Ben bir kiraz ağacıyım...

12.07.2010 - 2:46 | - Tüm hikayeler
  • İkram edilen yiyeceklere ne kadar toksak, sohbete o kadar açız. Eğreti masaya konulan yemek çeşidi oldukça mütevazi ama açılan sohbet konuları alabildiğine renkli ve içerikli.

İkram edilen yiyeceklere ne kadar toksak, sohbete o kadar açız. Eğreti masaya konulan yemek çeşidi oldukça mütevazi ama açılan sohbet konuları alabildiğine renkli ve içerikli.

BEN BİR KİRAZ AĞACIYIM...

Kiraz ağacına asılı ampülün ışığı da olmasa ortalık zifiri karanlık. Saat henüz akşamın dokuzu ama kampüste  pek kimseler görünmüyor. Arabayı önüne park ettiğimiz bloğun merdivenlerinde oturan iki çocuk merakla bize bakıyor. Yanlarındaki küçük köpek bir iki havlayınca, “senin kokun yabancı geldi.” diyor, Hocam. Diğer Hoca’ da eşiyle yaktıkları minik mangalda tavuk pişiriyor. Patlıcan ve biberleri daha önce közlemişler. Kiraz ağacının altındaki masaya hemen ilave tabaklar konuluyor ama biz yemekten kalkıp geldiğimiz için sadece rakıya evet diyebiliyoruz. Hocalardan birisini otuz, diğerini yirmi yıldır tanıyorum. Az sonra tanımadığım bir Hoca daha gelip oturuyor masaya. Kiraz ağacına asılı ampülün yanında bir de gaz lambası var ama yanmadığı için süs olarak duruyor. Arada bir kalkarken kafamızı vuruyoruz. Birisi yarım diğeri açılmamış iki büyük rakı şişesi, bardaklar ve buz dolu kase masaya geliyor hemen.

İkram edilen yiyeceklere ne kadar toksak, sohbete o kadar açız. Eğreti masaya konulan yemek çeşidi oldukça mütevazi ama açılan sohbet konuları alabildiğine renkli ve içerikli. Heybesinde yığınla cümlesi olan beş insan,  masanın etrafındaki sandalye, tabure, şezlong eskilerine oturmuş vaziyette. Daha birinci kadehler yarılanmadan hal-hatır faslını geçip dalmışız bir konuya. Konumuz: “Romantizm”  Gerçeküstü arayışlar, yalın gerçeğin sıkıcılığı, müzikte romantikler, siyasal düşüncelerdeki “romantik” sapmalar. Araya serpiştirilen anılar, yaşanmış komiklikler ve birkaç dedikodu. Sonra eğitim konusuna ani bir dalış. Yeni kuşaktaki el becerisi ve  alet kullanma sorunları. Aslında el becerisinin, evrim sürecinde  konuşmadan bile önemli bir aşama olduğu. İkinci kadehin sonuna doğru diğerleri başka bir konuda konuşuyor ama ben el becerisine hayran olduğum Hocamla ağaç oymacılığı üzerine düete başladım. Evdeki antika adayı üç sehpa ile bir büyük aynayı nasıl restore edeceğimiz mevzusu.  Masaya gelen Çavuş Üzümüyle birlikte önce Anayasa Değişikliği konusu açılıyor, peşinden de siyaset dünyasındaki gelişmeler. Öteden beri hocaların pek lafa girmediği, sadece can alıcı sorularla bana solo çektirdiği konular. Detone olmadan ve çok fazla uzatmadan lafı bir yere bağlama gayretim…

Arada zaman zaman kopukluklar da olsa her görüşmede kaldığımız sıcaklıktan devam ettiğim bu insanlarla sohbetin tadına gerçekten doyulmuyor. Yarın iş yok ve sabaha kadar da oturabiliriz ama Hocaların üçü de yarın sabah yedide uyanmak zorunda.  Hepsine iyi geceler dileyip, trafiğe girmeden gidebileceğim beş dakikalık mesafede oturmanın verdiği rahatlıkla biniyorum arabaya. Ve aklımda dakikalarca güldüğümüz  “hortumunuzu vermiycem” esprisi…
 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
7898 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
kiraz ağacı, yemek hikayeleri, sohbet, yemek ve yaşam, yaşamdan hikayeler

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri