Yumurtanın kulpu yok

05.09.2011 - 8:00 | - Tüm hikayeler
  • Beş yumurtaya bir kurşun kalem, on yumurtaya bir küçük defter

Ben bir köyde dünyaya gelmişim. Geçimini tarımsal ve hayvansal üretimle sağlayan insanların, ülke nüfusunun yüzde yetmişini oluşturduğu yıllarda. İlkokul ikinci sınıfa kadar da köyde yaşadım. Genellikle tahıl ürünleri temel geçim kaynağı olmasına rağmen; bazı aileler de süt ve süt ürünlerinden kazandıkları ile geçimini sağlardı.

İstisnasız her evin bahçesinde de kendi ihtiyaçlarını karşılayacak ölçekte bir tavuk kümesi olurdu. Ayrıca tavuk yumurtası, yüzlerce yıl öncesinden gelen trampa ekonomisinin bozukluk paraları gibi kullanılırdı. Köy bakkalından alınan ufak tefek ihtiyaçlar karşılığında yumurta verildiğine çok tanık oldum. Beş yumurtaya bir kurşun kalem, on yumurtaya bir küçük defter gibi. Henüz suni tavuk yemlerinin ve bu yemlerle beslenen binlerce tavukların olduğu çiftlikler yoktu ülkemizde. Pek çok gıda gibi yumurtanın da lezzetinin henüz bozulmadığı yıllar. Hatta sıkı skk bir türkü çalınırdı radyoda, galiba Bedia Akartürk söylerdi:

Yumurtanın kulpu yok.

Gözlerimde uyku yok.

Daha sonraları ise yumurtanın bir tür satın alma paritesi olarak ekonomi haberlerinde yer aldığını gördüm. Yumurta fiyatlarındaki değişmelerle hayat pahalılığı veya enflasyon değerlendirmeleri yapılırdı. Önceden bu parayla şu kadar yumurta alırdık, şimdi bu kadar alabiliyoruz gibi...

Bazen marketlerde güzel ambalajı içinde satılan pırıl pırıl yumurtaları görünce aklıma eski köy yumurtaları geliyor. Kümesin bir köşesinde, saman yığınıyla oluşturulan ve adına "folluk" denilen yere yumurtlardı tavuklar. Kümese girip folluktan taze yumurta toplamak kadar güzel başka bir çocukluk anısı var mıdır acaba? Bu yumurtaların üzerinde tavuğun dışkısı ve bazen az miktarda kan olurdu. Sonuçta o yumurtanın çıktığı yeri bildiğimiz için hiç yadırgamazdık bu görüntüyü. Hatta pis bile görünmezdi gözümüze...

Geçen gün Çetin Altan, 1930 lu yıllardaki çocukluğundan bahsetmiş yazısında. Babasının maaşı 120 lira, ev kiraları 10 lira, evdeki hizmetçinin maaşı 3 liraymış o vakitler. Sanırım nüfusun % 90'ı nın köylerde yaşadığı Türkiye koşulları. Yumurtanın fiyatını da 10 para ile 20 para arası olarak yazmış, Altan. Paramızdan altı sıfır atılmasından önceki döneme ait lirayı ve kuruşu ben de hatırlıyorum. Ama kuruşun da alt birimi olan "para" birimini sadece kulaktan duydum. Bir kuruş = 40 para edermiş. Yani Çetin Altan'ın memur babasının 120 lira maaşı 12.000 kuruş ediyor. 12 bin kuruş da 12.000 x 40 = 480.000 para demek. O yıllarda bir memur maaşıyla (480.000/10) tam 48 bin yumurta almak mümkünmüş. Günümüzde ise ortalama 25 kuruştan 48 bin yumurta almak için 12.000 Lira maaşınız olması lazım. Gerçi Çetin Altan, bir aylık kazancı ile belki 100 binden fazla yumurta alabiliyordur. Bir aylık kazancıyla babasından daha az yumurta alsaydı; hiç 1930'lu yılları kötüleyici binlerce yazı yazar mıydı? 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
2833 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter