Yer Sofrası

13.06.2011 - 13:00 | - Tüm hikayeler
  • Yer sofrası, sofra örtüsü üzerine konulan büyükçe bir sini ve bunun altlığından oluşur.

 

Yer sofrası, sofra örtüsü üzerine konulan büyükçe bir sini ve bunun altlığından oluşur. Sininin, yerden yirmi otuz santim yüksek olması için de altına tahtadan bir altlık konulur. Dört ayaklı ve açılıp kapanabilen böyle bir altlığa sahip olmayanlar ise ekmek tenceresini kullanırlar. Her evde, içine ekmeklerin konulduğu en büyük tencereye; ekmek tenceresi denir.

Ortalama bir sininin etrafında beş altı kişi, bağdaş kurup rahatlıkla oturabilir. Ancak daha kalabalık durumlarda oturma biçimi daha bir önem kazanır. Böyle kalabalık sofralarda, herkes siniyi sağ yanına alıp öyle oturur. Sağ kollar uzatılıp kaşıklanan yemekler, hafif sağa çevrili ağızlara taşınır. Tabi solaklar için oldukça zor bir durum. Çocuklu kadınların kolu ise adeta bir exkavatör kepçesi gibi çalışır. Okul öncesi çocukların eline pek kaşık çatal verilmez. Sofrada adeta kanguru gibi annenin önünde ve ona yapışık oturur çocuk. Anne, kaşığı ile çocuğu için de ilave sefer yapmak zorundadır.

Sininin üzerine gelen yemekler genellikle bakır kaplar içinde bulunur. Bu bakır kaplar içindeki yemeğe pek çok kaşık girip çıktığı için bakır sini üzerinde bazen dönmeye başlar. Böyle durumlar da babam kızıp söylenir di:

-Miras da değil ama niye dönüp durur bu?

Hemen bir bez parçası konulur dönen kabın altına ve sabit durması sağlanırdı. Sofra örtüsü serilip, altlık üzerine sini konulduğunda ilk önce babam bağdaş kurup otururdu. Yemek, salata, su, kaşık ve çatal gelinceye kadar ekmeğin kesilmesi gerekirdi. Büyük somun ekmeği bir eliyle göğsü hizasında tutup,diğer eline aldığı bıçakla ince ve düzgün dilimler halinde keserdi. Bi keresinde ben ekmeği öyle kesemeyip, dizime dayayıp kesmeyi dediğimde kızmıştı bana. Ekmek ve kuran göğüs hizasından aşağı tutulmazdı bizim evde. Sert köy ekmeğini göğüs hizasında havada tutup kesmek de epey bilek gücü isterdi. Bu yüzden benim gibi yeni yetmelere;  “henüz evlenme vakti gelmemiş” diye takılırlardı.

Sofrada ekmeği hep babam kestiği halde, suyu annem dağıtırdı. Su testisi onun yanında durur ve susayan ondan su isterdi. Babam neşeli olduğu zaman anneme sürekli takılırdı. Annem en çok “Bir su ver de, babanın canına değsin” lafına kızardı. Tam doldurduğu su bardağını verecekken bu söz üzerine vermeyip ya kendi içer,ya da kalkıp çiçeklerden birine dökerdi. Küçük yaşta onları bırakıp başka kadınla evlenen babasının ölümü bile öfkesini söndürmemişti. Babam su isterken kızdırdığı kadını, sofradan kalkarken ettiği “dua” ile onure etmesini bilirdi.

–Biz eksilttik Allah artırsın; sofrayı güzel Ayşe kaldırsın…

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3779 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter