa ya da divanın altını, boş bir dolap içini, kapı eşiğini ya da yorgan altını harikalar diyarına çevirebilecek doğal bir yetenek zaten vardır. Yastıktan atlı, oklavadan kılıçlı kaç şövalye ile savaşmışlığım vardır küçüklüğümde, ta ki Dartanyan’a aşık olana kadar. Kaptan Nemo ile kaç kez denizlerin yirmi bin fersah altına inmişimdir,  sayısını unuttum…

Suyla oynamaya bayılır çocuklar, bu oyunların en zevklisidir çünkü. Arşimed’in bile hamamdan “Evreka!” diye fırladığı söylenir bilimsel bir söylencede. Arşimed’in bulduğu önemli bir hidrostatik ilkesidir: Bir sıvıya giren her cisim aşağıdan yukarıya yönelen bir güçle karşılaşır ve bu güç, cismin yerini aldığı sıvının ağırlığına eşittir. Ne insanlar varmış di mi hamamda bile fizik düşünüp, “buldum” diye çırılçıplak dışarı fırlayan?! Söylence doğru olsun ya da olmasın bilimsel kuramla tutarlı ve insanların bilimi algılayışına ışık tutması açısından manidar…

Mutfak da harikalar diyarıdır kahraman çocuklar için. Hatırladığım ilk oyuncaklarım annemin diktiği bez bebeğim, pazardan alınma oyuncak fırınım ve fincan takımıydı. Portakal kabuklarından ve ağaç yapraklarından yemek yapan minikler okula başladıklarında kuru fasulye ile sayı saymayı, patatesten baskı, çam kozalaklarından süs, yumurta kabuğundan kukla, çakıl taşından tırtıl, sarı orlon ipten civciv yapmayı öğrenirdi. Abra kadabrayı da Fen derslerinde! Yumurtayı soyup içinde ispirtolu pamuk yanan şişenin üzerine oturturduk, ateş şişedeki oksijeni bitirdiğinde yumurta lüp diye şişenin içine giriverirdi mucize kabilinden! Bu ne kuramıydı hatırlamıyorum ama deney aklımda. Newton’un bile elma düşünce kafası dank ediyor, bizim aklımızda yumurta kalmış çok mu?

Bir kağıt üzerine yapıştırdığım tel şehriyeden deniz, çubuk makarnadan gemi, arpa şehriyeden balık, yıldız şehriyeden bulut yaptığımı hatırlıyorum. Hatta evde yapıştırıcı bittiğinde kendi tutkalımı üretme çalışmalarım bile olmuştur un ile suyu karıştırarak…

Sivri fındıktan fırıldak, tencere kapağından direksiyon gibi içtiği gazoz kapağından bile oyuncak yapan çocuklardık. Bütün bunlar sınır tanımayan hayal gücümüz için çocuk oyuncağıydı. Hiçbir şey iki günde kırılacak ya da çöpe atılacak kadar ucuz değildi…

Derken, 6 derece daha ısınırsa insanlar için yaşamanın imkansız hale gelebileceği dünya hızla değişti. Artık gerçeğinden ayırt edilmeyen animasyonlarla zenginleştirilmiş masallarda her şey sizin için birileri tarafından düşünülüp anlatılıyor. Bu da, çocukların doğal harikalar diyarlarının ellerinden alınıp yerlerine alışveriş merkezleri yapıldığını düşündürüyor bana…

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
6743 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
yemek ve yaşam, çocuk ve yemek, yemek kültürü, yaratıclık, şekillerle yemek, komik yemekler

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri