Böğürtlen kola

02.02.2010 - 9:26 | - Tüm hikayeler
  • Şimdilerde çocuklar kola içmesin diye alttan alta çalışıyoruz ama çocukluğumuzda kola içebilmek için az uğraş vermediğimizi buruk bir tebessümle hatırlıyorum.

Şimdilerde çocuklar kola içmesin diye alttan alta çalışıyoruz ama çocukluğumuzda kola içebilmek için az uğraş vermediğimizi buruk bir tebessümle hatırlıyorum. Gerçi bize o zamanlar içme diyen yoktu. Ama içecek harçlığımız olmadığı için zaten sınırlı içebiliyorduk.
 
Tabi bizim de kendimizce bu sorunu aşacak çıkış yollarımız yok değildi. Üç beş çocuk bir inşaatın önünde kamyonetten indirilecek tuğla yada tahta gördük mü hemen yanaşırdık. “kolasına indirelim mi abi?”
 
Çoğunun işine gelirdi. Tabi oyuna geldiğimiz de olmaz değildi. O sıcakta işi bitirdikten sonra içeceğin kolayı düşünürken kovalanmak doğrusu en acı olanıydı. Böylesi durumlarda ettiğimiz küfürle avunurduk.

Ama böğürtlen mevsimi geldi mi kolanın papucu dama atılırdı. Böğürtlen mevsimi kendi kolamızı kendimizin yaptığı zamandı. Gerekli olan malzeme ise çok basit. Bir kola şişesi, soyulmuş ince söğüt dalı ve su.

Üç beş kişilik arkadaş grubu ile ormana dalardık. Ormanda yeni çalılar keşfetmek bu çalıların içinde dehlizler açarak böğürtlenlere ulaşmak en keyifli anlar. Gerçi akşam olduğunda elimize ayağımıza batan dikenleri çıkarmak can acıtsa da bu keyfi yaşamaya hiç engel olmadı.

Böğürtlenin hası kendisini gizler. O nedenle elindeki sopayla dalları tek tek  kaldırıp bakmak gerekir. Normal gözle baktığında hiçbir şey yokmuş gibi gelir ama dallarını tek tek kaldırdığında siyahıyla moruyla iri iri dolgun ve sulu böğürtlenlerle göz göze gelmek şaşırtmazdı bizi. Tabi davetsiz misafirlerden örümcekler hiç hoşlanmazdı ama yapacakları fazla bir şeyleri yoktu. Önce elimizdeki sopalarla onların ağlarını bozardık. Kaçışlarını izler sonra ganimete konardık. Bazen yeşil büyük örümceklere rastladığımız da olurdu. Onların ağları o kadar sağlam ve güçlü olurdu ki sopalarımızın ağırlığını çok rahat taşırlardı. Hatta böyle ağları bulduk mu ayrı bir oyun çıkardı bize. Attığımız dalların, yaprakların ne kadarını taşıyacak diye denemeler yapardık. Sonunda ise attığımız taşlarda ağı yırtarak galip gelirdik. Ama yine de bu örümceklerin olduğu yerlerdeki böğürtlenleri dikkatlice toplar fazla sokulmamaya özen gösterirdik. Büyüklerimiz bu örümceklerin ısırması halinde hemen ölebileceğimizi söylerdi. Tırsak değildik ama bu örümceklerin görünüşleri bizi korkuttuğu için uzak durmayı yeğlerdik.
 
Böğürtlenlerin iyisi elimizin ulaşamayacağı uzaklıkta olurdu. Onun için ekip çalışması şarttır. Birimiz sopayla çalıyı diğerine yaklaştırır. Diğeri de tek tek fanilasına toplar. O çalı öbeğinin toplama işi bittikten sonra bir araya gelerek bölüştürülür. Bölüşme işi oldukça adildir. Faniladaki böğürtlenden önce birisi alır. Sonra sıra diğerine geçer. Böğürtlenler bitene kadar sırayla alma işlemi devam eder. Bölüşmede ilk başlardaki iri sulu ve siyah böğürtlenler sonlara doğru yerini küçük ve hatta kırmızı böğürtlenlere bırakır.

Toplanan böğürtlenler tek tek şişenin küçük ağzından içeri atılır. Bazen kaçamak yapıp ağza girdiği de olur.  Şişe yarılandı mı ince çubukla şişenin içindekileri düğme zamanı gelmiştir. Bazen daha sulu olması isteniyorsa mataradaki suyu ilave edenlerde olur. Hatta daha şekerli olmasını isteyenler toz şekerde ilave eder. Ama benim favorim şekersiz olanıydı. Siyah ve mor böğürtlenlerden yaptığım kolanın kendi şekeri kafiydi ve tadı enfesti.

Böğürtlen kolasının tadı rengine göre değişiyor. Tatlı istiyorsanız siyah ve mor olanları tercih etmelisiniz. Ekşi istiyorsanız kırmızıya yönelmeniz gerekiyor. Benim tercihim çoğunlukla siyahtan yana olmuştur.

Şişede ezilen böğürtlenlerin suları iyice çıktıktan sonra artık içilme safhasına gelmiştir. Kafaya dikilerek tek seferde içilmesi gerekiyor. Gerçi böyle bir zorunluluk yok ama biz çoğunlukla öyle yapardık.

Birinci posta bittikten sonra yeni bir çalılık için tekrar işe koyulurduk. Yeni çalılar yeni böğürtlenler. Arada muşmulaların tadına bakılır. Ağızda bıraktığı buruk tat böğürtlen kolası ile giderilir.
 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
6337 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 1 yorum yapılmıştır
  • 05.02.2010 - 15:06
  • müzeyyen
  • =)
  • harika tasvirler... bir çırpıda okuyuverdim. teşekkürler.

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
böğürtlen hikayesi, çocuk ve böğürtlen, yemek hikayeleri, yemek öyküleri, kısa hikayeler, çocukluk anıları

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri