Asya tipi tüketim tarzı

03.11.2009 - 10:35 | - Tüm hikayeler
  • Pazar öğle saatlerinde TRT-2 de Asya Geçidi isimli bir proğram yayınlanıyor. Himalaya Dağlarının, Çin-Hindistan sınır bölgesinde yaşayan insanları anlatan bir belgesel. Tuz ticareti yapan insanların, katırları ile o muazzam sıradağlardaki yolculukları gerçekten izlemeye değer.

Mutfaktaki yemek masamızda 37 ekran bir televizyon var. Yıllardır sabah kahvaltısı ve akşam yemeği haber proğramları eşliğinde yenilir bizim evde. Haftasonu öğlen yemeğinde de açıldığı olur televizyonun. Pazar öğle saatlerinde TRT-2 de Asya Geçidi isimli bir proğram yayınlanıyor. Himalaya Dağlarının, Çin-Hindistan sınır bölgesinde yaşayan insanları anlatan bir belgesel. Tuz ticareti yapan insanların, katırları ile o muazzam sıradağlardaki yolculukları gerçekten izlemeye değer.

Çançuri’nin evinde yas var. Çançuri evleniyor ve bundan sonra evlendiği kızın ailesiyle yaşayacak. Üstelik başlık parası olarak güçlü bir katır götürüyor. Bütün aile ağlayıp, dövünüyor. Kızın ailesi ise tam anlamıyla bayram ediyor. Yüzünde güldükçe güller açan gelin kız, mutluluğunu çok basitçe açıklıyor:

-Bu güne kadar Tuz Tavamızda tek başıma çalışıyordum. Bundan sonra Çançuri’de benimle çalışacak, bana yardım edecek.

Tuzlu bir göl kıyısında “tava” adını verdikleri, yarım metre yüksekliği olan minik havuzlar var. Bir sopanın iki ucuna takılı  kovalarla gölden buraya su taşıyorlar. Tavaya boşaltılan tuzlu su bir süre sonra buharlaşıyor ve dipte kalan tuzları katırlara yükleyip doğru Himalaya geçitleri.

Tuzun karşılığında da arpa, pirinç türü tahıllardan alıp geliyorlar. Kapitalizmin ne batı ne de çin versiyonunun ulaşamadığı bir bölge burası. Belki bu yüzden insanların yüzü sürekli gülüyor. Çançuri’nin ailesi de geleneksel bir günlük yastan sonra gülecek büyük ihtimalle. Zira bizim gibilerin dert edip tasalandığı pek çok sorun henüz Himalayalara ulaşamamış. 

Bu tür belgeselleri izlerken insanın beslenme, giyinme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarının aslında ne kadar basitçe karşılanabileceğini görüyoruz. Özellikle beslenme olgusu çok ilgimi çekiyor. Yapay çeşitlilik ve marka enflasyonu gibi nicelikten çok doğallığı ve gerekliliği ön planda tutan bir nitelik söz konusu. Doğan Avcıoğlu’nun, 1960 lı yıllara damgasını vuran ATÜT (Asya Tipi Üretim Tarzı) adın verdiği iddialı bir tezi vardı. Acaba bu eski kıtanın kendine özgü bir “tüketim” tarzı mı var? Daha doğrusu, bütün insanlığın böyle bir tüketim tarzı vardı da kapitalizm bu suni ve kar amaçlı tüketim alışkanlıklarını pompaladı hepimize?   

Geçtiği onca aşamadan sonra hala obezite-açlık gibi iki uç sorunu aynı anda yaşayan/yaşatan kapitalizm. Sanayileşme ve teknoloji kullanımında  eriştikleri tepe noktalara  rağmen hala bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin tarımına bile göz diken batı ülkeleri. Geçtiğimiz pazartesi günü Resmi Gazetede, Tarım Bakanlığının bir yönetmeliği yayınlandı. Vatan Gazetesinde Necati Doğru, “ABD Tarım Bakanlığı ile dünya GDO’lu tohum üretiminin yüzde 71’ini elinde tutan Amerikan şirketi Monsento’nun etkisiyle, yönlendirmesiyle çıkartılan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar(GDO) Yönetmenliği” diyor.  Yazının tamamını okumak için : http://haber.gazetevatan.com/

Evinden giden katıra, bir günlük yas tutan Çançuri’nin ailesi ve yıllardır elinden giden yer altı-yerüstü değerlerine bir gün bile aldırmayan bizler.

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
5912 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
gdyo, asya tipi tüketim tarzı, yemek, beslenme, yemek ve yaşam

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri