Hüzünler akıp gitsin denizle beraber!

27.08.2012 - 7:00 | - Yemek Hikayeleri Admin Tüm haberler
  • Begüm Çelikkol'un bu haftaki durağı Büyükada

Bir Ada vapuru alsa içimden hüzünlerimi, sıkıntılarımı. Duruyorum işte sahilde, gel beni de götür ada vapuru… Martılar eşlik etsin yanı başımızda bize, bir de gülümseyen insanlar… “Off”larınızı, “Keşke”lerinizi bir yana bırakın, umarsız bir biçimde binin söylediğim ada vapuruna… Denizle beraber akıp gitsin içinizde birikmiş ne var, ne yoksa…

Bir Ada vapuru alsa içimden hüzünlerimi, sıkıntılarımı. Duruyorum işte sahilde, gel beni de götür ada vapuru… Martılar eşlik etsin yanı başımızda bize, bir de gülümseyen insanlar… “Off”larınızı, “Keşke”lerinizi bir yana bırakın, umarsız bir biçimde binin söylediğim ada vapuruna… Denizle beraber akıp gitsin içinizde birikmiş ne var, ne yoksa…

Bu hafta İstanbul’a çok yakın bir yere, Büyükada’ya götürüyoruz sizi… Eski adı Prinkipo olan Büyükada tam anlamıyla bir cennet… Eğer “Bu sene tatile zamanım yok” diyenlerdenseniz burası tam size göre. Burada hem denize girebilirsiniz hem kafanızı dinleyebilirsiniz.

Günlerden Cumartesi… Kabataş’a ulaştık önce… Simit, peynir ve çay üçlemesiyle kahvaltımızı yaptıktan sonra Adalar İskelesi’ne ulaştık bana eşlik eden arkadaşımla birlikte. İskeleye ağır ağır ilerlerken vapurda boş yer kalmadığını anlamamız geç olmadı. Herkes akın akın vapura doğru koşuyordu… Çoluk çocuk, turistler, gençler herkesin gözde günübirlik tatil mekanı olmuş Büyükada… Sabah 10:30’da kalkan vapurumuz sırasıyla Kınalıada, Burgazada, Heybeliada’ya uğradıktan sonra Büyükada’ya yanaştı… Sanki ilk kez geliyormuşum gibi hissettim kendimi. Oysa ilk kez Büyükada’ya gelişim henüz çok küçükken babam ve annem eşliğinde olmuştu. O günlerden hatırladığım tek şey çığlık ata ata faytonlardan kaçışım…

DONDURMA VE LOKMA KEYFİ

Büyükada İskelesi’nden yukarı doğru yürüdüğünüzde sağlı sollu dondurmacılar karşılayacak sizi. Fındıklı, Antep fıstıklı külahlar eşliğinde özellikle damla sakızlı dondurma yemeden ada turunuza başlamamanızı tavsiye ediyoruz. Dondurmacıların yanı sıra waffle ve lokma satan yerleri de görmeniz mümkün. Fiyatlar ise gayet uygun… Bir top dondurma 2 TL, bir kutu lokma ise 5 TL. Tatlı faslını geçtikten sonra büyük bir meydan karşınıza çıkacak. Meydanın sağında ve solundaki sokaklarda pek çok restoranı bulabilme şansınız var. Menüler bir hayli zengin. Tercihinizi balıktan, ızgara köfteden yana kullanmak isteyenleriniz için ayrı alternatifler mevcutken, size pide yemenizi öneriyoruz. Gerçekten çok lezzetliler… Ancak ilk önce ada turu atmanız gerekir. Sıkı bir yürüyüşten sonra muhteşem manzarasıyla yemek yiyeceğiniz durak gelecek…

Adanın merkezinden isteyen bisiklet kiralayabilir isteyen ise fayton. Sebebi, tepede bulunan Aya Yorgi Kilisesi’ne ulaşmak. Saint George adına yapılan Aya Yorgi Kilisesi, Büyükada'nın en yüksek yerindedir. Biz de adanın merkezinden faytona bindik ve Büyükada’nın Birlik Meydanı mevkiine ulaştık. Buradan sonra faytonla çıkış yok Aya Yorgi’ye. Haydi bakalım tabanlara kuvvet!

AYA YORGİ’YE ZORLU YÜRÜYÜŞ

Yaklaşık 30 dakikalık zorlu bir yürüyüşten sonra (zorlu diyorum çünkü yokuş yukarı çıkıyorsunuz) Aya Yorgi’ye ulaşınca zafer kazanmış edasına büründüğünüz için yorgunluk kalmıyor üzerinizde… Bu kilisenin hikayesini dinlemek için görevli arkadaşımıza yaklaşıyoruz. O da başlıyor anlatmaya… Rivayetlere göre, Aya Yorgi Bizans döneminde işgal altında kalmış. Görevli papazlar, kilise içindeki ikona ve kutsal cisimleri kurtarabilmek adına, toprağa gömmüş. Aradan çok uzun yıllar geçmiş. Aya Yorgi, bir çobanın rüyasına girmiş. Rüyada, çobana ve kiliseye uzanan yolu tırmanması, çan sesi duyduğu yerde durup kazmasını söylenmiş. Çoban, rüyayı çok da ciddiye almamış. Fakat aynı rüyayı üç gece üst üste görünce çıplak ayakla ve kimseye bir şey söylemeden o uzun yokuşlu yolu tırmanmış. Rüyasında görmüş olduğu olay gerçekleşmiş; kiliseye yaklaştığı anda çan sesleri duymaya başlamış ve tam o noktayı kazıp, gömülü cisimleri bulmuş. Ayrıca cisimlerin her biri gömüldüğü günkü kadar yeniymiş. Bu kilisenin bir diğer özelliği de Hristiyanların iki hac noktasından birisi olması. İnanışa göre 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde, Aya Yorgi Kilisesi’ne yürüyerek çıkarsanız, dilekleriniz kabul oluyor. Tarih tutmadı ama biz de dilek dilemek için kilisenin içinde mumlar yaktık…

MANZARAYA GEL!

Aya Yorgi’den çıktıktan sonra sağa döndüğünüzde sizi bir restoran karşılayacak. Yücetepe isimli bu yerde yürüyüşten sonra yorgun düşmüş bedeninizi dinlendirebilir, acıkmışsanız karnınızı doyurabilirsiniz. Manzarası harika, Marmara Denizi ve diğer adaları gören bu mekanda zamanın nasıl geçtiğini unutacaksınız. Fiyatları sıralamak gerekirse, salata ve meze çeşitleri 5 TL, ızgaralar 10 TL, meşrubatlar 2,5 TL. Bira ve rakı içmek isteyenler ise 5 ile 10 TL arasında ödeme yapıyorlar…

Bu manzarayı geride bırakmak zor ama artık adanın merkezine geri dönmek gerek! Çünkü sırada çarşı içinde dolaşmak var… Bu arada Aya Yorgi’den inerken, Birlik Meydanı’na döndüğünüzde eşekle tur atabilirsiniz. Bunun maliyeti ise 10 TL. Eğer, “Çok yürüdüm, adanın merkezine faytonla inmek istiyorum” diyorsanız, iki kişi 25 TL’ye faytonla adanın merkezine inebilirsiniz. “Yok ben illa temiz havayı soluyarak gitmek istiyorum” derseniz, iniş yolu sadece 30 dakika sürüyor… Eğer tepede yemek yemediyseniz, çarşıdaki restoran bolluğunda ne yemek istediğinizi şaşıracaksınız… Balıklar, pideler, mezeler… Restoranlardan derlediğimiz fiyat listesine göre, köfte tabağı ve pide çeşitleri 10 TL, balık çeşitleri 10 ile 14 TL arasında değişiyor. Dileyen 5 TL’ye balık ekmek yiyebilir. Meşrubatların fiyatları Aya Yorgi’nin ordaki gibi 2,5 TL. Bu arada Büyükada’da bisikletle gezmenin keyfi de ayrı. Pek çok dükkânda bisiklet kiralayabiliyorsunuz. Saati 5 TL, günlüğü ise 15 TL…

DENİZE GİRMEK İSTEYEN VAR MI?

Sıcak yaz günlerinde tatil alternatifi olarak karşımıza çıkan Büyükada’da dört tane plaj var. Yörükali Plajı, Prenses Plajı, Nakibey Plajı ve Kumsal Plajı, deniz sezonunu açmak isteyenler için ideal. Suyu serin olan bu plajlarda güneşin tadını çıkarırken, bronzlaşacaksınız, dinleneceksiniz ve sakin ruhunuzla İstanbul’a geri döneceksiniz…
Bu arada İskele’nin yakınındaki çay bahçelerinde de oturmayı ihmal etmeyin. Ada halkından sıcak insanları burada görebilirsiniz. Her birinin ayrı bir hikayesi, ayrı bir hayatı var… Onlar anlatacak, siz dinleyeceksiniz…

NERELERİ GÖRMEK LAZIM?

Büyükada sadece bu kadar değil. Pek çok kilise daha var. En bilinen diğeri ise Aya Nikola. Avrupa’nın en büyük ahşap yapısı Rum Yetimhanesi yani Prinkipo Palas da burada. Ayrıca ünlü romancımız Reşat Nuri Güntekin’in yaşadığı ev, Troçki Evi, Fabiato Köşkü, Sultan 2. Abdülhamit tarafından yapılan Hamidiye Camii, Aya Dimitri Kilisesi, Panayia Kilisesi, San Pacificio Latin Kilisesi, Aya Todori Şapeli, Surp Asdvadzadzin Kilisesi, Hesed Le Avraam Sinagogu, Aya Fotini, Aya Paraskevi, Aya Konstantin, Aya Yorgi Ayazmaları ile burası tam anlamıyla tarih kokuyor.

NERELERDE KALINABİLİR?

Büyükada’ya günübirlik gitmek istemeyen olursa burada pek çok otel hizmet veriyor. Birkaç tanesine de sizin için fiyat sorduk…

Aya Nikola Butik Pansiyon: Bu otelin ilginç bir özelliği var. Gelen çiftler, buradan evlenme kararı alarak ayrılıyor. Aya Nikola Butik Pansiyon yaz kış açık, isterseniz kısa süreli tatilinizi burada geçirmeyi bile planlayabilirsiniz. Mekanın sahibi Aysel Buluç'un banyosundan yatak odasına kadar dizayn tasarım ve dekorasyonunu üstlendiği 11 adet konaklama odası titiz çalışmalar sonucu ortaya çıkmış. Hafta içi konaklama fiyatı 200 TL, hafta sonu ise 300 TL. Telefon: 0 (0216) 382 41 43

Panaroma Butik Otel: Eşsiz deniz manzarası ile Büyükada sahilinde, deniz otobüsü iskelesinin karşısında, vapur ve motor iskelesine ise 100 metre mesafede bulunuyor.Deniz manzaralı bir oda isteyenler 180 TL, kısmi deniz manzaralı odada kalmak isteyenler 160 TL, standart odada konaklamak isteyenler ise 140 TL ödüyor… Telefon: 0 (216) 382 30 30

Köşk Orman Butik Otel: Günlük hayattan ve şehir ortamından ruhunuz daraldığında,
size eviniz yakınlığında tatil keyfi yaşatacak, rahat bir nefes alıp dinlenebileceğiniz, yeni bir eviniz var artık. Büyükada'nın tüm nostaljisini yansıtan tarihi köşk, size ve sevdiklerinize özel hizmet verecek beş odasıyla sizi hem geçmişinizle hem de içinizle baş başa kalmaya çağırıyor. Hafta içi iki kişilik fiyatı 200 TL iken, hafta sonu iki kişilik fiyatı 250 TL oluyor. Telefon: 0 (216) 382 60 48-49

Splendid Palas Otel: Gümüşî kubbeler ve kırmızı panjurlarıyla bir tarafta Marmara denizine bir tarafta da İstanbul’a bakan görkemli bir yapı... Doğayla tarihi bir paylaşım içerisinde, Büyükada geçmişinin nostaljik heyecanını koruyan, Büyükada’nın benzersiz, huzurlu ve dinlendirici ada havasıyla şehrin stresinden uzak bir yer. Diğer adalarda olduğu gibi Büyükada’da da atların çektiği arabalar tek toplu taşıma imkânını sağlıyor... Standart odanın fiyatı 100 Dolar, kısmi deniz manzaralı odanın fiyatı 115 Dolar, deniz manzaralı odanın fiyat 130 Dolar… Telefon: 0 (216) 382 69 50

Tur Yolu Cafe Pansiyon: Büyükada’da ormana ve plaja 5 dakika mesafede 2 katlı eski bir Rum evinde sıcak bir misafirperverlikle, unutulmaz bir tatil geçirmeye ne dersiniz? Orhan Kutbay’ın Evi Tur Yolu Cafe Pansiyon unutulmaz tatilinizi geçirmeniz için misafirlerimizi ağırlamak üzere sizleri bekliyor. Hafta sonu fiyat 120 TL, hafta içi ise 100 TL… Telefon: 0 (216) 382 17 1

Yemek Hikayeleri Admin tarafından girilen tüm haberler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm haberler
11406 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
yemek ve yaşam, büyukada

Kategoriler

Yeni Haberler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri