Eminönü'nde Balık Yemek

22.11.2010 - 18:00 | - Tüm hikayeler
  • Bizim Küçük Tırtıl’ın boğazına düşkünlüğünü bilen bilir. Özellikle son bir yıldır, iştahı zirve yapmış durumda.

Dokuz günlük Kurban Bayramı tatili ve bu yaşıma kadar görmediğim bir sıcaklıkta seyreden Kasım ayının ortasında İstanbul’dayız. Kahvaltı üzerinden bir saat geçti ve Kadıköy vapur iskelesinde Tırtıl’ın elinde çıtır simit…

Yirmibeş derece civarında güneşli bir havada Sultanahmet’e doğru çıkan tramvaylı yolda yürüyoruz. Yolun ortasındaki tarihi çınardan sonra “Alemdar Caddesi” tabelalası gözüme çarpıyor. Aklıma “Alemdar Mustafa Paşa” geliyor. Arada bir sıra dışı kurgularla süslediğim ama bir türlü yazıp bitiremediğim “Alemdar”ın senaryosu. O kanlı isyan günlerine saraydaki bahtsız kadınlardan birisiyle trajik aşkını da sıkıştırdığım Alemdar Mustafa. Acep adına cami yaptırılan “Zeynep Sultan” münasip midir? Bir ara tarih kitaplarına bakayım. Yedi kişilik gezi grubumuzun en önünde yürüdüğüm için rahatça gözlem ve düşünme serbestim var. Arada bir geriden gelenleri kalabalığın arasında kaybetmemek için durup bakıyorum. Uygun açılarda gördüğümde de hemen bir kare fotoğraf. Bu arada bizim Tırtıl ne zaman aldıklarını göremediğim bir közlenmiş mısırı kemirmekle meşgul. Bir yandan da yeme ihtiyacına, ilköğretim fen bilgisi ışığında açıklamalar yapıyor. Bir insan hiç hareket etmese bile enerjiye ihtiyaç duyarmış, normal öğünlerde yedikleri bunun sadece beyin faaliyetlerine yetermiş, simit ve mısır sayesinde bu yokuşu çıkabilirmiş…

Kapalıçarşı’nın adı gibi kapalı olan kapısından geri dönüp aynı yoldan aşağı inerken, Tırtıl’ın iştahını bir külah kestane de kesmez oldu. Bu kez yedi kişilik grubun en arkasında Tırtıl’la birlikte yürüyorum. Daha doğrusu belime sarılan ve ağırlığını gövdeme yükleyen kırkbeş kiloluk bir kütleyi römorkor gibi taşıyorum. Nihayet Yeni Cami’yi geçip Mısır Çarşısının önünde bulunan alt geçidin girişindeyiz. İnsanlar bu daracık geçide karınca sürüsü gibi dalıyor. Hani bana kalsa hiç işim olmaz o cangılın içinde ama Tırtıl’ı yol boyunca balık-ekmek’le avutmuşum. Ne idüğü belirsiz onlarca fast foodun önünden balık ekmek vaadiyle kaçırmışım.

Nihayet gözümü karartıp dalıyorum, insan denizi gibi görünen alt geçide. Tırtıl sağ kolumun koruması altında, sol kolumsa tropikal ormanda yol açan pala gibi önde. Yürümüyoruz, adeta yüzüyoruz. Otuz metrelik geçit yaklaşık beş dakika sürüyor ve boğulmaktan kurtulur gibi ulaşıyoruz karşıya. Balık ekmek satan teknelerin önünde devasa kuyruklar oluşmuş ve küçük tabureli masalarda yer bulmak için insanlar yarış halinde. Ve beş dakikalık alt geçit macerasında harcanan enerji yüzünden biz de Tırtıl gibi acıktık. Hemen işbölümü yaptık. Erkekler sıraya girecek, kadınlar boşalan tabureleri kapacak.

Turşu suyu eşliğinde yenilen balık ekmekler. Üzerine sıcak sıcak lokma tatlısı ve içilen sular. Yarım saat sonra Kadıköy Vapurundayız. Mideler dolu ve boğazın serin esintisi.
 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3997 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
yemek ve yaşam, emin önü, balık ekmek

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter