Eti reklamı çocukları bakkala çekerdi

16.09.2009 - 13:26 | - Tüm hikayeler
  • İki bisküvi firmasının reklamlarını dinlerdik her gün ama ne bizlerin; ne büyüklerin belleğinde marka olgusu yoktu. Avucumuzun içindeki parayı tezgahın üzerine koyup, “büsküüt” derdik. Büsküvüt, bisküvüt, büskiü, bisküvü, bisküi, bisküvi…

Önce müthiş etkileyici tonda bir kadın sesiyle anons edilirdi; “Poyraz Reklam Ajansı sunar!”
Sonra,  yeni kuşağın pek tanımadığı müzikalitede hazırlanmış radyo reklamları başlardı:
 
-Bir bilmecem var çocuklar?
-Haydi sor, sor!
-Çayda kahvaltıda yenir.
-Acaba nedir? Nedir?
-Bisküvi denince akla hemen; onun adı gelir.
-Eti. Eti. Eti…

 
-Önce güneş, hava, su.
 Sonra bol gıda gelir.
 Akşama babacığım;
 Unutma, Ülker getir!...
 
Google görselde o kadar arama-tarama yaptım bulamadım. “Teneke kutuda bisküvi” dedim olmadı; “Teneke kutuda satılan bisküvi” yazdım yine olmadı. Demek ki bazı şeyler için 35-40 yıl öncesi, oldukça eski bir dönem demek. Madem bir fotoğrafını bulamadık, dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışalım.
 
30x30x30 cm ebatlarında, ağırlıklı olarak kırmızıya boyalı, teneke bir kutu düşünün. Üst kısımda basit ama oldukça kullanışlı bir kapak. İçinde ince bir naylon örtünün muhafaza ettiği bisküviler. İşte bu kutulardan sekiz on tanesinin bulunduğu  bölüm, bir bakkalın en önemli reyonuydu o yıllarda. Yaklaşık beş kilo çeken kutulardan gramla satılırdı bisküviler.
 
Avucumuzda sıkı sıkıya tuttuğumuz metal para ile bakkalın yolunu tutardık. Tabi yolda giderken ağzımızdan dökülürdü o günlerin meşhur iki reklam cingılı. Bence sadece o günlerin değil bütün zamanların en güzel iki reklam cingılı. Gerçi bu cingıl (jingle) kelimesini, reklam müziğine yazılan kısa şarkı anlamında kimse bilmezdi o yıllarda.
 
İki bisküvi firmasının reklamlarını dinlerdik her gün ama ne bizlerin; ne büyüklerin belleğinde marka olgusu yoktu. Avucumuzun içindeki parayı tezgahın üzerine koyup, “büsküüt” derdik. Büsküvüt, bisküvüt, büskiü, bisküvü, bisküi, bisküvi…
 
Bakkal, önce paraya bakıp kafasından hızlıca bir hesap yapar ve tahta muhafaza içindeki yuvarlak oyuklardan o hesaba uygun gramı terazinin bir gözüne atardı. Terazinin diğer kefesine yarım gazete sayfasını koyar ve teneke bisküvi kutusundan aldığı bisküvileri terazi dengeye gelinceye kadar kağıdın üstüne yığardı. Diğer avuçta varsa bir yirmibeşlik, bu bisküvilerin arasına konulacak lokum da alınır. Yoksa, bir duvarın üzerine oturulur ve yarım gazete sayfası itinayla açılıp bisküviler yenir. Bir yandan yerken, bir yandan da okuma egzersizleri yapılır…  
 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
6250 kez okunmuştur. Yorumlar (3) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 3 yorum yapılmıştır
  • 17.09.2009 - 11:21
  • Nihan Özdemir
  • Bisküvi
  • Yazıyı okuyunca birden kafamda canlandı; teneke kutunun içerisinde bisküviler.. Benim en çok sevdiğim ise hala bulabildiğim ve beni çocukluğuma götüren "finger" olarak satılan bisküvidir. Benim de aklıma gelen cingıl ise; "...finger, mari, hepsi de kiloluk bir kiloluk"
  • 17.09.2009 - 13:43
  • Cano
  • Püsküüüü
  • Bisküvi, büsküü, bisküvit, püsküü... Yahu doğrusunu öğrenene kadar göbeğimiz çatlamıştı. Ama reklam cangıllarını hiçç unutmadık! Bakkal Fevzi Amcayla aramızda geçen bisküvi muhabbeti de üç aşağı beş yukarı anlattığın gibiydi. Canım şimdi o püsküülerden çekti. Çaya banıp banıp yemek istedim.
    Lokum gibi yazı olmuş, ellerine sağlık...

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
  • 07.11.2009 - 16:24
  • besteğül keysan
  • annem
  • her kez annesine sayip çıksın çünkü annenizi bir gün kaybederseniz o zaman anlarsınız

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
etli yemek, büskivi, reklam, çocukluk anıları

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri