Elmanın kısa öyküleri ve kitaplar

04.11.2009 - 2:45 | - Tüm hikayeler
  • Elma..İnsanların ilk yaratıldığında yasaklanmasına rağmen yedikleri meyvadır. Bugünlerde daha sık duymaya başladık elmanın adını.

Bugünlerde daha sık duymaya başladık elmanın adını. Yeni yeni özellikleri keşfediliyor. Hayatımızda öylesine yer etmiş ki...hikayelerde anlatmak istediğimiz mesajların da kahramanı elma..

Duymuşsunuzdur, Franklin ve çocuk arasındaki elma diyaloğunu..

Franklin bir çocuğa bir elma vermiş.
Çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş.Çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verince,çocuk dört elmayı elinde zapt edememiş,
sonuncusunu düşürmüş yere...
Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk.

Hayat böyledir işte...
Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi
kaybetmek bizi perişan eder.

****
 

Bir başka öykü yaşlı samuray ve elma dersi..

Ömrünü Japonya için savaşlarda geçiren bir samuray varmış. Cesareti, bilgeliği ve savaşlardaki başarıları ile herkes tarafından taktir gören ve saygı duyulan bu samuray neredeyse hayatının tümünü savaş alanlarında geçirmiş. Bu samuray yaşlılık dönemlerini ise Japonya kralı tarafından kendisine başarılarından ötürü verilen oldukça büyük bir arazide kurduğu evinde geçirmekteymiş.

Aralarındaki yaş farkı oldukça fazla olan 3 oğlu bulunan bu samuray artık iyice yaşlandığını hissedince kendisinden sonra yerine hangi oğlunun geçeceğini tespit etmek amacıyla onları bir sınava tabi tutmak ister. Bu amaçla da evindeki bir odasının içine geçer odanın içine oturur oğullarını sırasıyla odasına çağırır. Ancak yaşlı samuray bu sırada zaten kapının üstüne bir elma koymuştur ve kapı açılınca da elma düşecektir.

İlk önce küçük oğlunu çağırır. Küçük oğlu odaya gelir kapıyı açar ve elmanın yere düşmekte olduğunu fark eder ama o kılıcını çıkarıncaya kadar elma çoktan yere düşmüştür. Olanları anlayan küçük evlat büyük bir utanç içinde odaya girer ve babasının karşına oturur.

Yaşlı samuray daha sonra ortanca oğlunu çağırır. Ortanca oğlu kapıyı açar ancak elma yere iki parça halinde düşer çünkü kapı açıldıktan sonra elma daha havadayken ortanca evlat büyük bir ustalıkla kılıcını çıkarmış ve elmayı ikiye bölmüştür. Ortanca evlat büyük bir onur ile babasının karşınına kardeşinin yanına oturur.

Yaşlı samuray en son büyük oğlunu odaya çağırır. Büyük evlat kapıyı önce yavaşça aralar elmayı fark eder ve bir eliyle elmayı alır, içeri girer, kapıyı kapatır ve elmayı yerine koyar. Büyük evlat da babasının karşısına, kardeşlerinin yanına oturur ama onda ne utanç ne de gururdan iz vardır.

Yaşlı samuray küçük oğluna dönerek “daha öğrenmen gereken çok şey var” der. Ortanca oğluna dönerek “bildiğini zannettiğini aslında tam olarak öğrenememiş olduğunu” söyler ve büyük oğluna dönerek “benden sonra yerim senindir” der.

Yaşlı samuray oğullarını küçük bir elma testinden geçirirken..onların hayata karşı duruşlarını da değerlendiriyor. Yaşam tecrubesi ile kazanılan beceriler, insanın zaman içerisinde karşılaştığı zorluklara karşı direncini artırır.

****

Peki ya Newton’un Elmaları'nı okudunuz mu?

Yıl 1666. Newton 20 yaşında, üniversiteden
ayrılıp ailesinin Woolsthorpe yöresindeki
küçük çiftliğine çekilir. Günler akıp gider. Bir
gün Ay tam yükselirken, ağaçtan bir elma düşer.
Ay’a ve elmaya bakan Newton’un aklına
iki soru takılır:-Ağaçtan düşen bu elma neden Ay gibi
Dünya’nın etrafında dönmemektedir?
-Şu doğan Ay, neden elma gibi Dünya’nın
üstüne düşmemektedir?
Bu sorular yanıtı olmayan bir bilmeceye
benzer: Düşmeyen ama dönen Ay’ın hareketleriyle,
düşen ama dönmeyen elmanın hareketi
arasında acaba bir benzerlik var mıdır?
Acaba neden gökte ve yerde farklı yasalar işlemektedir?
Bu kadar yalın bir gözlem, iki bin
yıllık bir inancı yıkar. Jean-Marie Vigaureux,
herkesin anlayabileceği bir dille ve canlı bir
üslupla Kopernik devrimine kadar olan dünya
anlayış ve kavrayışlarını sergiliyor. Ardından,
yaşadıkları dönem ve yaşam çerçevesinde
Kepler ve Galileo keşiflerini sıralayarak sözü
klasik fiziğin kurucusu Newton’a getiriyor.
Aydınlatıcı olduğu kadar çok da yararlı bir kitap
Newton’un Elmaları.

Elma üzerine bir başka kitapta "Elma'nın suçu"

Elmanın Suçu bir suç romanı. Polisiye anlamında değil; suç ve ceza kavramlarını toplumsal yargılarımızla birlikte ele almak anlamında bir suç romanı. 'Suç' ve 'ceza', kendisine konu olarak bireyi seçmiş bir anlatı türü için, bireyi çevreleyen toplumsal koşulları tartışmak açısından çok vaatkar bir alan açarlar. Nitekim edebiyatın ilk örneklerinden bu yana, dünya üzerinde çok farklı coğrafyalardan çok sayıda yazar bu kavram çiftini romana konu etmişlerdi. Daniel Defoe'nun Moll Flanders'i, Charles Dickens'ın nerdeyse bütün eserleri, Hugo'nun Sefiller'i, Stendhal'in Kırmızı ve Kara'sı, Tolstoy'un Diriliş, Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sı, Zola'nın Therese Raquin, Camus'nün Yabancı'sı, Kafka'nın Dava'sı ve daha niceleri suç meselesi etrafında kurgulanmış, yazarlar 'içinde yaşadıkları dönemin ve toplumun etkileriyle de oluşmuş bakış ve görüşlerini' romanlar aracılığıyla tartışmışlardı.

Elmanın Suçu'nda bir antikahraman yaratmış Selcen; toplum ve kurallarıyla barışık değil ama savunduğu bir davası da yok, biraz umutsuz, biraz kinik bir tip. Görmüş geçirmiş; yaşadıklarından, gönül ve hayal kırıklıklarından sonra artık hiçbir şeye inancı kalmamış. Artık tek beklentisi gemisini kurtarmak, "küçük bir bireysel mutluluk adacığı bulabilmek". Kendi deneyimlerinden yola çıkarak suç ve ceza hakkında eleştirileri olsa bile, bu biçimin yerine daha iyi bir biçim konulabileceği iddiasında bulunmuyor.
"Böyle konularda insan, benim gibi kendi çapında namlı bir suçlu olunca, biraz taraf oluyor haliyle. Sonra da boş zamanlarında, sanki kendi doğasından birşey anlarmış gibi, suç üzerine düşünüyor, kırkından sonra kitap karıştırıyor. Ne buluyor? Bu konuda külliyatın yüklü olduğunu... Ve insanoğlunun şu yeryüzü üzerine atılmasından başlayarak, şu anlı şanlı tarihinin tümüyle bir 'suç tarihi' olduğunu. (...) Elmayı koparmak, bir suç değil, bir yoldur sadece. Başka yere çıkan bir yol... Bu yüzden de "Neden öyle yaptın?" denemez. (...) Hem illa bir suçlu gerekiyorsa, elmaya bakmayı öneririm. Neden orada duruyordu ki? Öyle pırıl pırıl ve biricik."

Elmanın Suçu bir soygun etrafında gelişen olaylar üzerinden insan psikolojisine yönelişiyle, zengin mekân tasvirleriyle ve sürükleyici hikâyesiye Cem Selcen tarzını çok iyi yansıtıyor.

Kaynak:
Kaynak : Tübitak Bilim & Teknik , Bülent GÖZCELİOĞLU
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=6494
http://www.nuveforum.net/65-felsefe/1157-dusunduren-elma-hikayesi/
http://www.supermeydan.net/forum/forum217/thread27860.html

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
8232 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
elma, elma öyküsü, elma kitapları

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri