Ihlamur Anne

23.01.2010 - 8:00 | - Tüm hikayeler
  • Bu sabah, bir yaprağı daha süzülerek yere düştü. Tam altında duruyordum. O da tam önüme düştü.

Bu sabah, bir yaprağı daha süzülerek yere düştü. Tam altında duruyordum. O da tam önüme düştü. Yavaşça, sanki incinecekmiş gibi elime aldım. Sararmıştı. Yer yer zedelenmiş, hatta üzerinde bir kaç yırtık bile oluşmuştu. Öylece bakakaldım.

Zavallı yaprak. Ellerimin arasında, dalından yeni ayrılmış, ne sırt üstü nede yüz üstü duruyordu. Zaten nasıl durduğunun artık bir önemi de kalmamıştı. Oysa; Bahar geldiğinde, o çıplak kuru gibi duran ağaç, yavaş yavaş, önce kırık beyaz renginde, dallarının üzerinde yeni ve taze yaprakların pıtırcıklarını doldururdu. Sonra gözle görülür bir şekilde, açık yeşilden koyu yeşile doğru yol alan yapraklarını özenle büyütürdü. Tıpkı bir annenin bebeğini büyütmesi gibi. Kuru dalları dediğiniz kollarını göremeyeceğiniz kadar çok olurdu yaprakları. Her yaprağına tek tek bakardım. Bazıları sanki susuzluktan kıvrılmış gibi dururlardı. Dalların ucuna doğru olanları daha küçük ve büyümeye yüz tutardı. Her biri birbiri ile yarışır gibi hızla büyürlerdi.

Ne de olsa o muhteşem baygın kokularını salmak üzere çiçeklenmek isterlerdi. Bizim buralarda hemen her sokakta en az bir ıhlamur ağacı görmeniz mümkündür. Hele ki parkımın içinde bir ıhlamur ormanı vardır. Onların arasına girdiğinizde sizinle konuşurlar. Yavaşça dalgalanır gibi kollarını oynatırlar. Yapraklar birbirine sürtündükçe neşeli seslerini duyarsınız. Her yaprak dibinde bir çiçek barındırır. Her çiçek bir koku. Her koku bir şifadır.


Bazı zamanlar gövdesine sarılırım. Baygın kokusunu içime çekerim. Teşekkür ederim zaman zaman. Dallarına yetişebildiğim noktalarda yapraklarını severim. Çiçeklerinden ayırmak aklımın ucundan bile geçmez. Üzülürüm, kopan her çiçekte yavrusunu kaybetmiş bir annenin varlığı aklıma düşer. Düşer de, bazen de bir annenin yavrusuna baygın kokulu, sıcak bir bardak ıhlamur kaynattığı düşüncesi de içimi ısıtır.

Ihlamur ağaçları anneler gibidir. Korur, kollar, sarar, sarmalar. Kısadır çiçeklerinin ömrü. Dallarında uzun süre tutunamazlar. Zira, insanların onlar için hazırladıkları cam kavanozlarda, soğuk kış gecelerinde içlerini ısıtmak gibi ulvi görevleri vardır. Az biraz su koyduğunuz cezveyi ocağın üstünde kaynayıncaya kadar beklersiniz. Kaynamış suya attığınız bir tutam ıhlamur çiçeği önce mutfağınza sonra evinize yayılan baygın kokusu ile tüm evinizi kaplar. sarar sizi. İçine alır. Başka diyarlara götürür. Evinize bahar doğar. Akşamın bir saatinde evde bahar havası estirir. Bir kaç damla limon eşlik eder bardağın içindeki baygın kokuya. Elinize sinen limon kokusu ile tepsinizdeki ıhlamur kokusu, birbirini tamamlayan bir bahardır artık.

Bahar sabahları, kış gecesinde evinize girmiştir. Annenizin elinde, bir tepside bir kaç bardak veya bir çay tabağında ince belli bir bardakta, içindeki tatlı sarı renkli baharı yudumlamanız için tüm sihiri ile size doğru gelmektedir.

İşte bir ıhlamur anne; belki bir çocuğun göğsündeki öksürüğü geçirecektir, belki evin dedesinin iliklerini ısıtacaktır.
Yada evin annesinin huzuru sunumudur. Bir yaprak düştü bu sabah ıhlamur ağacının dallarından koparak. Esen sabah rüzgarına karşı koyamadı. Elime aldım. Baktım öylece. Dalgın dalgın seyrettim. İncinecekmiş gibi hafifçe tuttum. Ellerimde bir ıhlamur anne yaprağı vardı. Yumuşaklığını yitirmiş, kurumaya yüz tutmuş. Örselenmiş yüzeyinde şefkat ve sevgi vardı.
Kokladım. Anne kokuyordu.. 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3476 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
ıhlamur ağacı, ıhlamurun faydaları

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter