Pino

17.01.2011 - 8:00 | - Tüm hikayeler
  • Yağmurlu, soğuk bir 1 Nisan akşamında tanıştık Pino ile.

Yağmurlu, soğuk bir 1 Nisan akşamında tanıştık Pino ile.
Şaka gibiydi…
Öğlen üzeri, aynı günün akşamında dönmek üzere gelmiştim Eskişehir’e.
Bir avuç kuruyemişi saymazsak gün boyu ne çiğ böreğinden tadabilmiştim, ne de tosttan başka bir şey yiyebilmiştim…
Porsuk çayı yine yeşil yeşil akıyor ve sanki bir kartpostal havası veriyordu şehre. 
Kendini sonu kötü biten bir aşk filminin başrol oyuncusu gibi hissediyor insan bu şehirde. Hüzünlü bir hali var…
Burası, usul akan Porsuk Çayıyla, serin esen rüzgarıyla, heykelleriyle, gelip geçen tramvaylarıyla müzikli bir şehir. Astor Piazzolla’nın hüzünlü bandoneonun  sesi sanki fonda çalan…  
Bir öğrenci kenti oluşundan mıdır nedir kısa bir süre kalınıp çok sevilecek ve sonrasında her nereye gidilirse gidilsin hatırası sol göğsün üzerinde taşınacak bu şehrin hüznü sarıveriyor insanı…
Gidenin, gitmek isteyenin arkasından akamayan gözyaşlarını Porsuk’a akıtan bir sevgili gibi… Piazzolla’nın müziği gibi…
Yunus’un şehri burası, hoşgörüyle, sevgiyle kabulleniyor her gidişi, geleni kucakladığı gibi…
İşte bir pazar günü, kimseye gidiyorum demeden bir kaçak gibi geldiğim bu şehirde tanıştım Pino ile…
Yanımdakine dağıldığımı belli etmeden kalan iki saati nasıl geçiririm diye sendeler bir vaziyette yürürken gördüm onu…
İyi ki gördüm. Onu görmesem kesin düşerdim.
O bana açlığımı hatırlatıp dünyaya döndürdü ve o an için tutunacak bir dal oldu.
Neşe içinde hadi girip hamburger yiyelim dedim, kendime hayret ederek.
Evet Pino, Eskişehir’in fastfood tarzı yemekleriyle ünlü eski bir restorantlar zinciri.
Köftesi mak dıgılsın sunta köftelerini nasıl olup da sevdi bu millet dedirtecek kadar güzel. Fiyatlar bir öğrenci kentine yakışacak kadar ucuz…
Bir gün “O” nunla beraber hamburger yeme ihtimalini sevdiğim Pino hiç hesapta yokken önüme çıkıvermişti. Bu ilahi bir tesadüf değildi elbette  ama ayaklarımı yere değdirmiş, durumu kurtarmama yardımcı olmuştu. 
Eskiler yine haklı çıktı galiba “Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin”  demekle…
Evet Pino da oturup hamburger menüyü götürdük, kendimize geldik.
O gün orada hiç ağlamadıysam eğer, bunun sebebi Pino’dur…
Pino benim dostumdur!

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
5160 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter