Kahvenin Hatırı Neden Bitmez?

12.03.2012 - 13:00 | - Yemek Hikayeleri Admin Tüm hikayeler
  • "Gönül ne kahve ister ne kahvehane
    Gönül muhabbet ister kahve bahane"

-"40 yıl hatırı olan bir içecek söyleyebilir misiniz?"
- "İlk aklınıza gelen ne oldu?"
- "Kahve değil mi?"
Neden çay, limonata, su değil de kahve.
Kahvenin muhabbeti vardır da o yüzden.
Lezzetli sözlerin arasına bile yerleşmiştir bu yudum yudum muhabbet.

"Gönül ne kahve ister ne kahvehane
Gönül muhabbet ister kahve bahane"

Kahvenin bulunuşuna dair değişik öyküler vardır bunlardan birisi de Yemendeki bir çobana dayanır:
Çok zaman önce Yemen'in yüksek yaylalarında Kaldi adında bir çoban yaşarmış. Günün birinde keçilerinin bir ağacın kırmızı meyvelerinden yedikten sonra canlandığını, çok hareketli olduklarını ve geceleri çok az uyuduklarını fark etmiş. Bunun üzerine Çoban Kaldi, bu yemişlerden tatmış ve sonrasında da kendini daha dinç ve canlı hissetmiş. Zamanla bu çekirdekleri kavurup öğüten Yemenliler, çok lezzetli ve keyif verici olan kahveyi bulmuşlar.

Peki..Kahvehaneler üzerine bir kitap yazılsa, sizce Türkiye bu kitapta nasıl yer alırdı?

"Önemli bir yer tutardı" dediğinizi duyar gibiyim, Kahvehaneler/Coffe Hause'un yazılış öyküsüne bakınca, kahvehaneler üzerine yazılan bir kitapta Türkiye'nin adının yer almayabileceğini de görüyoruz.

Kahvehaneler/Coffe Hause'un Önsözünde bu dile getiriliyor.

 

İstanbul'un kahvehanelerinden bahsetmeyenlere kızıp basılmış Kahvehaneler/Coffee Houses isimli kitabın Enis Batur 'un yazdığı önsözünden

Kahvenin Hatırı

Günümüzün önde gelen düşünürlerinden George Steiner, en yeni kitaplarından birini, “kahve kültürü”nün Avrupalı olma durumunun temel ölçüsü sayılması gerektiği savına ayırmış. Ağır, derin bir yazardır Steiner; ama bu kez belli ki yumuşak bir metin yazmak istemiş: Kahvelerinin çeşitliliği nedeniyle Viyana’yı, Prag’ı, Lizbon’u ‘tipik bir Avrupa şehri’ olarak tanımlaması iyi hoş da, kahvesiz Londra’yı salt bu gerekçeyle haritanın dışına itmesi bana biraz zorlama bir çaba olarak göründü. Beterin beteri: Kitapta İstanbul’un adına hiç rastlanmıyordu.

Anlaşılan, Doğu’nun kahvelerini ayırıyor Steiner de. On yıl kadar önceydi, İstanbul’a kapsamlı bir kahve sergisi tasarısıyla gelen Gérard Georges-Lemaire benimle karşılaşmak istemişti; görüşmemizde, bu standart Batılı kafanın içinde aşılmaz bölgeler olduğuna tanık olduydum: Nerval’den bir buçuk yüzyıl sonra, farklı bir dünyadan hala hiçbir eşiği aşamaksızın sözedilmesi bana hüzün veriyor. Eskiden öfkelenirdim.

Avrupa’nın doğu kapısı kimilerine göre Viyana’dır, kimileri içinse ‘öteki kıta’ İstanbul’dan başlar. Bu sınır ölçüsünü hiçesayanların sayısı son yıllarda neyse ki arttı. Kahvehaneler, kahve kültürü, bir fantezi olmanın ötesinde, Avrupalılığın göstergesi olarak değerlendirilebilir mi, ayrı; bir başına olguyu ele aldığımızda, olabildiğince nesnel tartımlarla, Asri Zamanlar’ın, modernitenin belirleyici topografik kesitleri arasında yeraldığını gördüğümüz kahve konusunda, İstanbul’un ayrıksı, özel bir anlamı, tarihi olduğunu duraksamadan söyleyebiliriz sanıyorum.

Bir kere kim ne derse desin, kahvehanenin doğum yeri İstanbul: Günümüzdeki anlamının belki biraz uzağında görülebilir ortaya çıkma gerekçesi, aslında değildir: Keyif, bütün imparatorluk merkezlerinde, şah şehirlerinde olduğu gibi burada da sınır ihlaline teğet bir durum yaratıyordu. Osmanlı Tarihi, tütün ve kahve bağlamında, tıpkı alkollü içecekler konusunda rastlandığı türden iniş çıkışlara, yasaklamalara ve yasak delme girişimlerine sık sahne olmuştu.

Daha önemlisi, kıraathanenin, kolektif mekan kimliğiyle bir bakıma muhalefetin yuvası görünümüne bürünmesiydi. Daha önce de dile getirmiştim: Okumak, zaten bir muhalif tavırdır, kitabın dikenli tellerle kuşatıldığı topluluklarda. Osmanlı’da yeniliğin, değişme isteğinin makbul karşılanmayan sesi önce kıraathaneden duyulmuştu. İstanbul’un ilk Batılı seyyahları bu olguyu fark etmişlerdi: Théophile Gautier’nin yazıları, Doğu’dan Sanayi Devrimi Avrupa’sına selim urlar gibi yayılan kahvehane üslubunun derinlemesine gözlemleriyle doludur.

Batılılaşma zihniyetinin gitgide alan kazanmasının, kahve yaşantısında çift yönlü bir etkilenmeyi doğurduğu biliniyor. Pera’dan başlayarak, eril bir ortam olmaktan çıkar kahvehaneler: Salah Bey Tarihi’nin farklı bölümlerinden “kafe”lerin, “pastane”lerin yarattığı yeni buluşma mekanı olgusunun gelişimi izlenebilir. Artık, düzeni korumaya çalışanlarla çözmeye uğraşanların bitişik masalarda oturdukları bir çağ başlamıştır.

Bugün’den Dün’e, dosdoğru Bugün’e bakıldığında, bir paraleller dünyası yarattığımız söylenebilir. Türkiye, ruhsat almış kahve sayısıyla rekor sahibi.çoğu, geleneksel kıraathane tarzının uzantıları ya da çeşitlemeleridir. Her türünün ayrı bir hikayesi, kendine özgü bir tarihi vardır. Bir an için “köy kahvesi”ne bakalım: O erkekler evreninin bir açıdan tek yanlı bir meclis gibi çalıştığını görürüz. Emeklilerin kahvesi, işsizlerin kahvesi, öğrenci kahvesi, figüranlar kahvesi, briç kahvesi... uzar gider liste.

Selam verilerek girilir, “eyvallah” diyerek çıkıp gidilir. Bir uğultu, bir arı kovanı musikisi yeretmiştir çekirdeğine, arasıra dayanılmaz sessizlikler oluşur. Koyu, ayrıştırılması olanaksız bir kokusu olur, hemen alışılır. Duman, ağır salvolarla hareket eder içeride, iyi bakılırsa yüzdüğü anlaşılır.

Bizim insanımız, ama kahve ama café, nicedir orada buluşmaya alışmış. Göçmenlerimiz bu geleneği yabanele taşımıştır: Kreuzberg’de, Sydney’de, Paris’te kendi kahvelerini açmışlardır. Gezmenlerimiz, yurtdışında en çok kahvelerde gurbet tedirginliğini giderirler. Yerel siyasetçi nabzı orada ölçer. Sevgililerin gözde uğrak yerleridir. İlk edebiyat dergisi girişimleri kahve masasında başlatılır. Akademik tartışmaların kıvılcımı oradan çıkar.

Kahvenin hatırı bundandır bitmez. 

Yemek Hikayeleri Admin tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
2971 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter