Cennetin kapısını açların karın gurultusu çalacak

04.02.2010 - 13:16 | - Tüm hikayeler
  • Evliyadan İbn i Hafif Hazretleri çok mütavazi bir şahsiyet idi. Ömrü boyunca çok az yemekle idare eder idi.

Ankara Lokantacılar Odası Yönetim Kurulu Üyesi  Şahin Özlek: “Böyle giderse etin kilosu bu yıl sonunda 50 TL olur.” diyor. Gitmemesi için de “et ithalatı” öneriyor. Liberal Ekonomide bir özel sektör temsilcisinin, böyle bir durumda aklına ilk gelen doğal olarak “ithalat” oluyor.  On yıllardır her alanda üretimin unutturulduğu yurdum insanından başkaca da bir çözüm önerisi gelmez.

Farkında mısınız, son aylarda et fiyatları müthiş yükselişte. Tabi et fiyatları da pek çok benzer ürün fiyatı gibi asla ve kat’a enflasyon rakamlarını etkilemiyor. Etin, sütün, peynirin, zeytinin, pirincin, şekerin ve tabi benzinin TÜFE miz ile küfemiz de yeri olamaz. Neyse biz aklımızın ermediği makro ekonomik konuları teğet geçip etimize dönelim.

Efendim, ülkemiz nüfusu artıyor ama küçükbaş ve büyükbaş hayvan sayısı bilhassa ikibinli yıllarda gittikçe azalıyor. Azalan miktar da önemli ölçüde ihracata yönelmiş vaziyette ve iç piyasada et fiyatları 25-30 lirayı buldu. Bu gün için bir asgari ücretlinin bir günlük ücreti bir kilo et almaya yetmiyor.  Hani şu eti tüketiciye 10 liraya ulaştırmanın, ithal et ve nallı kuzu seçenekleri dışında başkaca yolu olamaz mı?
Ortalama 200 kilo et veren bir büyükbaş hayvanı, doğumundan satış gününe kadar 500 lira masraf edip bakan üreticinin cebine 1.000 lira girerse bu işin yarısı hallolur. 1.000/200 = 5 TL/Kilo fiyatla etimiz üreticiden alınır ve toptancı+perakendeci kar payı olarak bir 5 TL daha eklenir ve 10 TL kilo fiyatından soframıza gelir. Tabi bunun için en başta o hayvanı yetiştiren adama, 500 TL üzerinde bir kuruş ilave maliyet çıkartmayacaksınız. Et ve et gibi temel gıdaların her aşamasında devlet olarak destek-denetim işlevini yerine getireceksiniz. Ekonomide en önemli faaliyetin “üretim” olduğunu, üretim içinde en önemli sektörün de tarım-hayvancılık olduğunu bileceksiniz. Yurttaş olarak, ülkenizde et, süt gibi temel besinlerin üretimine ilişkin yıllar öncesi kurulan devlet işletmelerine sahip çıkacaksınız. Böyle hayati konularda hep sizin aleyhinize ekonomik kararlar alıp uygulayan “Büyük Baş” ları, en uysal küçük baş “koyun” sessizliğiyle izlemeyeceksiniz. Biraz aykırı ve inatçı “keçi” lerden ilham alacaksınız. Ama on yıllarca bu konularda gıkınız çıkmadıysa; bu gün için pek bir yapılacak şey yok gibi.

Ha mesele sadece et fiyatlarıyla sınırlı olsa toptan vejateryen oluruz, önemli değil. Zaten kırmızı etin zararlı olduğunu hepimiz ezberledik. Kurbandan kurbana ezber bozarız, olur biter. Ama işte pek çok önemli besin maddesi de etin peşine takılıp gidiyor bu liberal ekonomide. Ve ücret gelirlerinin pür meali ortada. Gerçi canım ülkemde, sorun beslenme-açlıksa; vejateryenlikten daha etkili metotlar da yok değil. Gidip bayiden hiç böyle etin-sütün fiyatına karışmayan, hatta olumsuz hiçbir manşet dahi atmayan gül suyu kokulu bir gazete alıp pembe yanaklı, besili köşe yazarlarını huşu içinde okursunuz:

-Evliyadan İbn i Hafif Hazretleri çok mütavazi bir şahsiyet idi. Ömrü boyunca çok az yemekle idare eder idi. Günde sadece 4 adet hurma yer idi. Bir gün dalgınlıkla 5 hurma yediğini anlayınca hemen elini ağzına sokup istifra etmiş idi.  Sonra da hizmetkarına hiddetlenip; “Be hey adam! Peygamber efendimiz karnına taş bağlayıp günlerce hiç bir şey yemeden ibadet ederdi. Cennetin kapısını açların karın gurultusu çalacak der idi…”       

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
4873 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
açlık, yemek ve yaşam, et fiyatları, et fiyatlarındaki artış, et ve beslenme, yemek hikayeleri, yaşam üzerine, kısa yemek hikayeleri, kısa hikayeler

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri