Semizotunu çok severim

18.07.2010 - 4:12 | - Yemek Hikayeleri Admin Tüm hikayeler
  • Semizotu, sadece tek bir örnek. Bu yeme-içme meselesi, kanser olduktan sonra beni bayağı meşgul etmeye başladı.

Kanser olduktan sonraki beslenme düzenimde yoğurt olacak mı, olmayacak mı henüz karar veremediğim için şimdilerde semizotunu domates, zeytinyağı ve limonlu yiyorum.
 

Semizotunu çok severim. Salatasını (çiğ olarak) bol bol yerim. Eskiden daha çok yoğurtlu semizotu salatası yapardım. Kanser olduktan sonraki beslenme düzenimde yoğurt olacak mı, olmayacak mı henüz karar veremediğim için şimdilerde semizotunu domates, zeytinyağı ve limonlu yiyorum.
Ancak geçen gün Organik Kanyon’da gördüğüm semizotları, bayağı kafamı karıştırdı. Çünkü benim daha önce marketten ya da manavdan aldıklarıma hiç benzemiyorlardı. Yaprakları çok daha koyu yeşil ve minicik; gövdesi çok daha kalın ve çiğ yemesi zor! Manavda görsem, ilk bakışta semizotu olduğunu bile anlamayıp pekâlâ başka bir yeşillik zannedebilirim.
Tabii ki yeni farkına vardığım bu organik semizotunu aldım ve afiyetle yediiiik... Yedik ama, o günden beri de manavdan semizotu alıp yiyemez oldum.
Organik Kanyon, Levent’teki Kanyon Alışveriş Merkezi’nin en alt katında sadece cuma günleri kuruluyor. Artık her cuma sabahı Kanyon’un yolunu tutacağız. Peki ya diğer günler? Dahası benim o güne kadar yediğim semizotlarının antioksidan özelliği mi ön plandaydı, yoksa kimyasal gübresi ya da söz gelişi hormonu mu? Haydi bakalım Meral, çık çıkabilirsen bu işin içinden!

Kâğıtta ızgara sebze
Semizotu, sadece tek bir örnek. Bu yeme-içme meselesi, kanser olduktan sonra beni bayağı meşgul etmeye başladı. Mesela daha birkaç ay öncesine kadar öğlen dışarıda yemek yemem gerektiğinde, sağlıklı diye salatayı tercih ederdim. Şimdiyse acaba domatesi salatalığı hormonlu mudur diye başlayıp havucuydu, mısırıydı derken bakıyorum ki iştahım kaçmış.
Geçen akşam tanınmış bir lokantada kuşkonmaz ızgara istedim; kuşkonmazlar fazla pişirildiği için yer yer siyahlanmıştı. Hepsini yedim, ama bu arada içim içimi de yedi! Eskiden ben de ızgara sebzeleri oluklu döküm ızgarada yapardım; şimdi tost makinesinde 2 pişirme kâğıdının arasına koyarak pişiriyorum ki sebzeler sıcakla doğrudan temas etmesin. Gayet lezzetli oluyorlar, tavsiye ederim. Hem etraf da pislenmiyor; işiniz bitince kâğıdı atıveriyorsunuz.

Bitkiler ve biz mail grubu
Bu arada geçenlerde yazdığım “Kanser Kovucu Salata” başlıklı yazımı okuyan Zekiye Ercan’dan, moderatörlüğünü yaptığı mail grubu “Bitkiler ve Biz”e katılmam için davet aldım. Eczacı, doktor, herbalist, mühendis vs yaklaşık 1115 üyesi bulunan grubun amacı, benim şu andaki önceliklerime son derece uygun:
1) Günlük hayatta kullandığımız ya da etrafımızda var olup da farkına bile varmadığımız, hatta üzerine basıp geçtiğimiz her bitkinin, bizim için bir sağlık kaynağı olduğunun bilincine varılması.
2) Modern tıp yöntemleri yanında bitkisel ilaç ve özlerle de beslenerek nasıl daha sağlıklı olunacağı yolunda bilgiler edinmek ve bu bilgileri paylaşmak. Şu anda tam ihtiyacım olan bilgiler bunlar. Ama dört bir yandan öyle bir bilgi bombardımanı altındayım ki, daha fazla kafamı karıştırmamak için kabul etmedim gruba katılmayı. Eminim okurlarımızdan gruba katılmak isteyenler olacaktır. Şansınızı aşağıdaki adresten deneyebilirsiniz.
http://health.groups.yahoo.com/group/bitkiler_ve_biz/

Yemek Hikayeleri Admin tarafından girilen tüm hikayeler Edebiyatçıların kaleminden kategorisindeki tüm hikayeler
7123 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
semizotu, yeme-içme, meral tamer, kanser, bitkiler ve sağlık

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri