Gülümserin Çorbası

28.09.2009 - 14:17 | - Tüm hikayeler
  • Çorba kasesini önüne koyarken, baktı ve " mmm yayla çorbası" deyip...
    nane, kekik, yoğurt, kırmızı biberli yağ karışımı kokuyu içine çekti...

Bu tarafa yolu düşünce bize de uğramak istemiş, "evde misin?" diye telefon edince " elbette buyur gel " dedim…Uzun zaman olmuş görmeyeli özlemişim onu.

Amca ve dayılarımın içinde en küçüğü, en sevdiğim olan Ömer Amcam geldiğinde, kışın ortasında bizleri değilse de içimizi ısıtan bir güneş vardı dışarıda.

Elleri buz gibi olmuştu. Biraz hoş beşten sonra "hadi gel, Allah ne verdiyse yiyelim beraber" dedim...Mutfağımı pek sevdiği için oradaki küçük masaya kurdum iki kişilik soframızı.

Çorba kasesini önüne koyarken,  baktı  ve " mmm yayla çorbası" deyip...nane, kekik, yoğurt, kırmızı biberli yağ karışımı kokuyu içine çekti...Çorbasından birkaç kaşık aldıktan sonra " Anneciğimin yaptığını hatırlattı bana, çok güzel olmuş" dedi.." Ben de babaannemden öğrenmiştim zaten, çok sevdiğim için o yaparken hiç yanından ayrılmazdım " dedim…Biraz sonra yüzüne baktığımda, amcamın lacivert gözlerinde sular dalgalanmıştı…Merak ve endişe ile kendisini izlediğimi fark edince, beni çok şaşırtan bir şey söyledi :

"Ben de bilirim yayla çorbası yapmasını…"

"Sen, çorba yapmak !! Hazır çorba olmasın sakın?"

"Yok, hayır " dedi, ciddiyetle…

Çocukken bize hikaye anlatmadan önce de böyle ciddileşir, merakla bekletirdi.

"Hadi anlatsana" derken sezgisel olarak bunun gizli kalması gereken bir konu olduğunun bilincine varmıştım çoktan.
Bunu ona hissettirmek için :

"Çok zaman oldu, sırlarımızı paylaşmayalı" diyerek göz kırptım.

Düşündüklerini yola koymaya çalışır bir zaman kazanma havasıyla yavaşça kaşıkladı kasede kalan çorbasını. Yüzünde yıllar öncesine dönen Ömer'i gördüm…

Bana bakmıyordu, artık burada değildi…Her zaman sakin ve yumuşak olan sesinde buruk bir tını ile anlatmaya başladı :

Yirmili yaşlarımın başındaydım. Annemle birlikle eski evimizde oturuyorduk o zamanlar..Karşımızdaki daireye yeni taşınan komşularımızın ben yaşlarda bir kızları vardı.

Simsiyah uzun saçlarını savurarak önümden geçip gittiği zaman arkasından baka kalırdım her seferinde. Beğendiğim, konuştuğum kızlar olmuştu ama onun gibisini görmemiştim hiç. Nedense bir türlü cesaretimi toplayıp hislerimi söyleyemiyordum …

Annemin doğum yapan ablamın yanında kaldığı zamanlardı. Günün birinde  komşularımız, cenaze için apar topar memleketlerine gittiler.  Benim kızı evde bırakmışlardı…

Bir akşam işten dönerken basamaklarda oturmuş, elleriyle başını tutan Gülümser'i gördüm.

Adı Gülümser'di evet…

Kendisi de daima güleç yüzlüydü zaten. "İyi misin? Neyin var ? " gibi sorularla ne olduğunu anlamaya çalışırken tuttuğum kolu alev gibi yanıyordu. Meğer çok hastaymış, merdivenleri çıkarken artık  hali kalmayınca oracığa yığılıvermiş. Anahtarlarını alıp, kapıyı açtım. Onu yatağına yatırdım, üzerini örttüm. O hasta haliyle bile öylesine güzeldi ki…

Ne yapacağımı bilemez halde onu izlerken aklıma yapmayı bildiğim tek çorba geldi. Hasta olduğum zamanlar annemin yapıp elleriyle içirdiği ve her zaman beni iyileştirdiğine inandığım "yayla çorbası" Ona beni beklemesini, çorba yapıp getireceğimi söyledim. Kapkara gözlerinde derin bir minnetle baktı. Sonradan öğrendiğime o gün hiç bir şey yiyememişti…Eve dönüp çorbayı yaptım. Götürüp içirdim…Beyaz teninde ateş gibi yanan kırmızı yanakları, kiraz dudakları ile karşımda dururken böylesine yakın olabildiğimize inanamıyordum. Ona ilaç da verdim ve istemeyerek de olsa evime döndüm. O zamanlar değil yanında  kalmak,  bir kızın evine yalnızken girmeyi hayal bile edemezdik. Bir iki güne kalmadı Gülüm iyileşti. ( Gülüm diyordum ona ). Bu arada ona hislerimi açıklamış, karşılıksız olmadığını görünce çok mutlu olmuştum, havalarda uçuyordum.

Askerden döneli altı ay olmuş, iyi bir işim vardı. O çalışmıyordu…Evlenmemiz için bir engel yoktu ve beklemek istemiyorduk. Annem dönse de istemeye gitsek düşüncesindeydim.

Önce onun ailesi geldi memleketten. Onlar gelince birkaç gün içinde her şey tersine döndü sanki. Bana uzak davranmaya başlamış, buluşma tekliflerimi sudan bahanelerle reddediyordu.
Bir gün ısrarlarıma dayanamadı ve  çay bahçesinde buluştuk." Neden benden uzaklaştığını, neler olduğunu? " sordum…Kömür karası gözlerinden sessiz yaşlar dökülerek anlattı: Durumu önce annesine söylediğini, onun buna şiddetle karşı çıktığını…Onların mezhebi farklıydı ve benimle asla evlenemezdi, hakkını helal etmezdi...Sonra babası da öğrenmiş ve o da kabul etmemişti. Bir daha görüşmemizi istemiyorlardı…Gerekirse buradan taşınacaklardı. Ne dediysem kar etmedi…
Ailesini üzmek istemiyordu, onların rızası olmadan evlenirsek mutlu olamayacağımıza inanıyordu.
O günden sonra bir daha buluşamadık…Üzüntümden ne halde olduğumu bilmiyordum.
Annem eve geri dönüp halimi görünce inanamadı.

O da mezhep farkından dolayı evlenmemize pek sıcak bakmadıysa da bana acıdığı için araya hatırlı insanlar koydu, Gülüm'ün babasıyla konuştular ama olmadı…Bir gece gizlice taşınıp gittiler mahallemizden, hiçbir haber, iz bırakmadan…Zamanla yaram iyileşti ama onu hiç unutamadım, kimseyi onun gibi sevmedim..sevemedim…Sonrasını biliyorsun;  yengenle tanıştırdılar, evlendik…

Çorba kasesine baktı "Ve bir daha hiç yayla çorbası yapmadım" dedi…"Peki Gülümser'e ne oldu, hiç haber alabildin mi ondan ?" diye sordum. " Evet, yıllar sonra erkek kardeşine rastladım. Gülümser bizim mahalleden taşındıktan hastalanmış ve bir yıl sonra vefat etmiş. Ailesi pişman olmuş bana vermediklerine…" Artık ikimizin de gözlerinden yaşlar akıyordu…Göz yaşlarımı sildim ve " şimdi birer kase çorba daha içelim, Gülüm'ün ruhuna " dedim…

tarafından girilen tüm hikayeler Çorba hikayeleri kategorisindeki tüm hikayeler
13909 kez okunmuştur. Yorumlar (4) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 4 yorum yapılmıştır
  • 11.06.2008 - 13:54
  • Ada
  • burdakiler de uçmuş
  • Benim yorumlarım da server değişimine kurban gitmiş
    anlaşılan...
    -----
    Olmadı şimdi.
    Geri getirebilir miyiz diye bakıyorum ama.
    Kurtaramama ihtimalimiz yüksek sanki.




    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
  • 11.06.2008 - 21:02
  • Maviş
  • Uçuşan yorumlar
  • Bu server değişikliği sırasında epey bir uçuş kaçış olmuş anlaşılan. Bu gün gördüm bir kaç yorum peşpeşe düşmüş İstikal Caddesinde öyle serseri serseri dolanıyorlardı. Dedim geri gidi admin sizi arıyor diye ama demek geri dönmediler.
    Belki de Markiz de kahve içiyorlardır.

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
  • 16.01.2009 - 7:32
  • muhteber_acer
  • fransız çorbası
  • denedim çok güzel oldu
  • 04.12.2009 - 11:22
  • sukru
  • çorba
  • üff

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
ayran çorbası, çorba, çorba hikayeleri, gülümser

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri