Meşrutiyet öncesinde aşk kuru ekmekle anlatılırdı

24.07.2010 - 13:12 | - Yemek Hikayeleri Admin Tüm hikayeler
  • Refik Halit Karay, “Üç Nesil Üç Hayat” kitabında, “Meşrutiyet öncesinde aşk, gizli ah’lar, of’lar, iç çekmeler, iğne ipliğe dönmeler, verem olmalardan ibaretti” diye yazar.

Refik Halit Karay, “Üç Nesil Üç Hayat” kitabında, “Meşrutiyet öncesinde aşk, gizli ah’lar, of’lar, iç çekmeler, iğne ipliğe dönmeler, verem olmalardan ibaretti” diye yazar.
Delikanlı, yüzünü bile göremeden sevdiği yavuklusuna aşkını ilan etmek için penceresi önüne bir parça kömür, bir limon, bir de kuru ekmek bırakır.
Kömür, “Aşkından yandım kavruldum” demektir.
Limon, “Sevdanla sararıp soldum.”
Kuru ekmek ise “Yeter ki kavuşalım, ömrümce kuru ekmek yemeye razıyım.”


Can Dündar 24 Temmuz tarihli “Herkes çıplak, herkes yalnız” yazsısında Refik Halit Karay'dan alıntı yapıyor. Kuru ekmekle anlatılan aşklar kaldı mı dersiniz?

“Herkes çıplak, herkes yalnız”

Geçen pazar Bodrum’da dostlarla yemek yerken birden karşı dağda lazerle yazılmış yazılar gördük.
Reklam yazısı sandık.
İşin aslı, sonradan anlaşıldı:
Meğer orada “Seni seviyorum Ece Erken” yazıyormuş.
Sevgilisi Erdinç Acar’ın, Erken’e ilan-ı aşkıymış.
Yani; evet reklammış, ama aşk reklamıymış.
* * *
Refik Halit Karay, “Üç Nesil Üç Hayat” kitabında, “Meşrutiyet öncesinde aşk, gizli ah’lar, of’lar, iç çekmeler, iğne ipliğe dönmeler, verem olmalardan ibaretti” diye yazar.
Delikanlı, yüzünü bile göremeden sevdiği yavuklusuna aşkını ilan etmek için penceresi önüne bir parça kömür, bir limon, bir de kuru ekmek bırakır.
Kömür, “Aşkından yandım kavruldum” demektir.
Limon, “Sevdanla sararıp soldum.”
Kuru ekmek ise “Yeter ki kavuşalım, ömrümce kuru ekmek yemeye razıyım.”
Acar’ınki bu kadar dokunaklı değil belki, ama daha okunaklı...
Üstelik dağa lazerle yazı yazdırmak, dağı delip şehre su taşımaktan daha zahmetsiz...
Ve kesinlikle kuru ekmekten fazlasını vaat eden bir jest...
Meşrutiyetle Cumhuriyet farkı bu (!)...
* * *
Öykünün sonrası daha ilginç:
Doğruysa, Ece’nin bundan önce de Erdinç Acar’ın ağabeysiyle çıktığına dair haberler Acar’ın babasını rahatsız etmiş. Acar da babasının sözünü dinleyip ilişkiyi bitirmiş.
Ece, twitter’a “Bu gidişle evde kalacağım” diye yazmış.
Kendisini izleyen magazincilere de “Belli ki siz bana kimi yakıştırırsanız onunla aşk yaşayacağım” diye laf çakmış.
Farkında mısınız:
Bodrum’un alamet-i farikalarından biri haline gelen paparazziler için “toplumu yozlaştırıyor” filan derken, aslında tersine, 2. sayfa haberlerinin bir “taassup müessesesi”ne dönüştüğünü görüyoruz.
Ece’nin dediği gibi, “Kim, kiminle, nerede, ne yapıyor”u aştı haberler; “kim kimi sevmeli, ne giymeli, kaç kilo vermeli, ne kadar içmeli”ye kadar uzandı.
Egemenlik alanını genişleten paparazzi, bir dönem Batı’da kilisenin üstlendiği role soyundu.
Bazen aile, bazen toplum adına denetim yapıyor.
Teşhir ederek uyarıyor.
Sözü dinlenmezse -Diana örneğinde olduğu gibi- cezalandırıyor.
* * *
Ece örneğinden yola çıkarak varmak istediğim yer başka:
Bodrum kaynaklı ikinci sayfa haberleri bize, özgürlüğün -“serbestlik” desek daha doğru- buralarda tavan yaptığını gösteriyor. Birkaç popüler mekânı gezince de görüyorsunuz zaten:
“Herkes ve her şey serbest...!”
Peki öyleyken neden, Sıla’nın dillerde gezen şarkısında dediği gibi, “yalnız ve çıplak, mutsuz ve damsız herkes...?”
Bunca “modern” ve rahat ilişkinin içinde “babam istemedi” ya da “evde kaldım” türü taşra esprileri ne arıyor?
Neden kazmayla dağı delen âşıkların efsanesi asırlarca kalıyor da lazerle dağa yazılan aşkların ömrü iki gün bile sürmüyor?
Neden Meşrutiyet öncesinin “gizli ah’lar, of’lar”ının yerini çağımızda “alenî ve şehevî ah’lar-of’lar” aldığı halde, hem de alternatifin en bol olduğu mekânda herkes en çok yalnızlıktan yakınıyor?
Yarın, “Bodrum’dan hakara makara yazıları”nın ikincisinde buna cevap arayacağım.

Geçen pazar Bodrum’da dostlarla yemek yerken birden karşı dağda lazerle yazılmış yazılar gördük.
Reklam yazısı sandık.
İşin aslı, sonradan anlaşıldı:
Meğer orada “Seni seviyorum Ece Erken” yazıyormuş.
Sevgilisi Erdinç Acar’ın, Erken’e ilan-ı aşkıymış.
Yani; evet reklammış, ama aşk reklamıymış.
* * *
Refik Halit Karay, “Üç Nesil Üç Hayat” kitabında, “Meşrutiyet öncesinde aşk, gizli ah’lar, of’lar, iç çekmeler, iğne ipliğe dönmeler, verem olmalardan ibaretti” diye yazar.
Delikanlı, yüzünü bile göremeden sevdiği yavuklusuna aşkını ilan etmek için penceresi önüne bir parça kömür, bir limon, bir de kuru ekmek bırakır.
Kömür, “Aşkından yandım kavruldum” demektir.
Limon, “Sevdanla sararıp soldum.”
Kuru ekmek ise “Yeter ki kavuşalım, ömrümce kuru ekmek yemeye razıyım.”
Acar’ınki bu kadar dokunaklı değil belki, ama daha okunaklı...
Üstelik dağa lazerle yazı yazdırmak, dağı delip şehre su taşımaktan daha zahmetsiz...
Ve kesinlikle kuru ekmekten fazlasını vaat eden bir jest...
Meşrutiyetle Cumhuriyet farkı bu (!)...
* * *
Öykünün sonrası daha ilginç:
Doğruysa, Ece’nin bundan önce de Erdinç Acar’ın ağabeysiyle çıktığına dair haberler Acar’ın babasını rahatsız etmiş. Acar da babasının sözünü dinleyip ilişkiyi bitirmiş.
Ece, twitter’a “Bu gidişle evde kalacağım” diye yazmış.
Kendisini izleyen magazincilere de “Belli ki siz bana kimi yakıştırırsanız onunla aşk yaşayacağım” diye laf çakmış.
Farkında mısınız:
Bodrum’un alamet-i farikalarından biri haline gelen paparazziler için “toplumu yozlaştırıyor” filan derken, aslında tersine, 2. sayfa haberlerinin bir “taassup müessesesi”ne dönüştüğünü görüyoruz.
Ece’nin dediği gibi, “Kim, kiminle, nerede, ne yapıyor”u aştı haberler; “kim kimi sevmeli, ne giymeli, kaç kilo vermeli, ne kadar içmeli”ye kadar uzandı.
Egemenlik alanını genişleten paparazzi, bir dönem Batı’da kilisenin üstlendiği role soyundu.
Bazen aile, bazen toplum adına denetim yapıyor.
Teşhir ederek uyarıyor.
Sözü dinlenmezse -Diana örneğinde olduğu gibi- cezalandırıyor.
* * *
Ece örneğinden yola çıkarak varmak istediğim yer başka:
Bodrum kaynaklı ikinci sayfa haberleri bize, özgürlüğün -“serbestlik” desek daha doğru- buralarda tavan yaptığını gösteriyor. Birkaç popüler mekânı gezince de görüyorsunuz zaten:
“Herkes ve her şey serbest...!”
Peki öyleyken neden, Sıla’nın dillerde gezen şarkısında dediği gibi, “yalnız ve çıplak, mutsuz ve damsız herkes...?”
Bunca “modern” ve rahat ilişkinin içinde “babam istemedi” ya da “evde kaldım” türü taşra esprileri ne arıyor?
Neden kazmayla dağı delen âşıkların efsanesi asırlarca kalıyor da lazerle dağa yazılan aşkların ömrü iki gün bile sürmüyor?
Neden Meşrutiyet öncesinin “gizli ah’lar, of’lar”ının yerini çağımızda “alenî ve şehevî ah’lar-of’lar” aldığı halde, hem de alternatifin en bol olduğu mekânda herkes en çok yalnızlıktan yakınıyor?
Yarın, “Bodrum’dan hakara makara yazıları”nın ikincisinde buna cevap arayacağım.

Yemek Hikayeleri Admin tarafından girilen tüm hikayeler Edebiyatçıların kaleminden kategorisindeki tüm hikayeler
8073 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 1 yorum yapılmıştır
  • 24.07.2010 - 14:08
  • Bünyamin Akkaya
  • "Sevdiğin kadar sevilirsin..."
  • "İnsanlar armağan olarak çiçek verirler, çünkü çiçekler Aşk'ın gerçek anlamını taşır. Bir çiçeğe sahip olmak isteyen, onun güzelliğinin soluşunu da seyretmek zorunda kalır. Ama bir tarladaki çiçeğe sadece bakmakla yetinirse, o hep seninle olacaktır...Orman bana bunu öğretti. Senin hiç bir zaman benim olmayacağını, o yaüzden de seni hiç kaybetmeyeceğimi..."
    "Ruh eşimim var olduğunu bilmek, yaşamaya devam etmemin nedenidir."

    Paulo Coelho / Brida

    İster kuru ekmekle yetinirim vaadi, ister lazerli gösterişler.
    İsterse de, Fuzuli den Poule Coelho'ya uzanan "uzaktan sevmeler."

    Can Baba nın dediği gibi
    "Sevdiğin kadar sevilirsin..."

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
yemek ve yaşam, edebiyatçıların kaleminden, aşk hikayeleri, en güzel aşk hikayeleri, ilginç aşk hikayeleri, güzel aşk hikayeleri, aşk hikayeleri videoları, duygusal aşk hikayeleri, yaşanmış aşk hikayeleri, aşk hikayeleri kısa, yaşanmış gerçek aşk hikayeleri, imkansız aşk hikayeleri, acı aşk hikayeleri, ağlatan aşk hikayeleri, en acıklı aşk hikayeleri, gerçek yaşanmış aşk hikayeleri, acılı aşk hikayeleri, ölümsüz aşk hikayeleri, kısa aşk hikayeleri, yaşanmış aşk hikayeleri video, aşk hikayeleri videoları izle, aşk hikayeleri video, sesli aşk hikayeleri, karşılıksız aşk hikayeleri, aşk öyküleri, aşk testleri, güzel aşk hikayeleri kısa, en güzel aşk hikayeleri kısa, aşk hikayesi, en acı aşk hikayeleri, eski aşk hikayeleri, acıklı aşk hikayeleri, aşk hikayeleri oku, etkileyici aşk hikayeleri, aşk hikayeleri acıklı, kısa gerçek aşk hikayeleri, kısa aşk hikayeleri oku, yaşanmış kısa aşk hikayeleri, hüzünlü aşk hikayeleri, ibretlik aşk hikayeleri, platonik aşk hikayeleri, yaşanmış aşk hikayeleri dinle, yaşanmış aşk hikayeleri oku, aşk hikayeleri yaşanmış, en güzel kısa aşk hikayeleri, romantik aşk hikayeleri, videolu aşk hikayeleri, yaşanmış aşk öyküleri, en ilginç aşk hikayeleri, yaşanan aşk hikayeleri, tarihi aşk hikayeleri, çok güzel aşk hikayeleri, uzun aşk hikayeleri, en büyük aşk hikayeleri, en güzel aşk hikayeleri oku, yaşanmış aşk hikayeleri video izle, efsane aşk hikayeleri, aşk yazıları, hüzünlü aşk hikayeleri video, aşk hikayeleri dinle, mutlu aşk hikayeleri, korku hikayeleri, komik aşk hikayeleri, anlamlı aşk hikayeleri, kısa aşk şiirleri, aşk şiirleri kısa, sanal aşk hikayeleri, gerçek yaşanmış aşk hikayeleri video, şiir dünyası, aşk hikayeleri gerçek, aşk hikayeleri izle, aşk resimleri, kısa hikayeler, gerçek aşk hikayeleri videoları, aşk masalları, resimli aşk şiirleri, sevgi hikayeleri, aşk sözleri etkileyici sözler, en güzel aşk hikayeleri videoları, ayrılık hikayeleri, aşk mesajları etkileyici, yaşanmış hayat hikayeleri, yaşanmış gerçek hikaye, duygusal hikayeler, süper aşk hikayeleri, acıklı aşk hikayeleri izle, yaşanmış korkunç hikayeler, güzel mesajlar sevgiliye, unutulmaz aşk hikayeleri, acıklı hikayeler, gerçek aşk hikayeleri izle, hüzünlü hikayeler, yeni aşk hikayeleri, ilginç hayat hikayeleri, dini aşk hikayeleri, a$k hikayeleri, etkileyici sözler aşk, yaşanmış aşk hikayeleri izle, kısa dini hikayeler, en aşk sözleri, resimli aşk hikayeleri, büyük aşk hikayeleri, kısa aşk hikayesi

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri