Kalbini koru

16.12.2010 - 12:35 | - Tüm hikayeler
  • Sol yanımızda bir şeyin hiç durmadan, pıt pıt attığını keşfedip, birbirimizin göğsüne kulağımızı dayayıp, heyecanla sesini dinlediğimiz çocuk kalbi ne kadar değerli bir hazinedir!

Anneannem, pekmezle yaptığı helvaya, küçük birer yumruk büyüklüğünde şekiller verirmiş. Çocuklarının kalbiymiş bu küçük yumruklar! Kalbimiz yumruğumuz büyüklüğündedir, diye öğretirler ya bize işte öyle… Çocukları önlerine koyduğu yiyeceği geri çevirmesin diye yaparmış bunu. Bu küçük kalp Hatice’ninki, bu Yusuf’un, bu da İsmail’in ki... Bu küçük kalpler, siz iyi ve doğru beslendikçe sizinle birlikte güçlenecek ve büyüyecek, dermiş. Çocukları da geri çevirmezmiş yiyeceği, o böyle deyince. Anneannem, çocuk kalbine giden en kestirme yolu keşfetmiş aslında. Her annenin yapabildiği gibi…

Sol yanımızda bir şeyin hiç durmadan, pıt pıt attığını keşfedip, birbirimizin göğsüne kulağımızı dayayıp, heyecanla sesini dinlediğimiz çocuk kalbi ne kadar değerli bir hazinedir! Çocuklar bunu bilir, büyüdükçe unuturlar… Kalplerini, çok kızınca, çok korkunca ya da ne bileyim yokuş çıkarken tekleyince hatırlar bizim gibi, heyecan duymayı unutmuş yetişkinler...Hani sevgililer gününde bir sürü kırmızı kalp uçuşuyor ya ortalıkta, onları hatırlamaktan bile saymıyorum…

Oysa unutulacak gibi değil! Rakamlar, kalp hastalıkları ve krizinin tüm dünyada en önemli ölüm nedenlerinden biri olduğunu söylüyor. Sanal alemde yapılacak kısa bir gezide bile (Türk Kalp Vakfı web sayfasında mesela) ülkemizdeki ölümlerin yarısının kalp ve damar hastalıklarına bağlı olduğu bilgisine ulaşılabiliyor. Yeğenim Arda gibi, pek çok çocuğun da doğuştan, dikkatli bir takiple anlaşılıp, küçük operasyonlarla düzeltilebilecek kalp-damar sorunlarıyla doğdukları bilgisi de aklımızın bir köşesinde olmalı…

Hani çoğumuzun çok beğendiği sözler vardır: “Kalbinin sesini dinle!”, “Yüreğinin götürdüğü yere git!” gibi… Evet kalbimizin sesini, çocuklarımızın kalbinin sesini dinlememiz gerekiyor. Üfürüm mü var, çarpıntı mı, ritm bozukluğu mu? Çünkü maalesef, yüreğimizin götürebildiği yere kadar gidiyoruz…

Kalbimizi nasıl ve neyle beslediğimiz, ona nasıl baktığımız çok önemli. Türk Kalp Vakfının logosunda yazdığı gibi: Çocuk gibi sevinmek, eğlenmek, hayal etmek, sevmek, her kalp atışınız hayatınızın güzelliğini yaşamanızdır.. Kalbinizi koruyun!” Ayrıca hayati öneminden hareketle, bu kalbimizi koruma meselesinin, sadece kişisel bir uğraş olmadığı, devletin sağlık politikalarıyla, titizlikle yürütülmesi gerektiği aşikadır…

Bir dip not daha; bir süre önce babamın yaşadığı ağır aort sorunu nedeniyle hastanelerin kalp-damar cerrahi ve servisleriyle pek bir haşır neşir olduğum için biliyorum pek çok insanın kalp nakli için sırada olduğunu. Şu organ bağışı işini bir daha düşünelim derim o yüzden…
 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
4143 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 1 yorum yapılmıştır
  • 16.12.2010 - 14:29
  • Sevinç
  • pıt pıt
  • sol yanımda pıt pıt diye bir şeyin attığını en son hastanenin yolunu tuttuğumda hatırladım. Kalbi sarıp sarmalamalı. Pekmezle helva ile çocuk gülüşleri ile beslemeli. Eline sağlık.

    Baban için çok geçmiş olsun.

    Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
kalp, sağlık, kalbin önemi, yemek ve yaşam, sağlıklı yaşam, yemek hikayeleri, kalp hikayeleri, yaşamdan hikayeler

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter