Protokol Yemeği

15.08.2011 - 13:00 | - Tüm hikayeler
  • Genellikle az konuşan Tahsin’in, yemekte de ağzı sadece kaşık ve çatal için açılır.

 

Ben de hızlı yemek yerim ama Tahsin kadar değil. Eğer evde değilsem, elimden geldiğince masamı paylaştığım insanlara ayak uydurmaya çalışırım. Bunda biraz sohbet etmeyi sevmem de etkili tabi. Genellikle az konuşan Tahsin’in, yemekte de ağzı sadece kaşık ve çatal için açılır. 
 
Kızılay’dan, Cebeci ye yürüdüğümüz günleri hatırlıyorum…Mithatpaşa kavşağında birer simit alırdık; bu daha kolej durağına gelmeden bitirirdi. O yıllarda Mithatpaşa kavşağı bizim için karar verme noktasıydı. Cebeci’ye, ya otobüse binip gideceğiz; ya da simit alıp yürüyeceğiz. İkisini birden yaptığımızda cari açık kaçınılmaz. Friedman görse halimizi; kesinlikle sıkı para politikası öneren kitaplarından birine önsöz yazmamızı isterdi... İşte bu Tahsin, okulu bitirir bitirmez iyi bir şirkete işe girdi. Bir sene sonra görüştüğümüzde, bizi bir lokantaya götürüp; “Ne istiyorsanız söyleyebilirsiniz…” demişti. Tıka basa yediğimiz yemeğin hesabını da yeni aldığı gıcır cüzdandan çıkarttığı en büyük banknotla ödemişti. 
 
Kahvelerimizi yudumlayıp, sigaralarımızı içerken de çalıştığı ortamı ve hayatına yeni giren insanları anlatmıştı: “Ya hepsi çok tuhaf insanlar. Hitaplar son derece kibar ama hiçbir insani sıcaklık yok. Sanki pusuya yatıp birbirlerinin açığını kolluyor gibiler. Geçen gün büyük patronun da katıldığı bir yemek vardı. Allahım, ben böyle yemek sofrasında oturmaktansa bir yıl oruç tutmaya razıyım dedim içimden. Beni bilirsiniz, masaya oturdum mu hemen yumulurum yemeğe. E burada bekledik patron başlasın diye. Adam iki kekremsi laf edip eline çatalı alınca ben de hemen önümdekilerden atıştırmaya başladım. Öğle yemeği yemediğim için açlıktan gözlerim kararıyor zaten. Lan bir an durdum, başım önde ama masada bir sessizlik ve tüm bakışlar benim üzerimde. Ağzımdaki lokmayı çiğneyemeden başımı kaldırdım ve patronla göz göze geldik. 

–Sizce de öyle değil mi Tahsin Bey? 

Ağzımdaki lokmayla konuşsam olmayacak. İki çiğnemeyle, yutup öyle konuşmak için de çok geç. Öylece yutuverdim, çipura parçasını. Lan, kılçık takıldı boğazıma. Ter bastı, kızardım. Belki morardım, geberip gidecem. Yaa, hepsi ölü balık gözlerle bakıyorlar yüzüme. Bir allahın kulunun umurunda değilim. Kaptım bir parça ekmek atım ağzıma.

–Bizce de öyle efendim…   

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
2759 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter