Erzaklar Asmaaltı’ndan alınırdı

11.09.2009 - 10:01 | - Yemek Hikayeleri Admin Tüm hikayeler
  • Refik Halit Karay çocukluk dönemindeki ramazanları anlatıyor
  • Büyük konakların iftar sofrasında yer almak için tanıdık olmaya lüzum yoktu ki... Gözüne kestirdiğine girerdin.

Yaz Ramazanını sevenler şöyle derdi: Gündüzün zahmet çekilir amma kırda, bahçelerde kurulan sofralarda oruç açmak pek hoştur.

İftar masası da çeşit çeşit salatalarla, cacık, domates, karpuzlar, kavunlarla daha renkli, iştah çekici ve keyifli olur! “On iki ayın Sultanı” unvanıyla anılan Ramazan, her şeyden evvel mide ile alakadardı...

İyi evler, mahalle bakkallarından alışveriş etmeyi muvafık bulmazlardı. Mahalle bakkalları her şeyin adisini, bayat, bozuk, sineklisini satardı. Halleri, vakitleri yerinde olanlar, erzağı, mevsimlere göre hep birden üçer aylık Asmaaltı’ndan alırlar, yük arabalarıyla getirtip, kilerlerine doldururlardı...

Büyük konakların iftar sofrasında yer almak için tanıdık olmaya lüzum yoktu ki... Gözüne kestirdiğine girerdin. Kimse kim olduğunuzu, ne münasebetle tanışıldığını, isminizi sormazdı. Sadece kapıda duran ağa, kılığınıza bakarak size yer gösterirdi. Ya büyük sofrada ya orta sofrada ya da alt katta, kahve ocağı sofrasında...

Kaynak: Vatan Gazetesi/ Bizim kahve

Yemek Hikayeleri Admin tarafından girilen tüm hikayeler Edebiyatçıların kaleminden kategorisindeki tüm hikayeler
4579 kez okunmuştur. Yorumlar (3) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 3 yorum yapılmıştır
  • 11.09.2009 - 12:27
  • Sahaf
  • Eski Ramazanlar
  • Eski ramazan sofraları ile şimdikileri kıyaslıyorum da, diyet yapalım, zayıflayalım derken sofraları kuşa döndürdüğümüzü görüyorum. Her şeyi tadında yapmalı. Çocukken bulamazdık. Gözümüz aç yatardık. Şimdi yemekler önümüzde diziliyor, midemiz yemek görmek istemiyor. Hava kirliliği, sel kirliliği, tüketim kirliliği ramazanların havasını değiştirdi.
  • 11.09.2009 - 23:51
  • Cano
  • Obur ona derler ki...
  • Padişah, bir taraftan veziriyle bir görüşme yaparken, bir taraftan da önündeki bir tepsi dolusu hurmayı hapur hupur götürmekte; yediği hurmaların çekirdeklerini de vezirin önüne atmaktadır. Görüşme bitmeden hurmalar bitince, bir an, ne yapacağını bilemeyen padişahın gözü, vezirin önünde yığılı duran çekirdeklere takılır. Birden ona dönüp:

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
  • 12.09.2009 - 8:57
  • Cano
  • Obur Ona Derler ki...(2)
  • Sen de amma oburmuşsun vezirim, önündeki çekirdeklere bak, der.
    Vezir, kendi yemediği halde önünde yığılı duran hurma çekirdeklerine şöyle bir baktıktan sonra, saygıyla eğilip,
    Padişahım der, obur ona derler ki, önünde ne hurma bırakır ne çekirdek!....

    -----
    Admin:
    Biz de ne zaman gelecek hikayenin sonu diye bekliyorduk.
    Eline sağlık.
    Obur, gerçekten de önünde ne hurma bırakır nede çekirdek.
    Yedi mi gözü görmez.

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
ramazan, eski ramazanlar

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri