Dört kardeş bir yerde yatar

24.03.2010 - 11:19 | - Tüm hikayeler
  • İki avucumu birleştirip açmama rağmen bana verdiği cevizlerden bir kısmı yere düşer ve Hasan Dedenin o muazzam ellerine daha bir hayretle bakardım.

Hasan Dedenin, göğsüne kadar inen bembeyaz sakalı ve ilerleyen yaşına rağmen dinç bir  gövdesi vardı. Heybetli vücuduna paralel giydiği ceket-kaban arası üstlüğünün her iki tarafında büyükçe cepleri bulunurdu. Bize geldiğinde hemen koşup yanına gider ve başımızı kaldırıp heybetine inat gülen muzip yüzüne bakardık. Birkaç saniyelik bakışmadan sonra Hasan Dede dizlerinin üzerinde çöker ve hiç konuşmadan ellerini ceketinin cebine sokup cevizleri tıkırdatmaya başlardı.

- Ceviiiiizzzzz!!!
 
İki kocaman eli aynı anda ceplerden çıkar ve her birinde sekiz on ceviz.
 
İki avucumu birleştirip açmama rağmen bana verdiği cevizlerden bir kısmı yere düşer ve Hasan Dedenin o muazzam ellerine daha bir hayretle bakardım. Kardeşimse entarisinin eteğini iki eliyle tutup cevizleri daha güvenli bir şekilde teslim alırdı. Evlere elektriğin, televizyonun henüz girmediği günlerdi. Pek bir oyuncağımız da yoktu ama hiç canımız sıkılmazdı. Bütün gün bahçede-avluda oynardık; akşamları da ya Hasan Dede ile karısı bize gelirdi, ya da biz onlara giderdik.  İşte böyle bir ziyaretimizde Hasan Dede, cevizleri her zamanki gibi kırmamamızı, bize güzel bir oyun göstereceğini söyledi. Sonra da cebinden kemik saplı çakıcısını çıkartıp cevizleri itinayla tam orta çizgisinden kesmeye başladı. Bizden de cevizin kabuğunu çatlatmadan iç kısmını çıkartıp yememizi istedi. Kardeşim, ben ve Hasan Dedenin iki torunu hemen işe koyulduk ve bize verilen talimat doğrultusunda yirmi yarım cevizin içini çıkartıp yedik. Hasan Dede, içleri tamamen boşaltılmış yirmi yarım ceviz kabuğunu kocaman avuçlarında toplayıp odadan çıktı. Biz heyecanla nasıl bir oyun göstereceğini beklerken de sağ  elinde küçük bir çinko tepsi ve sol elinde içi ceviz dolu büyükçe bir torba ile içeri girdi. Beyaz çinko tepsinin içinde bizim yarım ceviz kabukları kapatılmış vaziyette duruyordu. Hasan Dede:


- Bu ceviz kabuklarından birisinin altında benim yüzük var. Hadi bakalım kim o yüzüğü bulursa ona bir ceviz vereceğim. Ama dokunduğunuz ceviz kabuğunu  açmak zorundasınız. Öyle tutup sallamak filan yok. 

Dördümüz de anında kurallarını öğrendiğimiz bu basit ama zevkli oyuna hemen  başladık. Hasan Dedenin serçe parmağında taşıdığı kehribar taşlı gümüş yüzüğü bulan anın da bir cevizini alıyordu. Hasan Dede, tam karşımızda; bizler çevresinde hilal şeklinde oturmuşuz. Hasan Dedenin “Herkes gözlerini kapatsın” komutuyla gözlerimizi yumuyoruz;  bulunan yüzük tekrar bir ceviz kabuğunun altına konulup cevizler karıştırıldığında gelen “Aç” komutuyla da oyun yeniden başlıyor. Torbadaki cevizler gittikçe azalırken bizim önümüzde hatırı sayılır ceviz kazancı. Gaz lambasının titrek ışığında Hasan Dedenin karısı, kızı uyuklamaya başlamışlar. Annemlerse bizim o gece Hasan Dedemlerde  kalmamıza izin verip eve gittiler. Ama bizde keyifler müthiş. En neşelimiz de Hasan Dede. Üstelik bir tek ceviz bile kazanmadığı halde.

Nihayet torbadaki cevizlerin hepsi bitiyor ve herkes kazandığı cevizleri toplayıp Hasan Dedeye yardım ediyor. Kocaman bir döşek az önce oyun oynadığımız yere seriliyor ve dört çocuk içine atlıyoruz. Büyükçe yün yorganı üzerimize örten Hasan Dede, iyi geceler demeden bir bilmece soruyor:

- Dört kardeş bir yerde yatar Bilin bakalım ne?

- ??!!

Dördümüzün de yanaklarından öperken cevabı söylüyor

- Ceviz.
 
tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
5664 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
ceviz, ceviz hikayesi, yemek hikayeleri, yemeklerin hikayeleri

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri