Arkası yarın kuşağında yemeği öğrenmek

29.06.2010 - 8:30 | - Tüm hikayeler
  • Saat 10:00’daki “Arkası Yarın” başlayana kadar bitirebilmek için, havuz problemlerini hızla çözen küçük kızın kulağı radyonun cızırtılı sesindedir.

Saat 10:00’daki “Arkası Yarın” başlayana kadar bitirebilmek için, havuz problemlerini hızla çözen küçük kızın kulağı radyonun cızırtılı sesindedir. Annesinin evi kavrulmuş kıyma ve soğan kokuttuğu sırada; TRT-1 Radyosunun güzel sesli spikeri, şiir okumaktadır “Şiir Saatinde”.

ARKASI YARIN KUŞAĞINDA YEMEĞİ ÖĞRENMEK

Saat 10:00’daki “Arkası Yarın” başlayana kadar bitirebilmek için, havuz problemlerini hızla çözen küçük kızın kulağı radyonun cızırtılı sesindedir. Annesinin evi kavrulmuş kıyma ve soğan kokuttuğu sırada; TRT-1 Radyosunun güzel sesli spikeri, şiir okumaktadır “Şiir Saatinde”. İki problem arası nasıl aklında kalmışsa, teneffüste sucuklu tost yiyen arkadaşlarına muzırlık olsun diye okur bu dizeleri:

Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder
Bugün açız yine; lakin yarın, ümid ederim
Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader… (T. Fikret)

“Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum...” (Y.Erdoğan)
Lise çıkışı, “Meram Pastanesinden” aldığı dondurmayı iştahla yalarken; “Biraz az ye, az, zaten tombiksin!” diyen kırmızı saçlı, çilli çocuğu hiç unutmaz!

Bende tarçın sende ıhlamur kokusu
Yürürüz başkentin sokaklarında
Bir nehir şu tutuk konuşan Cumartesi
Üstünde iki yonga: Çarşamba, bir de Cuma
Ayrılık lafları etme sevgilim
Önümüz Temmuz önümüz Ağustos nasıl olsa …(C. Süreya)

Nasıl olsa önümde uzun yıllar var diye, birini sevebilme ihtimalini hep ertelendiği delikanlılık çağlarında değil çok sonraları gönül verir yasaklı şaire:

“Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi…” (N.Hikmet)

“Ve ne düşünüyor
beni mi?
Yoksa
ne bileyim
fasulyanın neden bir türlü pişmediğini mi?
Yahut, insanların çoğunun
neden böyle bedbaht olduğunu mu?”(N.Hikmet)

Fasulyenin, onu pişirecek istek olmadıkça bir türlü pişmediğini; yemekle pişmek gerektiğini Nazire Teyze’den öğrenir. Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı olduğu gibi, beraber içilen bir bardak çayın “mutluluk” demek olduğunu ise bizatihi kendi yaşantısından bilir. Ne zaman bir çay bahçesinde otursa aklına şu dizeler gelir:

“İki çay söylemiştik orda, biri açık,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.” (C.Süreya)

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
6108 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
yemek ve öğrenme, arkası yarın kuşağı, şiirlerde yemek, ünlü şairlerin yemekle ilgili dizeleri, radyoda yemek şiirleri

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri