Nasıl Zayıflayamıyorum?

26.06.2010 - 8:30 | Diyet - Tüm hikayeler
  • Kapıldığım atalet beni eve kilitler ve kendimi mütemadiyen buzdolabının kapısında bulurum.

Kendimi bıraktığım zamanlarda odalar çeker, yataktan kalkıp, dışarı çıkmak istemem. Yapacak işleri kafamda kurar ama eyleme geçemez, düşünürken bile yorulurum. Kısacası şiirdeki gibi beni sarar melankoli…
 

NASIL ZAYIFLAYAMIYORUM?

Kendimi bıraktığım zamanlarda odalar çeker, yataktan kalkıp, dışarı çıkmak istemem. Yapacak işleri kafamda kurar ama eyleme geçemez, düşünürken bile yorulurum. Kısacası şiirdeki gibi beni sarar melankoli…
İşte böyle zamanlarda usta şair Attila İlhan’ın dizeleri gelir aklıma:
“Ne vakit kalırsa insan korkusuyla bir başına
Ve yalnızlığı çığ gibi büyüyorsa,
Sabahları erken kalkmalı daima,
Traş olmalı,
Saçını sakalını taramalı
Ve en güzel giysilerle çıkmalı sokağa
Ki gün doğmuyorsa bir daha
Ve inancın kefesi bundan yanaysa
Ve artık ölümse korkunun soğuk adı,
Düşüvermişse yüreğimize,
Yapacak bir şey kalmamıştır,
Mutluluk adına... “

Sabahları erken kalkmak. Ağzımın pasını temizledikten sonra, iki bardak su içmek. Ilık bir duş alıp, saçlarımı taramak. Krallara layık bir kahvaltıdan sonra tertemiz, ütülenmiş ve mevsime uygun, rahat giysilerle sokağa çıkmak gerçekten işe yarar. Kendimi daha iyi hissederim.

Yolda rastladığım insanlara güler yüzle “günaydın” demek ve mümkünse iki durak yürümek içimdeki kasveti dağıtır. İşe başlamadan önceki yarım saat, sohbetine doyum olmayan bir arkadaşla oturup çay içmek gibisi yoktur. İçimdeki açlık o zaman azalır…

İşte ben ne zaman bütün bunları yapmaktan vazgeçsem kilo alırım. Kapıldığım atalet beni eve kilitler ve kendimi mütemadiyen buzdolabının kapısında bulurum. Haliyle, gece yapılan atıştırmalar sabah mideyi tırmalar ve yataktan ağır kalkarım. Önceden üzerime uyan bir kıyafet ayarlamamışsam, içine giremediğim kıyafetler bünyemde ufak çaplı travma yaratır. İyi başlamayan gün keyifsiz bir şekilde devam eder…

O huysuzlukla kahvaltı yapılmadan, kapı çarpılarak evden çıkılır. Mümkünse servise kapının önünde binmek istenir ve yol boyunca bulanan mide iş yerinde yuvarlanan tost ve çayla bastırılır. Bakın sabah haberlerine, gazete sayfalarına, teğet geçen krizlere filan daha hiç girmedim!

İşte ben, daha mutlu olabilmek için hafiflemek, kendimi iyi hissettiğim kiloda kalabilmek isterim.

Bu yüzden, “nasıl kilo veririm?” kadar “nasıl yapıyorum da zayıflayamıyorum?” diye sormakta da yarar var. Nerede yanlış yapıyoruz, beslenme alışkanlıklarımız neler? Mesela ben abur cuburu ve şekerli besinleri fazla kaçırdığımda daha yorgun hisseder ve daha çok uyuklarım. Bu yorgunluk hissi de hareketsizliğe ve mide kazınmasına neden olur!

Bir de ruhumda duyduğum açlık var. Ah o açlık! bir kalıp çikolata yedirtir çok zaman. O açlık öyle bir şeydir ki yedirdikçe yedirtir insana. Hani sinirlenince içinizden ona kadar sayın ve geçmesini bekleyin derler ya. Öyle bir şeyler yapmak lazım. Vakitli vakitsiz duyulan açlığa, iki adım atmak, güzel bir müzik dinlemek, sevilen bir sesi duymak çare olabilir belki…

tarafından girilen tüm hikayeler Diyet kategorisindeki tüm hikayeler
6848 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri