Beyoğlu'nda kriz başkadır!

30.10.2009 - 17:00 | - Serdar Kordu Tüm hikayeler
  • Taksim Meydanı'ndan Tünel'e kadar bir tur attım kriz ortamında
    Beyoğlu nasıl görünüyor diye. Valla Beyoğlu kimseyi takmıyor gibi görünüyor.

Dünyanın hop oturup hop kalktığı, ülkemiz coğrafyasında önceleri hafife alınsa dahi
şimdilerde etkisinin daha bir hissedilmeye başlandığı mali krizin ettiklerine dair yazacak değilim.
Ama Beyoğlu'nda cirit atan bir şahıs olarak buralardaki havayı size anlatmak boynumun borcu.

Malumunuz Beyoğlu müstesna bir yer. Avrupa'nın ortalama bir başkentini alın
Beyoğlu ile kıyaslayın pek bir fark bulamazsınız. İnsanlar çeşit çeşit ve herkes bu farklılık zenginliğinin
Beyoğlu'nu Beyoğlu yapan önemli faktörlerden biri olduğunun farkında.
Memlekette olan biteni Beyoğlu'ndan anlamak ilk etapta zordur o nedenle.
Burada ne Ramazan belli olur, ne kalpazan.
Çalışanla gezen, tursitle yerli, köylüyle şehirli, sağcısıyla solcusu İstiklal Caddesi'nde boy göstermektedir.

Beyoğlu'nda mutlu bir hayat var.
Dili, dini, ırkı, yaşama şekli, kıyafeti farklı insanlar beraberce yaşayıp gidiyor,
dünyanın dört bir yanından gelen turistlerle beraber. Ne kriz, ne dini bayramların sınırlamaları,
ne muhafazakarlık,
ne de perhiz burada tutmuyor. 
Bir de sokalarda yatanlara, dilenmek durumunda olanlara el uzatacak sosyal bir devlet çabası olsa
Beyoğlu dört dörtlük olacak.

Taksim Meydanı'ndan Tünel'e kadar bir tur attım kriz ortamında
Beyoğlu nasıl görünüyor diye. Valla Beyoğlu kimseyi takmıyor gibi görünüyor.
Oysa toplumsal olaylara duyarlılığın ifade alanlarının başını burası çekiyor.
Pankartını kapan İstiklal'de protestosunu yapıyor.
Bildik polis saldırısı manzaralarında dünyaya rezil olduk diye iç geçiren insanlar diyarı.
Bu kadarcık duyarlılığa bile hiç yoktan iyidir deyip asıl meselemize geçiyorum.

Yeme içme işlerinde durum ne,
bizim işimiz bu krizin halkımızın midesinde nasıl bir değişime neden olduğu?

Kriz mideye mi oturdu, gaz mı yaptı, kesmedi mi yoksa şişkinliğe mi neden oldu?

Tünel'den başlıyorum; Karamuk Çay Evi'nde, Badehane'de,
House Cafe'de işler tıkırında.
Herzamanki müdavimler yerlerini almış, çayını içenler, tavla atanlar, şerefe sesleri gırla gidiyor.
Parçalı bulutlu havaya rağmen yağmurluklar açılmamış.
İnsanlar sokaklardaki masalarda güneşin çıkmasıyla iyice cıvıl cıvıl.
Sokak Bar barmeninden ve köşedeki börekçiden tiyo almaya çalışıyorum kriz nasıl geldi bünyeye diye.
"Borsada paramız mı var, dovizle mi oynuyoruz abi" dedi umursamaz ses tonları.
Eklemeyi de ihmal etmediler hayatımız kriz bizim!

Asmalı Mescit işletmeleri daha temkinli, hatta iyimser yorumlar az değil.
Bir çeşit krizden nemalanma pozisyonu almışlar. "Kriz içkiyle iyi gider" diyor pişkin bir bar sahibi.
"Ne olacak bu memleketin hali" değirmenine su taşıyan
mali krizin mezeyi azaltacağını ama içkiyi arttıracağını planlıyorlar.
Yapılan ince hesaplar dudak uçuklatacak cinsten.
Hiçbir şeyi umursamıyor gözüken işletme çalışanlarının ve
sahiplerinin oldukça ince taktikler peşinde olduklarını anlıyorsunuz yakınlarına girdikçe.

"Stres arttıkça terapist olarak bizlere ihtiyaç artar abi" diyor son derece samimi bir şef garson.
Belli ki mesleğin erbaplarından. Kendini de bir tür müşteri gurusu, hatta psikoloğu sayıyor.
Bizim millet herşeyinden kısar ama yemeden içmeden kısmaz diyor.
Teorisi de hazır, kanser olduğu halde sigaraya devam eden
müzmin insanlar gibiymiş buraya gelenlerin profili.
Bir çeşit bağımlı say sen onları diyor.
Yada dişlerini fırçalamadan yatamayan insanlar vardır ya,
buraya iş çıkışında uğramadan eve gidemeyen insanlar da aynen öyle diyor,
biraz takıntılı, biraz itinalı, biraz da alışkanlıklarına bağlı.

Kafam dünyanın bilgisiyle dolmuş şekilde Asmalı Mescit'ten çıkıyorum.
İstiklal Caddesi tıklım tıklım. "E ne olacaktı kriz var diye insanlar sokağa mı çıkmayacaktı,
Beyoğlu günlük yaşamına devam ediyor işte" dedim kendi kendime.
Krizden izler arayayım o zaman, bir çeşit hafiye gözlemciyi oynayayım dedim.
O sırada İnsan Kitap'da çalışan kardeşim
Serkan aklıma geldi, bakayım dedim kültür alemini vurmuş mu mali kriz...

İşler normal dedi kardeşim, yabancı kitapların satışında da bir değişiklik yokmuş,
hani dedim döviz yükseliyor diye euro dolar bazında kitap alımı düşer filan.
Yok be dedi döviz yükselince kitap satışı artıyormuş tam tersine.
Niyesini çözemedik, belki de dövizi değerlenen daha rahat harcama yapabiliyordur...

Ben hafiyeliğe döneyim dedim ve Galatasaray'dan Taksim Meydanı'na doğru etrafı kesmeye koyuldum.
Tık yok allah için.
Halkımız olağan hareketliliğine devam ediyor,
belediyenin temizlik aracı tüm gürültüsüyle faaliyette,
mağazalar hafta içi olmasına rağmen tenha sayılmaz,
Balık Çarşısı'nda her zamanki ateş pahası fiyatlar, Çiçek Pasajı akşama hazırlanıyor,
Demirören gurubunun Ağa Camii yakınındaki büyük bir alışveriş merkezi olacağı
söylenen alanda şantiye çalışması sürüyor,
Film Ekimi kalabalığı Emek Sineması'nın önünde ciddi bir yaya trafik sıkışıklığı yaratmaya devam ediyor...

Yolda arkadaşıma rastlıyorum, ayaküstü muhabbette sözü krize getiriyorum
"aman bankadaki parama bişey olmasında zam-mam önemli değil" diyor.
Halkımızın ruh haline tipik bir örnek diyorum bu hissiyata.
Elli bin YTL'ye kadar mevduatın güvencede olmasının onun için önemli bir rahatlık olduğunu
ekliyor ve bu krizin kiraları düşüreceği tezini anlatmaya koyuluyor.
Bu, krize olumlu yaklaşma perspektifiyle bir daha karşılaşmam oluyor ki
artık krizin izlerini aramaktan vazgeçiyorum.

Düşündüm de, ben en son, yasaklanan
1 Mayıs gösterisinde bölgenin etkilendiğini görmüştüm,
o da fiili polis kuşatmasından kaynaklı olarak.
Başka da buralara hiç bir şey etki etmedi şimdiye kadar.

 

Serdar Kordu tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
4100 kez okunmuştur. Yorumlar (6) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 6 yorum yapılmıştır
  • 17.10.2008 - 6:18
  • Harun Özdal
  • malesef midemizede vurmakta
  • kriz isanların patır patır işten çıkarılması iş bulammayan bir dizi iyi eğitim görmüş çocuklar bu nedenle bunalıma girmiş gençler aldığı tek aylıkla evini yarı aç yarı tok geçindirmeğe çalışan ben.çocuklarım uyuduktan sonra eve gidiyorum uyanmadan evden çıkıyorum zaruri isteklerine cevap veremez oldum en son çocuğum uyumamış özellikle beni beklemiş babacığım ayakabım yırtık ama önemi yok öğretmenim yarın son gün eğitime katkı payını herkes getirecek dedi bana verirsen okula gideceğim aksi halde yarın okula gitmiyorum benim iki çocuğum var aldığım ücret yetemez oldu birde başbakanımızı dinleyip üç çocuk yapsaydım gerisini siz düşünün büyük oğlum üniversiteyi bitirince bayağı bir umutlanmıştım işe girer biraz bana destek olursa az da olsa toparlarız diye ancak çaldığımız bütün kapılar biz size döneceğiz şu anda kriz nedeni ile işten çıkarmalar var işe alımlar başlarsa haberdar ederiz sizi .bu güne kadar çocuklarımın gıdasından hiç kesmemiştim ancak bugün eti kestik akşam beşbuçuktan sonra pazara gidiyoruz meyvayı gramla alıyoruz çocuk beslenmesinde okula götürsün diye gülen yüzümüz kalmadı aile içi kavgalarımız başladı bumudur yani yorum sizlerin umudum tükendi.
  • 17.10.2008 - 10:34
  • Maviş Etkin
  • :)
  • Burası İstikal adı üstünde
    Zamanında özgür kalmış takılmamış
    Kimsenin peşine
    Kendi ilkeleri olan bir cadde
    Kendi insanları gibi
    Kendi kuralları var
    Kimse bilmeden uyar o kurallara
    Sessiz bir anlaşmadır bu caddeyle imzalanan

    Çok güzel bir çalışma olmuş eline sağlık.

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
  • 17.10.2008 - 14:28
  • ihsan altun
  • stres sıkıntı belimizi kırdı
  • Yemek hikayelerine emeği geçenlere teşekkürler ediyorum.
    Çok güzel noktaları yakalayıp bizi aydınlatmaya çalışıyorlar.
    Zira ne diyetisyene ayıracak paramız var nede psikiyatra,
    Hem de ihtiyaç olmasına rağmen.
    Ancak karnımızı mevsimin en ucuz besinleri ile doyurmaya çalışıyoruz.
    Bunların içinden bütçemize uygun bizleri bu olmaz olası sıkıntılardan kurtarabilecek besinleri sitenizden öğrenmeye çalışacağız.
    Bu konuda yardımlarını esirgemeyen uzman kişilere ayrıca teşekkürler.
    Aklıma bir zamanların meşhur şarkısı geldi "para para para...varlığı bir dert yokluğu yara .......
    varlığını pek yaşayamadık,
    Yyokluğunun sıkıntısını şimdilerne çok güzel yaşıyoruz.
    Hanımın kriz nedeni ile işine son verildi.
    Kızım tekstilde çalışıyordu,
    Maalesef oda işsiz kaldı şu an tek dostumuz stres sıkıntı..
    Allah sonumuzu hayra çıkarsın

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
  • 17.10.2008 - 15:05
  • Kadriye Keskin
  • kuaföre gitmeyi kestim
  • Evde kriz lafı geçtiğinden beri nasıl bir önlem alırım diye çok düşündüm.
    Haftada bir saçıma fön çektriyordum kendimi iyi hissedeyim diye, ancak kocamın yangın uyarılaryla bu lüksümü ne zamana kadar bilmiyorum ama erteledim.
    Şimdi tek lüksüm her sabah duş almak.
    İnşallah onuda ertelettirmek zorunda bırakmazlar.

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
  • 17.10.2008 - 15:14
  • gülten kocaman
  • İyi sardınız beni
  • Sizleri yürekten kutluyorum. Hem yazılar hem de fotoğraflar çok güzel. En çok merak ettiğim konulara değiniyorsunuz, yolunuz açık olsun.

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
  • 18.10.2008 - 0:49
  • Bünyamin
  • KRİZİ KİM TAKAR?
  • Hocamız bir piramit çizip göstermişti gelir gruplarını.
    Piramitin en büyük alt bölümünde yarısı mujiklerle (günümzde  ı)
    yoksul tabaka.
    Ortada daha ince bir (şimdi daha da ince) bir orta sınıf.
    Bu orta sınıfı da ikiye bölüp;
    -alt orta
    -üst orta
    diye ayırmıştı; kırkpınarın büyükdeste-küçük destesi gibi.
    Piramidin baca gibi yükselen ince ve uzun bölümü ise malum
    egfendilerin yeri. (bak burasınin hacmi günümüzde de aynı, sadece içini dolduran renk biraz yeşilimtrak:))
    Gelelim bu krizi en çok takanların yaşadığı kısıma.
    Hani şu orta tabakanın üst bölümü varya
    işte orası çok hareketli olurmuş.
    Burayı dolduranlar, üç-beş yıl sonra bir üstte veya bir altta olabilirmiş.
    Yani oldukça mobilize bir kısım.
    Ve bu hareketlilik de ekonomik gelişmelere paralelel olduğu için
    en çok stres, sıkıntı buranın erbabındaymış.
    Benim 25 yıl öncesi kaytarmadığım nadir derslerden birinden hatırladıklarım bunlar...

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
beyoğlu, kriz, tünel

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri