Köyde kurban bayramı

28.11.2009 - 7:00 | Bayram - Tüm hikayeler
  • İbrahim isminde bir peygamber varmış. Bir gün Allah’a, kendisine bir erkek çocuk vermesi için yalvarmış. Üstelik yalvarmakla kalmamış, eğer bir oğlu olursa onu Allah’a kurban edeceğine söz vermiş.

Kenarları yer yer karla kaplı ama orta kısmı çamur deryası  boş bir arsa. Bayramlık kıyafetleri üzerlerinde olduğu için arsanın karlı bölümünde birikmiş çocuklar. Hepsi de meraklı gözlerle az önce kesilen kurbanlık hayvanların derilerinin yüzülüşünü izliyorlar. Daha uzakta duran birkaç kadın, ellerinde tepsi ve sinilerle bekliyorlar.

Elinde sıcak su dolu çaydanlık ve sabun bulunan yaşlı kadın da İsmail’in babaannesi. Kurban kesen kocası ellerini yıkasın diye bekliyor. Bir yandan da gözlerinden yaşlar süzülüyor. İsmail soruyor, neden ağladığını.

İbrahim isminde bir peygamber varmış. Bir gün Allah’a, kendisine bir erkek çocuk vermesi için yalvarmış. Üstelik yalvarmakla kalmamış, eğer bir oğlu olursa onu Allah’a kurban edeceğine söz vermiş. Allah, İbrahim’in bu dileğini yerine getirip ona bir erkek çocuk vermiş. İbrahim de oğluna İsmail adını koymuş. Allah İbrahim’e istediği erkek çocuğu vermiş ama İbrahim’den de “kurban” etme sözünü yerine getirmesini beklemiş. Nihayet bir gün İbrahim, Allah’a verdiği sözü yerine getirmek için oğlu İsmail’i kurban etmeye karar vermiş. Tam elindeki bıçakla İsmail’i kurban edecekken gökten bir Melek inmiş ve yanında getirdiği kurbanlık koçu vermiş İbrahim’e. Meğer Allah, sadece İbrahim’i sınamak istemiş. Ve İsmail kurban edilmekten kurtulmuş.

O İsmail kurtulmuş ama bizim İsmail’in babaannesi, son anda gelen  koçun gelmemesi durumunda gerçekleşecek olan durum üzerine üzülüyormuş. Eğer Allah, bizlere merhamet edip o koçu göndermeseydi, insanlar erkek çocuklarını kurban etmek durumunda kalacakmış. Yani şimdi şu derisi yüzülen kınalı koçun yerinde bizim İsmail olacakmış. Tabi bağlı olmayan arka ayağı hala titreyen şu tiftik keçisinin yerinde de ben.

İsmail, gözlerini iri iri açarak dinliyor, babaannesinin anlattıklarını. Ama bize doğru gelen dedesini görünce, söylemeden edemiyor içinden geçeni:
-Yok yaa…Öyle olsaydı bile dedem, beni kesmezdi.
-Oğlum, öyle olsaydı; dedeni de şimdiye kadar kesmiş olurlardı...
İsmail gülüp, rahatlıyor. O sırada ellerini yıkayan dedesi yaklaşıyor bize doğru. Ellerini kuruladığı havluyla alnını silerken anlatmaya başlıyor.
-Bak İsmail, şimdi bu koç var ya?! Öbür dünya da, biz bu koçun üstüne binip geçicez sırat köprüsünün üzerinden. Sırat köprüsünü biliyorsunuz. Kıldan ince, kılıçtan keskin bir köprü. İşte bu dünyada kestiğimiz kurbanlık hayvanların sırtında geçicez o köprüden…

İsmail’in dedesini dinlerken, az önce kesilen kurbanlıklara daha bir hayranlıkla ve minnetle bakıyorum. Zavallı kurbanlıklar. Bu dünyada biz erkek çocuklarını kesilmekten kurtarıyorlar,  öbür dünyada da sırat köprüsüne gelince yine yardımımıza koşuyorlar. Gerçi bizim tiftik keçisini, kömürlükten çıkartıp bu arsaya getirmemiz bile zor olmuştu. Bu inatçı hayvanın üzerine binip de kıldan ince, kılıçtan keskin bir köprünün üzerinden… 
           
Öğleye doğru da, kurban etinden pişirilen kavurmanın eşliğinde tıka basa kahvaltı ediyoruz. Normalde ayda yılda bir et giren evler, kasap dükkanları gibi et kokusu içinde. Ocakların üzerinden kavurmalar iniyor, haşlamalar konuluyor. Kurbanın kemiği bol eti az kısımlarından da fakirlere dağıtılıyor genellikle. Bu dağıtılan etle de ayrıca bir sevap kazanılıyor tabi. Bayram ziyaretlerinde ana sohbet konusu da kurban edilen hayvan üzerine oluyor. İnsanlar birbirlerine hemen, “Ne kestiniz?” diye soruyor ve “Allah kabul etsin” dedikten sonra da kesilen hayvan üzerine epey sohbet ediyorlar. Tabi ekonomik durumu iyi olduğu halde kesmeyenler de eleştiriliyor bu sohbetlerde.

Sabah, öğle, akşam yemeği hep kurban etinden yapılıyor. Bayram ziyareti için gidilen aile yakınlarında da mutlaka et ikram ediliyor. Çok değil, bayramın dördüncüü günü pes ediyor mideler. Şöyle etsiz bir sofra kurmak istiyor insanlar. Zaten etin çoğu bitmiş, kalanı da kavurma biçiminde ortadan kaldırılmış oluyor. Hadi bakalım, yılın geri kalan 361 gününde yarı vejateryen  sofralara…

 

tarafından girilen tüm hikayeler Bayram kategorisindeki tüm hikayeler
10160 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
kurban bayramı

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri