Kahve Keyfi

28.03.2011 - 8:00 | - Tüm hikayeler
  • Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı kalıyor unutmayın!

Şehir hayatı dikensiz gül bahçesi vaat etmiyor insana. Çalışıyorsanız, günlerden Pazartesi ve hava çok sıcaksa yorucu geçen günün ardından kendinizi zor atıyorsunuz eve…

Evde dışarıdaki kalabalığa rağmen kimsecikler yok. Ama “dışarıda tüm gün kendimi yapa yalnız” hissettim diyorsanız koşa koşa gelirsiniz korunağınıza…

Temel olarak insanların sosyal dayanışma içinde olmasını savunsam da kendini yalnızlıkta bulan insanlardanım ve zaman zaman yalnızlığı öveceğim!

Neyse eve geldiniz! Çalışan şehirli bir bayansınız ve kilolarınızla başınız dertte. Onun için akşam yemeğini benim gibi soğuk iki nektarin ve bir muzla atlatmayı düşünüyorsunuz. Oh ala! O zaman gün batımında balkon sefası yapmaya bolca vaktiniz var demektir.

Hadi Balkonu yıkamakla işe başlayın. Tamam bu susuzlukta çok su harcamayacağız, yarım kovayla görelim işimizi. Yalnız gün boyu ayakkabı cenderesinde daralan ayaklara özgürlük lütfen!

Sonra sanki evde tek başımıza değilmişiz gibi teşkilatı hazırlayalım. Bir küçük iskemle, bir masa, küçük bir saksı atalım balkona.Ve mutlaka bir gül olsun masada.
Her şeyi başkalarından beklemeyelim di mi ama canım efendim!

Hadi şimdi gidin elinizi yüzünüzü yıkayın da gelin işimiz var.


Hah! Geldiniz mi?

O zaman malzemeleri tezgaha alıyoruz. Annemizin çeyizinden kalan en güzel fincan, cezve, kahve ve içme suyunu alın tezgaha. Şekersiz kahve yapıyorum ben dilerseniz siz şekeri de alın.

Kısık ateşte pişirdiğiniz kahveyi fincana alın.

Ama gümüş tepsiyi, tepsinin üzerinde dantel örtüyü, kesme su bardağında soğuk suyu ve bence lokumu ihmal etmeyin. Keyif yapıyoruz şurada!

Oh! Haydi kurulun şöyle iskemleye. Son kez bakın şöyle şehrin koşuşturmacasına.

Bugün de yıkamadın beni ey çözümsüzlük deyin. Acı kahvenizden bir yudum alın. Az kalsın unutuyordum. Önce bir yudum soğuk su alın, ağzınızı temizleyin ki kahvenin aromasını hissedebilin. 

İşte oldu mucize gibi değil mi? 

Binaları değil güneşin batışını görmeye başladınız.

Şimdi o açılan pencereden guruba karşı şöyle bir dalın gitsin!


Ama kahveniz bitince fal kapatmayı unutmayın bakacak kimse olmasa bile.

Fala inanmayın! İnsan kendi falına bakamaz martavalına hiç inanmayın. Kapattığınız fincanı en iyi dileklerle açıp, kendiniz ve insanlık için iyi şeyler umut edin! Zor biliyorum ama…

Dünyanın kalabalık bir yer olduğunu ama belki de bir can için bir dünya olduğunuzu düşünün.
Sıkıldığında, üzüldüğünde ya da çok sevindiğinde size koşan ve “canımıniçi” dediğinde tellerinizin titrediği insanları düşünün…

Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı kalıyor unutmayın!
Yalnızsa yalnız o da olur.

Kendinize hiç hatırınız yok mu yani?  

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3036 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter