Aşk çorbası

27.04.2010 - 10:19 | - Serdar Kordu Tüm hikayeler
  • Daha yeni aşık olduğum bir günde yaptığım çorba ile sıcağı sıcağına ayrıldığım günde yaptığım çorbayı anlatacağım sizlere..

İçim kıpır kıpır, dünyalar tatlısı, neşe ve enerjisiyle insanı alıp götüren o güzel kızı ilk öptüğüm ve ilanı-aşkımın müthiş bir içtenlikle karşılandığı günün akşamında, güzel bir çorbayla ödüllendirmek istedim kendimi.

AŞK ÇORBASI

Daha yeni aşık olduğum bir günde yaptığım çorba ile sıcağı sıcağına ayrıldığım günde yaptığım çorbayı anlatacağım sizlere, aşk çorbasının farkı anlaşılsın diye...

İçim kıpır kıpır, dünyalar tatlısı, neşe ve enerjisiyle insanı alıp götüren o güzel kızı ilk öptüğüm ve ilanı-aşkımın müthiş bir içtenlikle karşılandığı günün akşamında, güzel bir çorbayla ödüllendirmek istedim kendimi.
Geçtim mutfağa, kaptım tencereyi. Aşkın tuzu biberi, baharatı yeşilliği boldur diyerek senaryo yazdım kafamda.
Çorbayı yapmaya başlarken ne yapacağım çoktan bitmişti kafamda. Tıpkı zamana yayılan ve özümseyerek olgunlaştırdığım aşk ilanı gibi yapacaktım çorbayı.
Hani ruhunu katmak derler ya, o incelikle o derinlikle olduracaktım kıvamı.
Kızmaya başlayan tencereye yağı yavaşca, bir ressamın paletine aldığı yeni bir rengi sürer gibi akıttım.
Yağın oluşturduğu resmin içinde aradım sevgilimi, sıçramaya başlayan damlalar kahkahalarını, açılıp yayılan dalgalar saçlarını getirdi gözümün önüne.
Büyük bir özenle, kabuklarını soyarak rendeden geçirdiğim domates püresini ağır ağır dağıtırken yağ içinde, daha tanıştığımız ilk günde nasıl da samimi olabildiğimizi düşündüm.
Hemen ardından ince ince doğradığım soğan ve çarliston biberi boşaltırken tencereye onunla konuşmaya başlamıştım bile.
Herşeyimiz doğaldı, mizahımız, sataşmamız, cilvemiz, açıksözlülüğümüz ne kolay kaynaştırmıştı bizi.
İki çay bardağı şehriyeyi büyük bir keyifle boşalttım kendiliğinden. Daha başından aşkla yapılacak çorba şehriye demiştim kendime. Şehriyenin ş'sinden midir, içerdiği işveli bilinmişlikten midir bilmem tutkulu ve dğrudan bir yan bulmuştum bu çorbada.
Isıyı arttırdım ve dört büyük bardak suyu güzelce döktüm üzerine. Aşk iki kişilikti ve iştahı açıktı. üç kişilik yapıyordum çorbayı.
O kaynama yolunda ilerlerken atacağım baharatı, katacağım maydonozu hazırlamaya koyuldum.
Herşey çok güzel olacaktı, bu aşk güzel bir paylaşıma götürecek, biribirimizi beslediğimiz güzel bir arkadaşlık olacaktı.
Tuzu kaynarken attım ki şehriyenin diriliği tam ölmesin, kendini korusun.
Aşkta kendin kalmayı bilmek, sevgilinle bir olmayı bilmek arasında ince bir çizgi vardır, tuz işte aşkın tadı, koruyucusudur; varlığını duyurur çorba içinde.
Tadına baktım olmuştu işte. Bereketi serper gibi savurdum çorbanın üstüne, biraz pul biberi, biraz kekiği.
Taze nane ve maydonozun hafifçe seyrettiği destek çorbayı çorba yapabilir ayar kaçırılırsa. Öyle değil midir aşık usandıran nazın insanı yoran şiddeti.
Güzel bir kaseye iştahla kepçeledim çorbayı. Kaşık elimde sevdim sevgilimi. Çorba önemliydi, sevmek kadar, sevebilmek kadar. Aşk çorbası sevdiğimin resmiydi; iştahımın, keyfimin, aradığını bulmuşluğun sevinci...

******

İşte bitmişti, Huzursuzluk, yıpranmışlık ve bitkinlik kalmıştı geriye. İçimde düğümlenmiş bir burukluk ve acı.
Gün boyu süren kavgadan sonra artık yolları ayırmak kaçınılmaz olmuştu. Günlerdir çözüm bulamamışlardı anlaşmazlıklarına.
Sonunda kalmamıştı enerjileri, pes etmişlerdi.
Herkes kendi yolunaydı en son sözcükleri.
Ayrılık çorbası, çorba gibi olmuş kafanın ve bedenin türlüsüdür.
Tencereyi ocağn üzerine atar gibi bırakınca dünden beri doğru düzgün bir şey yemediğimi farkettim. Ancak bir çorba içebilirdim.
Tencereye aceleyle döktüğüm yağın kızmış olup olmadığına bakmadan iki vuruşla boca ettim kaşığa yapışmış hazır salçayı. Soğanı irili ufaklı bıkkınlıkla doğradım, biber aramadım bile.
Tartışmalar yankılanırken kafamda, gelişigüzel karıştırıp durdum tenceredeki malzemeyi, neredeyse dörde böldüğüm patates parçalarını attım tencereye.
Patates çorbası ayrılık yaşayan bir sevgilinin, mahkumiyeti kesinleşmiş bir cezadan sonra yattığı hapsin öğünü olabilirdi.
Mahkum yemeği. Bir ilişkiyi tüketmiş olmanın cezasına layık bir yemek.
Tek kişiklikti çorba.
Bitip tükenmek bilmeyen kavgaların, huysuzlukların kendini tekrarıydı uzun uzun kavrulan patatesler.
İki bardak su yeterdi tek kalmış halimin tek kişilik çorbasına.
Alevi koyulaştırdı kaynasın erisin herşey, ne tuz, ne baharat ne bir renk olsun istedim çorbada.

Serdar Kordu tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
5605 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
aşk çorbası, çorba hikayeleri, yemek ve yaşam, aşk, yemek

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri