Sessizliğin sesi

07.11.2011 - 8:00 | - Tüm hikayeler
  • Karpuz kurabiyedir, armut tereyağı, ıspanak kuzudur, salatalık bademdir, Ayva ekmektir. Taze fasülye sırık ayşe olur, kiminin dilinde.

 

Ülkemin her yerindeki semt pazarları, bir tür  akordu bozuk ses cangılıdır aslında. Satıcılar ürünlerini satmak için var güçleriyle ve olanca cazgırlıklarıyla bağırır dururlar. Bu satıcıların, doğaçlama yetenekleri de değme tiyatro sanatçısını ikiye katlar. Karpuz kurabiyedir, armut tereyağı, ıspanak kuzudur, salatalık bademdir, Ayva ekmektir. Taze fasülye sırık ayşe olur, kiminin dilinde. Diğeri gırtlağını yırtarcasına bağırır: 

"Ayşeye geeeeeel.." 

Domates de hep "kaya" sıfatını hak eder. Ama ben domatesi, kimden alacağımı iyi bildiğimden hiç bakmam bile kaya domateslere. Kararlı adımlarla yürürüm benim domatesçinin tezgahına doğru. Pazarın tek bağırıp-çağırmayan satıcısıdır O. Zira ne söyleneni duyabiliyor, ne de bir kelime konuşabiliyor. Ama koca Pazar yerinde en iyi anlaştığım satıcı O. Tezgahına yaklaştığımı görür görmez hemen gülümseyip bir Japon gibi selamlıyor beni. Ben de aynı şekilde karşılık verip hemen halini-hatırını soruyorum. Bu da sol gözümü kırpıp, gülümseyen dudaklarımı soldan yukarı doğru hareket ettirmekle oluyor. 

Sağ elinin bütün parmaklarını bir araya getirip, başını hafiften sola doğru eğerek "iyi" olduğunu ifade ediyor. Hani sohbetimize doyulmaz bizim ama hem onun hem de benim vaktimiz yok. O bağırtılı çağırtılı ve kendisi için  haksız rekabetin daniskası bir ortamda domateslerini satmak zorunda. Ben de bir an önce alışverişimi tamamlayıp eve gitmek zorundayım. Bu yüzden derhal konuya girip parmaklarımla alacağım domates miktarını söylüyorum. Hemen özenli ama hızlı bir şekilde minik domateslerden poşete doldurmaya başlıyor. Bir an zaman duruyor sanki ve kulaklarıma Paul Simon'ın ölümsüz şarkısı geliyor. 

Sound of Silence...Sessizliğin Sesi...

merhaba karanlık, eski dostum 
seninle konuşmaya geldim yine 
Çünkü ben uyurken 
yavaşça süzülen bir görüntü tohumlarını bıraktı 
ve beynime ekilen görüntü 
hala duruyor sessizliğin sesinde

pervasız rüyalarımda yapayalnız yürüdüm 
dar şose yolları 
bir sokak lambasının parlak ışığı altında 
yakamı çevirdim soğuğa ve neme karşı 
bir neon ışığının çakması gözlerimi kamaştırdı 
geceyi yardı ve dokundu sessizliğin sesine

ve çıplak ışıkta gördüm ki 
on bin kişi belki daha fazlası 
ses çıkarmadan konuşuyor, dinlemeden duyuyordu 
seslerin paylaşmadığı şarkılar yazıyordu
ve kimse rahatsız etmeye kalkmadı 
sessizliğin sesini

"aptallar" dedim "bilmiyorsunuz ki 
sessizlik kanser gibi yayılmakta 
sözlerimi duyun da size öğreteyim 
kolumu tutun da size ulaşayım" 
ama sözlerim sessiz yağmur damlaları gibi düştü yere 
ve yankılandı sessizliğin kuyularında

ve insanlar kollarını kaldırıp dualar ettiler 
kendi yarattıkları neon tanrısına 
ve işaret parladı ve uyardı 
kendi yarattığı kelimelerle 
ve işaret dedi ki "peygamberlerin sözleri 
metro duvarlarında ve yoksul binaların koridorlarında yazılı" 
ve fısıldadı sessizliğin seslerinde..

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
2937 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter