Enfiyenin ahlakı

08.08.2011 - 8:00 | - Tüm hikayeler
  • Acaba hayatımızda bir fincan kahvelik hatırı olan her arkadaşımızı, sevdiğimiz yemeğe benzetsek nasıl olur?

En çok bilinen atasözlerimizden birisi de : “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Bu coğrafyada ömrünü tamamlayan insanlar içinde bu atasözünü bilmeyen, duymayan ve hatta kullanmayan yok gibidir. Peki bu atasözünü insan ilişkilerine, diğer insanlarla diyaloglarına yansıtan kaç kişi vardır? Yani kaç insan kendisine bir fincan kahve ikram eden birisinin yıllarca hatırını saymıştır? Topluma, yakın çevremize ve tabi kendimize baktığımızda; bu soruya pek olumlu cevap veremiyoruz. Bir fincan kahve ile ifade edilen nice güzel paylaşımın hatırını, karşılaştığımız ilk olumsuzlukta unutan insanlarız ne yazık ki.

Bu gün kızdığımız, küstüğümüz, nefret ettiğimiz bir insanla içtiğimiz bir fincan kahvenin (veya kapiçinonun) üzerinden acaba ne kadar süre geçti? Kırk gün? Kırk hafta? Kırk ay? Tabi bu unutulan hatırlarda, herkesin kendince bir haklı sebebi vardır. Yani o kırk yıl dolmadan unutulduysa, hatır-gönül; mutlaka bir haklı sebep bulunur. Bulunmasına bulunur da; bir şekilde sevip saydığımız ve “arkadaşım” dediğimiz insanın hatırı, sadece belli koşullar dahilinde mi olur? O koşullar hep arkadaşımızın her daim “iyi” olmasına mı bağlıdır? Aramızdaki sevgi bağı, şu meşhur “eğer” ön koşuluna endeksli bir inceliktedir?

Ahmet Haşim ile Falih Rıfkı Atay iki arkadaştır. 1. Dünya Savaşının son yılları ve İttihatçıların cadı avına tabi tutulduğu günler. Falih Rıfkı’da ittihatçı olarak damgalanmış birisi. Ahmet Haşim, bir gün İstanbul Gazetesinde arkadaşı Falih Rıfkı için oldukça belden aşağı vuruşlar içeren bir yazı kaleme alıyor. İncitici bir yazı. Hele de bir arkadaştan gelince oldukça yaralayıcı. İttihatçıların zor günler yaşadığı dönem sona eriyor ve cumhuriyet ilan ediliyor. Geçen süreçte Falih Rıfkı, arkadaşının hatırını unutmuyor ve dara düştüğü günlerde arkadaşına yine kol kanat geriyor. Bu tavrından dolayı Ahmet Haşim’in o yazısını hatırlatıp kendisini eleştirenlere verdiği cevap ise :

–Ne yapayım, hoşlanıyorum. Siz tütüne kızar mısınız? Veya enfiyede ahlak arar mısınız?

Tütün ve enfiye, sağlığa zararlı oldukları bilinen ama keyif verici oldukları için hoşlanılan maddeler. Falih Rıfkı, zararlı ama bağımlılıktan dolayı hoşlandığı tütüne benzetiyor arkadaşını. Ahmet Haşim’in ahlaki zaafını, enfiyeye ile özdeşleştiriyor. Kızamıyor, sorgulayamıyor. Çünkü hoşlanıyor, seviyor.

Acaba hayatımızda bir fincan kahvelik hatırı olan her arkadaşımızı, sevdiğimiz yemeğe benzetsek nasıl olur? En çok sevdiğiniz yemekler ve arkadaşlarınız. Hadi kızın bakalım, kızgın yağda sizin için pişen patates kızartmasına. Ya da ahlakını sorgulayın, sizin için terbiyeli olan köftenin. 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3021 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter