Gözüm kaldı

12.01.2010 - 19:29 | - Tüm hikayeler
  • Güzel bir yemeğe gözüm takılıp kalmadı ama güzel yemek yiyen birisine gözüm takılır bazen

Çocukluğumda genellikle "Allah, az verip gezdirmesin; çok verip azdırmasın."duasını işitirdim çevremden. Burada "gezmek" kelimesi, sadaka toplamak için kapı kapı dolaşmak anlamında kullanılıyor.

Böylesi makul dilekleri/duaları dinleyerek büyüyen insanın, hayattan beklentisi de oldukça makul oluyor. Ahmet Arif'in "Dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar..." dizeleri;  ya da Nihat Genç'in "Erkek, kucağında bir karpuzla girer kapıdan, 'hanım kes şunu, çoluk çocuk yiyelim..." satırları gibi.
Benim kuşak, tüketim kültürü bakımından şanslı bir dönemde çocukluğunu yaşadı. Reklam bombardımanı ve marka furyasının azıttığı yıllarda ise çocukluğumuzu geride bırakıp, görece bilinçli yaşlara adım atmıştık. Yani öylesine çok fazla gıpta edip de yiyemediğim, giyemediğim, alamadığım pek bir şey olmadı hayatta. Zira isteklerim, hep makul ve olabilir ölçülerde şeylerdi.

İştahlı birisi olmama rağmen boğazıma çok düşkün olduğum söylenemez. Bu yüzden, hiç şöyle bir yemek olsa da yesem diye içimden geçmez. Yani, en muhteşem sofralarda bile gözümün kaldığı bir yemek olmadı.

Güzel bir yemeğe gözüm takılıp kalmadı ama güzel yemek yiyen birisine gözüm takılır bazen. Burada güzel olan yemek değil, yemeği yiyen insanın yeme biçimidir.

Peki bir yemek, benim gözümün takılacağı kadar güzel nasıl yenilir? Yemeklerin yapıldığı malzemenin doğallığı, hormonsuzluğu ne kadar önemli biliyorsunuz. Benim için de yemek yiyen insanın, yemek yeme biçiminin doğallığı o kadar önemli. Böyle birisini gördüm müydü; geçip karşısına güzel bir doğa belgeseli izler gibi izleyesim gelir.

Yediği ne olursa olsun; çatalıyla, kaşığıyla veya eliyle onu alışı. Sonra ağzına götürüşü ve dudaklarına teğet geçip dişlerinin arasına bırakışı. Dudaklarının kapanması ve lokmasını ağzının içindeki ilk çevirişi. Çiğnerken, çene kemikleri başta olmak üzere yüzünün hareket eden kısımları. Lokmasını yutması. Gırtlaktan geçen lokmanın, terminalde uğurlanan yolcu misali gözümün önünden kaybolup gitmesi.
Bir de yenilen meyve ise. Hele de üzümse. Yiyen de benim İki Gözüm'se.
 
Bağımda üzüm kaldı üzüm kaldı
Yemedim üzüm kaldı üzüm kaldı
İki emmi kızının aleyli aleyli
Birinde gözüm kaldı aleyli aleyli...

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
4978 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 1 yorum yapılmıştır
  • 12.01.2010 - 19:39
  • Tayyar
  • Göz Takılması
  • Hocam, göz takılması olayına çok güzel değinmişsiniz. Benim de genelde gözüm takılır, bu takılma münasebeti ile bir gıdım yemek yiyemem. Hele bir de üzüm bağı demişsiniz ki, offf. Hazır bahis konusu olmuşken ona da değineceğim. 1982 yılından bu yana ağzıma üzüm sürmedim. Öyle ya, insan göz göze bir üzüm yiyemeyecekse o üzüme el sürülmesin. İlk terk edilişim üzümle olmuştur. Üzüm tanelerinin içerisine evlilik yüzüğü koymuştum. Evlenme teklifi ederken taneler yendi ancak bizim teklif üzüm çöpünde asılı kaldı.
    Gel de şimdi ye bakalım!

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
gözüm kaldı, yemek hikayeleri, yemek ve yaşam, yemek öyküleri, kısa öyküler

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri