Garson hesap lütfen

13.10.2009 - 14:35 | - Tüm hikayeler
  • Ne zaman kalabalık bir grupla bir yere yemek yemeye gitsek bana göre yemeğin en sıkıntılı anıdır hesap ödeme seramonisi.

Siz de yaşar mısınız bu duyguyu bilmem ama ne zaman kalabalık bir grupla bir yere yemek yemeye gitsek bana göre yemeğin en sıkıntılı anıdır hesap ödeme seramonisi. Kastettiğim bir iki arkadaşla samimi havada yenen bir yemek değildir, çünkü birbirlerini az çok tanıyan insanlar bu konuda ortak bir uzlaşma bulmuşlardır. Peki ya çok kalabalık ve birbirine mesafeli insanlarsa o an orada bulunanlar? Nasıl hesap ödemeli, nasıl paylaşmalı ya da paylaşmalı mı? Ehh günümüz ekonomik koşulları düşünülünce paylaşmamak olmuyor da, paylaşım nasıl olacak? Bu konuda bizim dilimize artık sakız olmuş bir ifade vardır; Alman usulü hesap ödemek. Herkesin kendi yediğini içtiğini ödediği hatta abartılıp kuruşu kuruşuna hesaplandığı bir sistem bu, ki bizim buralarda pek sökmüyor.

İnternette gezinirken bu konuyla ilgili bir anekdota rasladım ve çok şaşırdım; sandviçinin tamamını bitiremeyen bir Alman diğer Alman'dan bitirmesi için yardım istiyor ve sonunda hesap ödeme zamanı gelince de sandviçin parasının 1/3'ünü talep ediyor. İçinizden "Yok artık daha neler" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Bize çok ters görünüyor ama gerçekten durum bu kadar vahim. Yıllar önce Hollanda'da kuzenimle bir kafede birşeyler atıştırdıktan sonra sıra hesap ödeme kısmına geldiğinde her ikimizde  müthiş ısrarcı davrandık, "sen ödeyeceksin, yok ben ödeyeceğim, yok valla ödetmem" sesleri masamızdan yükselirken yanımıza gelen garson "Türk'sünüz galiba" demişti bize.

Nasıl ki bize tuhaf geliyorsa yenilenin kuruşu kuruşuna hesaplanması onlara da bu davranış tuhaf geliyor olsa gerek. Hatırlarım da, iki arkadaşım  bu konuyla ilgili sert tartışmalarda bulunmuş,  hatta biri diğerinin cüzdanını alıp saklamaya kadar götürmüştü işi. Bu konuda en çok Türk erkeklerinin dertli olduğunu düşünüyorum. Kültürümüzde bir kadına hesap ödetmemek erkekliğin şanından sayıldığı için, hesap ödemek zorunda kalan kadın da bunu yadırgar ve mümkünse ikinci bir görüşmede bulunmayı da reddebilir. Bu sadece öğrencilik yıllarında kapsam dışı tutulur ve öğrenciliğin bir nevi züğürtlükle bir tutulduğunu bildiği için önemsenmez hemcinslerim tarafımdan. Şahsen hesabı hep bir cinsin ödemesi bana çok anlamsız gelmiş hatta bunu "arkadaş, benim oturduğum masada bir kadın elini cebine götüremez" şeklindeki sözlere de ayrıca sinirlenmişimdir. Bu konuda olduğunca eşitlikten yana olsam da istinalar olmasını da elbette kabul etmek gerekir.
 
Eşitlik demişken bu hesap ödeme usullerinin bir de Amerika usulu vardır ki durum daha da vahimdir. Amerikan usulü diye bir hesap ödeme şekli yok aslında,  Amerika'da yaşayan Türkler'in hesap ödeme usulleri var. Avrupa'da yaşayan Türkler'de buna hiç rastlamasak da nedense Amerika'da yaşayan Türkler'de daha garip bir işleyiş mevcut. 1 yıl kadar yaşadığım Amerika'da pek çok Türk arkadaşım olmuştu. Amerikalı Türklerin eşitlikçi sistemi ise şu: ilk kez kalabalık bir grupla yemeğe gitmiştim ve param kısıtlı olduğu için menüden en uygun fiyatlı ne ise onu seçmeye, alkol almamaya özen göstermiştim. Bunca kalabalık bir grubun hesabı tek bir kişiye yıkılamayacağı için elbet herkes kendininkini üç aşağı beş yukarı öder diye düşünüyordum.

Herkes içkilerini yudumlar, iyi pişmiş bonfilelerini çatallarken ben kuru bir sebzeli pizza ve su ile yetinmiştim. Hesap geldiğinde ise toplam  tutar kişi sayısına  bölünmüştü ve hesabı herkes eşit ödemişti, benim gibi ucundan kıyısından yiyen de her çeşitten tadan da.. Sonradan öğrendim, Amerikalı garsonlara ayrı ayrı para verince, "bunu şurdan al, bunu şu karttan çek" deyince kafaları karışıyormuş. Demek öyle diyerek bir başka yemekte, bir önceki hesabın acısını çıkarırcasına her istediğimden yedim, tatlısına varana kadar ve yine bir önceki hesap kadar ödedim. Ve öğrendim sonra; "istediğini ye aşağı yukarı hep aynı hesabı ödüyorsun nasılsa".

İster Alman usulü olsun ister bir başka milliyete ait usul, her ne olursa olsun yemeklerin en sevimsiz kısmı bence, hesap ödeme faslı. Bir de yapmacık ifadeler vardır ki " Aaa oldu mu şimdi, hani baraber ödeyecektik, yok bunu saymam v.s. "gibi. Bu sebeple olsa gerek çok kalabalık bir yemek topluluğunda bulunmaktan pek hazzetmem. Para konusu işin içine girince yemeğin tadı da kaçıyor gibi geliyor bana. 
 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
7422 kez okunmuştur. Yorumlar (2) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 2 yorum yapılmıştır
  • 13.10.2009 - 15:47
  • Cano
  • Hey Garson!
  • Çok hoş bir yazı olmuş gerçekten, eline sağlık!
    Ben de bu hesap ödeme faslında gerilirim. Ancak hesabı bir kişi ödeyecekse eğer, o ben olayım isterim. Diğer türlü yediğim yemeklerin hiç tadını alamıyorum, boğazıma diziliyo...
    Amerikan usulü diye bahsettiğin usulü uyguluyoruz bazı arkadaşlarla. Üç aşağı beş yukarı, aynı fiyattaki şeyleri yemeye dikkat ederek tabi :)))

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
  • 13.10.2009 - 23:52
  • Bünyamin
  • Hesap ödeme.
  • Seksenli yılların ortasında Cebeci'de bir kahvede üç Civan oturmuş 3-5-8 oynuyor. Bu matrak üçlünün oyunlarını izlemeye müdavim, komşu bir okuldan 5 Çıtır da gelip masaya ilişiyor. Büyük yuvarlak masaya gelen çayların sayısı kısa sürede otuzlara ulaşıyor. Bir süre sonra beş izleyici kalkıp derse gidecekler ve bizim tombalak garsona yöneliyorlar. Tabi 3 civan, civanlığa pekmez sürdürmemek için oturdukları yerden itirazi el sallamalar yapıyorlar. Bir süre sonra da Civanlarımızın ders saati geliyor ve kalkıyorlar.
    -Abi 35 çay...
    -Oğlum almadın mı kızlardan?
    -Abi siz öyle alma diye işaret edince...
    -Allah seni davul etsin emi...

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
hesap, hesap ödeme, Alman usulü hesap ödeme, yemek ve para, hesap ödeme şekilleri

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri