|
Yiyorum Büyüyorum
Yiyorum Büyüyorum
M. Zümrüt Özkan
AnjuereAlfa Basım Yayım Dağıtım
102 Sayfa
|
Yiyorum Büyüyorum doğru beslenmenin ipuçlarını veriyor
Zümrüt Özkan Anjuere’nin beş baskı yapan çocuk beslenme kitabı “Yiyorum Büyüyorum”u şimdi büyükler de okuyor…
Yiyorum Büyüyorum doğru beslenmenin ipuçlarını veriyor.
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesini bitirdikten sonra halkla ilişkiler dalında uzmanlaşma hayaleri kuran Zümrüt Özkan, bu alandaki çalışma şansının az olması karşısında yurt dışına giderek iş idaresi konusunda yüksek lisans yaptı. Sonra bir Fransızla evlendi. Bir çocuk sahibi olduktan sonra ise oğlunun doğru beslenmesi konusunda çok geniş araştırmalar yaptı.
Sonunda bu araştırmalarını “Yiyorum Büyüyorum” adlı kitapta topladı. Kısa zamanda beş baskı yapan bu kitap sadece çocuk büyüten ebeveynlerin değil, büyüklerin de yemek kitabı olarak dikkatleri çekiyor.
Zümrüt Özkan Anjuere “Yiyorum, büyüyorum “adlı kitabı yazmanın nereden aklına geldiğini Açık gazetedeki bir söyleşisinde şöyle dile getiriyor: Anne sütü ve mama döneminden sonra oğlumun kendisine yeni olan beslenme programına geçişini kolaylaştırmak için çılgınlar gibi araştırma yapmaya başlamıştım. Annelik içgüdüsü ile “ya çok yemek seçerse, ya yemek yemeyi sevmezse” kaygısını taşıyordum. Bu telaşla yemekleri severek yemesi için çözümler üretmeye ve yemekleri onun ağız tadına göre uyarlamaya başladım. Bu anlamda Kaan’ın yememe sendromları böyle bir fikrin oluşmasında başrol oynadı.Oğlumun kendisine yeni olan yemeklere daha çabuk adapte olabilmesi için sordum, soruşturdum ve bol bol denemeler yapıp yeni tarifler yarattım. Yaptığım yemeklerin oğlum tarafından severek yenmesi ve etrafımdaki bebekli annelerin benden tarif istemeye başlaması beni bu konuda şevklendirdi. Etrafımda aynı dertten muzdarip ne kadar çok annenin olduğunu görmek şaşırtıcıydı.
Anjuere, anneler çocuklarına yemek yaparken şunlara dikkat etsinler diyor: Yemek yemeye direnen çocuğunuzla evin içerisinde Tom ve Jerry’i oynama anneler için yorucu ve üzücü bir durum. Çocuğa kaçma, kovalamaca şeklinde yemek yedirme onun yemek yemeyi bir ihtiyaçtan çok oyun olarak algılamasına yol açacağından, çocuklar ileriki dönemlerde oturarak yemek yemekte zorlanacak ve hep eğlendirilerek yemek isteyecektir. Zorlama ve koşturmaca yapmadan, ikna yöntemiyle, hikayeler anlatarak ve kendisiyle birlikte masa başında oturararak yemek yemeği her iki taraf içinde eziyetli olmaktan çıkarabiliriz. Onların kapasitelerine ve o günkü keyiflerine saygı gösterip, beklentilerimizi abartmamakla hem kendimizi hem çocuğumuzu hırpalamadan yemek yedirebiliriz.
Anneler çocuklarının seçici davrandıkları sebze gibi mübrem besinleri çorbalara, soslara, pürelere ve börek harçlarına katarak stratejik davransınlar. Porsiyonları onların küçücük midelerine uygun ayarlasınlar. Her ne kadar anlamazlar diye düşünülse de sunumlara dikkat etsinler. Etleri ve sebzeleri şeritler halinde doğramak, köfteleri küçük bilyeler halinde yuvaralayıp,tabaklarında daha sempatik bir görüntü yaratmaya çalışsınlar. İnanın işe yarıyor! Çocukların gözlemleyerek çok şeyi daha iyi öğrendikleri gerçeğini göz ardı etmesinler. Bunun için masada hep birlikte yemek yesinler. Ve yemek saatlerinde tutarlı davransınlar ki çocuklar sofraya acıkmış olarak oturabilsinler. Maalesef Türk annelerinde çocuğun eline sürekli birşeyler tutturma durumu oluyor ki, bence bu obeziteye kapı açıyor. Karışık, çok malzemeli yemeklerdense sade, içindekilerin tadını daha ön plana çıkaran yemekleri tercih etsinler. Farklı pişirme yöntemleri denesinler ve birbirine uyumlu yemekleri birarada vermeye özen göstersinler.Ve en önemlisi her çeşitle erken yaşta tanıştırsınlar.
|