Portakallı Kek

16.01.2012 - 13:00 | - Tüm hikayeler
  • Hayatımda yediğim en hafif en iç ferahlatan ve en enerji veren kekti.

O yaz tatili uzun ve yorucu olmuştu. Ama çok güzel yeni yerler görmüş dalında portakalın kokusuna esir olmuştum. Onbeşgünlük yaz tatili, Çanakkale'den başlamış, Finike'de bitmişti. Göz yaşları ile başlayan tatilimde, ilk defa bu kadar savaşçı ruhumun olduğunu fark etmem de aynı yıla denk gelmişti.
Cunda adasında mezelerin eşliğinde, dolunayın ışığında, kadehimin gölgesinde ve memleketimin koynunda demlenmiştim. Kıyı şeridini takip ederek son beş günü geçireceğim Finike'ye ulaşmıştım. Her yer narenciye kokusunun esiriydi. Bende o esirler arasına gönüllü katılan biri. Kaldığım motelin bahçesi portakal ağaçları ile doluydu. Dallar ise, irili ufaklı portakal tanelerinin ağırlığı altında göz hizama kadar eğiliyor. Sanki "dalımdan bir kaç portakalı ye ne olur, biraz olsun kollarımı havaya kaldırabileyim" der gibiydi tüm ağaçlar.

Dalında portakalın sunumu toparağındaki ağaçların bana sarılması o günü hiç unutamayışıma sebeptir. Portakal bahçesinde ağaçların arasında her ağaça dokunmak suretiyle dolanmaya başladım. Bu tura başladığımda saat onyediyi biraz geçiyordu. Moteli ardımda bıraktığımı fark etmedim bile. Biraz ona biraz buna derken biten bahçenin bir üst yolundan dönmeyi planladım. Ama sanırım birazda kavis çizdim. Hava karardığında ben hala moteli arıyordum. Moteldekilerde beni. Nasılsa güvenli bir bahçedeydim. Nasılsa bir şekilde motele ulaşırdım. Panik yoktu ama biraz endişe vardı. Açıkcası geceyi burada geçirmeye de niyetim yoktu. Acıkmıştım. Portakallar epey yardımcı oldu karnımı doyurmam konusunda. Havanın sıcaklığı bir yandan, nem diğer yandan yorgunluk ve bacaklarıma dolanan çalıların acısı diğer yandan artık epey sinirlerimi zorlamaya başlamıştı. Bir an gözüme kıpırdayan bir ışık çarptı. Hemen o tarafa yöneldim. Motel sahibi Hasan efendi idi. Uzun zaman olupta dönmeyince beni aramaya çıkmışlar. Meğer böyle çok sık olurmuş. Genelde misafirler bahçede dolaşmaya çıkıp yollarını kaybeder ve Hasan efendi de saat 21:00 oldumu elinde feneri ile bahçeye aramaya çıkarmış.

Hasan efendi ile birlikte motele döndük. Nemden ıslanmıştım. Hasan efendinin eşi Seval hanım taze çay demlemiş yanında da kek yapmış. Hayatımda yediğim en hafif en iç ferahlatan ve en enerji veren kekti. Tarifini aldım, eve döndüğümde, o sabah motelden ayrılırken yanıma aldığım 3 portakal ile, ilk işim bu keki pişirmek oldu. Şimdi sizinlede paylaşacağım bu kek; her türlü moral bozukluğuna, yeni yapılanmadaki sıkıntılara, savaştan çıkmışlara yada yeni savaşa gireceklere gayet iyi geldiğiniğ bizzat test ettim ve şimdide tavsiye ediyorum.

Bu kekin üstüne döktüğümüz bir sosu var önce onu yapıp bir kenara koymamız gerekiyor ki kek olana kadar soğusun. 2 adet portakalın kabuğunu rendeleyip her ikisininde suyunu sıktıktan sonra içine koyacağımız 3 kaşık toz şekerle birlikte ocakta bir taşım kaynatalım. Ve tezgah üstünde bir kenarda muhteşem buluşmaya kadar yaklaşık olarak 40 dakika beklemesini sağlayalım. Ve biz hemen kekimizin yapılışına geçelim.

Dalından koparılmış 1 adet portakal. Kabuğunu ince ince rendeleyeceksiniz. Sonra aynı portakalın suyunu sıkıp rendelenmiş kabuklara katacaksınız. İçine tat vermesi için 7 kaşık toz şekeri, bir paket vanilya ile birlikte ekleyeceksiniz. Vanilyanın davetkar kokusunu içinize çekmeyi sakın unutmayın. Bir paket kabartma tozu ve yedi kaşık unu üç yumurtayla birlikte ilave edip iyice karıştıralım. Çok az yağlanmış kalıba dökülen bu parlak, sarımsı ve içinde portakal kabuğu taneciklerini ısıtılmış fırına vererek pişmesini bekleyelim.

Nefis bir portakal kokusu yayılmaya başladığında o kokuya doğru yaklaşıp gözlerimizin önündeki o muhteşem kızarmış kekin görüntüsünü hafızamıza iyice kazıyalım. Koku ve görüntü tamam artık. Fırından çıkan kekimizi, servisini yapacağımız tabağa alıp önceden hazırladığımız sosu ile buluşturalım. Sakın öyle rast gele o sosu dökmeyin üstüne. Bir ritüel kurgulayın kafanızda. Çölden çıkmaktasınız. Susuzluktan dolayı görmüş olduğunuz seraplardan sonra kavuştuğunuz bu sıcak kek çölü sosuda içtiğiniz suyu temsil etsin. Ve şimdi ikinin birbirini nasıl tamamladığını hayata kattığını gözlemleyin.

Fazla dalmadan seyrettiğiniz bu kek, sizin tüm sıkıntılarınızdan arınmanızı ve birden içinizde oluşacak ferahlığa kendinizi koyvermenizi sağlayacak. Yedikçe kendini yediren yağsız hafif ve içinize verdiği huzur ile hepinize afiyet olsun.

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3473 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
portakallı kek

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter