Sizin 14 şubatınız..

14.02.2010 - 5:44 | Yemek ve Yaşam - Muhittin Şeker Tüm hikayeler
  • Hani öyle "yıllar geçse de üstünden, bu kalp onu unutmayacak" ama yemek masasında olup da, ballandıra ballandıra anlatacağınız herhangi bir natürmort unsuru kalmıyor aklınızda.
  • Gözünüz sadece sevgilinin portresini görüyor ve arada bir deli gibi koşan lanet saati.

"Sevgililer günü"...kökeni antik çağlara dayanan bereket tanrısının anıldığı bir gün. Benim gibi yılın 365 gününden hiçbirini, cümle alemle birlikte özel kılmakta yeteneksiz birisi için diğer günlerden çokta farkı yok aslında. Bugün Wikipedia’ya baktım.

İşte gözüme takılan bazı cümleler:

“Şubat ayı ortasının aşk ile ilişkisi antik çağlara dayanmaktadır. Antik Yunan takvimlerinde, Ocak ayı ortası ile Şubat ayı ortasının arasında kalan zaman Gamelyon ayı olarak adlandırılmıştı ve Zeus ile Hera'nın kutsal evliliğine adanmıştı. Antik Roma'da 15 Şubat, bereket tanrısı Lupercus'un onuruna, Lupercalia günü olarak kutlanmaktaydı. Bu günde, Lupercus'un din adamları tanrıya keçi kurban ederlerdi. Daha sonra kafalarının üstüne koydukları bir parça keçi derisi ile Lupercus'u simgeleyerek, Roma sokaklarında koşturup, karşılaştıkları herkese dokunurlardı. Genç kızlar gönüllü olarak ileri atılır ve bereket tanrısının dokunuşundan paylarını almaya çabalarlardı. İnanışa göre bu dokunuş sayesinde doğurganlıkları kolaylaşacaktı. Lupercalia bayramının arifesi olan 14 Şubat'ta genç erkeklerin genç kızların isimleri yazlı kura çekerek bayram boyunca 'çift' olma alışkanlığı vardı. 469'da Papa bu gayri-Hıristiyan bayramını yasaklayarak sadece kura çekilişine izin verdi. Ancak artık kuralarda kızların değil azizlerin isimlerini yazlıydı. Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı ilk olarak 14. yüzyıla ait kaynaklarda görülmektedir. 1381 tarihli Parlement of Foules adlı kitaba göre, Fransa'da ve İngiltere'da 14 Şubat geleneksel olarak kuşların çiftleşme günü olarak bilinmekteydi. 14 Şubat, 1800 yıllarda Amerika'lı Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok fazla önem kazanmış, sevgililer günü tüm dünyada ticaretin canlandığı bir dönem haline gelmiştir. Sevgililer Gününü çiftler genellikle başbaşa geçirirler. Başbaşa gidilen romantik bir yemek, ya da evde hazırlanan romantik bir sofra en yaygın kutlamalardandır.

Evet, olayın tarihsel kökeni ve günümüzdeki toplumsal-ticari boyutu işte böyle.

Tabi en önemli boyutu da evde veya dışarıda yenilen “romantik yemek” Peki bir yemek nasıl “romantik” sıfatını hak ediyor? Müzik, mum ışığı ve masa üstü aksesuarları dışında yenilen bir yemek romantik sıfatını hak edemez mi? Sevgili ile geçirilen zaman diliminde yenilenlerin türü, pişirilmesi, servisi bu “romantizm” olayını etkiler mi? Benim gibi 14 Şubat’a fransız kalanların bu tür sorulara pek bir cevabı olamıyor ne yazık ki. Ama konunun içinde bir sevgili ve yemek ögesi varsa ;birkaç cümle etmeden bu yazıyı bitirmeye de gönlüm razı olmuyor.
Hadi, yaslayın başınızı geriye ve şöyle bir düşünün.

Sevgilinizle bir zaman diliminde buluştunuz. Diyelim ki sabahın köründen akşam karanlığının çökmesine kadar bir zaman dilimi.Yani içinde üç öğün yemek de var. Gezmesi, dolaşması, oturması, kalkması, yemesi, içmesiyle geçirilen bir gün. Akrebin yelkovan, yelkovanın saniye çubuğu gibi hızlı döndüğü bir gün. Arada bir karnınızı doyurmak için rastgele bir yere giriyorsunuz ama aç-tok olduğunuz konusunda hiçbir fikriniz yok. Gelip tepenize dikilen garsonu acele göndermek için öylesine söylenen yemek siparişi. Masaya özenle hazırlanmış ızgara çeşitlerinin gelmesiyle, ucuz bir peçeteye sarılmış ayvalık tostu gelmesi hiç de umurunuzda değil. Masanın üzerine doğru dürüst baktığınız bile yok. Gözünüz sadece karşınızda oturan sevgiliyi görüyor. Ne yediğinizden ekstra bir tat alıyorsunuz, ne içtiğinizden. Sizin için tat da, tatlı da, bal da, şeker de… 

Hani öyle "yıllar geçse de üstünden, bu kalp onu unutmayacak"  ama yemek masasında olup da, ballandıra ballandıra anlatacağınız herhangi bir natürmort unsuru kalmıyor aklınızda. Gözünüz sadece sevgilinin portresini görüyor ve arada bir deli gibi koşan lanet saati. İşte böyle bir günde, böyle bir yemek masasında bulunmuşsanız; o günkü tarihin pek de bir önemi yok. O gün sizin 14 Şubat’ınızdır.

Muhittin Şeker tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
925 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
14 şubat, ballandırarak anlatılacak bir gün, sevgililer günü, sevgililer gününün anlamı, sizin 14 şubatınız, unutlmayacak yemek, yemek ve yaşam
İlgili hikayeler
İlgili fotoğraflar
İlgili videolar
İlgili karikatürler
İlgili yemek ve sinema yazıları
İlgili sağlıklı beslenme yazıları
İlgili haberler

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter