Ekmeği son lokmasına kadar yemek

05.03.2011 - 18:24 | - Tüm hikayeler
  • Guyana Cezaevinin ölümcül koşullarında hayatta kalmak bir mucizedir. İflah

Guyana Cezaevinin ölümcül koşullarında hayatta kalmak bir mucizedir. İflah olmaz bir firari mahkumun, her yakalanıştan sonraki hücre günlerinde sağ kalabilme mücadelesi. O kadar dayak kötekten sonra eller arkadan kelepçeli olarak beton hücre zemininde bohça gibi günlerce yatmak. Bu haldeyken günde bir kez hücreye atılan ekmeği yaralı bir hayvan gibi sadece ağzını kullanarak son lokmasına kadar yemek. Hücre tuvaletinin musluğundan damlayan suyu bir memeyi emer gibi içmek. Yaşamak, hayatta kalmak, hayata tutunmak, umudunu yitirmemek. Her an özgürlüğü, bir kelebek gibi özgür kalmayı düşlemek…

Yıllar önce okuduğum, Henri Charriere’ın otobiyografik romanı “Kelebek” (Papillon) den aklmada kalanlar böyle. 

Ahmet Kaptan’ın “anacuğu”  mapustaki oğluna havale gönderir. Gelen para miktarı, 72. Koğuşun “adem babaları” için  tam bir servettir. Gözü tok, gönlü zengin karadeniz uşağı Ahmet Kaptan, “sebil” der. Koğuşa soba aldırır, kömür aldırır. Kuru fasulye pişirtecektir, tüm koğuş için. Yarım kilo da kuzu eti alınsın diye talimat verir. Adem babalardan birisi arkadaşlarının “arsız-açgözlü” bakışlarına aldırmaz:

-Kaptan, kırmızı biber de alalım mı?

Yine sayfaları sararmış kitaplarım arasındaki Orhan Kemal’in “72. Koğuşu”ndan aklımda kalanlar da böyle.

Bu sabah kahvaltı için aldığım altı  simit, iştahlı Tırtıllara anca yetti. Ben de dünden kalan bayat ekmeği yedim. Çiğnediğim her lokmada yukarıdaki satırlar aklıma geldi. Henri Charriere ve Orhan Kemal.

Sonra aklıma Nazım geldi. Nazım Hikmet’in “HAPİSTE YATACAK OLANA BAZI ÖĞÜTLER” Şiiri geldi aklıma.


Dünyadan, memleketinden, insandan
umudum kesik değil diye
İpe çekilmeyip de
Atılırsan içeriye,
Yatarsan on yıl, on beş yıl
Daha da yatacağından başka,
´Sallansaydım ipin ucunda
Bir bayrak gibi keşke´´
Demiyeceksin,
Yaşamakta ayak direyeceksin.
Belki bahtiyarlık değildir artık,
Boynunun borcudur fakat,
Düşmana inat
Bir gün fazla yaşamak.
İçerde bir tarafınla yapayalnız kalabilirsin,
Kuyunun dibindeki taş gibi.
Fakat öbür tarafın
Dünyanın kalabalığına
Öylesine karışmalı ki,
Sen ürpermelisin içerde,
Dışarda kırk günlük yerde yaprak kımıldasa.
İçerde mektup beklemek,
Yanık türküler söylemek bir de,
Bir de gözünü tavena dikip sabahlamak
Tatlıdır ama tehlikelidir.
Tıraştan tıraşa yüzüne bak,
Unut yaşını
Koru kendini bitten,
Bir de bahar akşamlarından;
Bir de ekmeği
Son lokmasına dek yemeği,
Bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.
Bir de kimbilir,
Sevdiğin kadın sevmez olur,
Ufak bir iş deme,
Yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir,
İçerdeki adama.
İçerde gülü, bahçeyi düşünmek fena,
Dağları, deryaları düşünmek iyi.
Durup dinlenmeden yazmayı,
Bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana,
Bir de ayna dökmeyi.
Yani içerde onyıl, on beş yıl,
Daha da fazla hatta
Geçirilmez değil,
Geçirilir,
Kararmasın yeter ki
Sol memenin altındaki cevahir!
 
Sonra aklıma hücreye atılan Mustafa Balbay, çocuğunu okula bırakan Nedim Şener, kanserin kırk kiloya düşürdüğü Mümtaz İdil…

Ağzımda dünden kalma bayat ekmeğin son lokması, kalktım masadan. Küçük kitaplığımın kapaklarını açıp baktım. Yazar isimlerine göre alfabetik olarak soldan sağa dizdiğim kitaplarım. Sol elimle (“acemi elim, zavallı elim”) dokundum, yıllar öncesi naylonla kapladığım sırtlarında yazılı isimlere bir bir.  Herbiri ölmüş, öldürülmüş, dövülmüş, sürülmüş, hapse atılmış, hücreye tıkılmış…Ama hiçbiri “sol memenin altındaki cevahiri” karartmamış ve “ekmeği son lokmasına kadar yemeyi” unutmamış.

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3793 kez okunmuştur. Yorumlar (2) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 2 yorum yapılmıştır
  • 05.03.2011 - 19:17
  • Cano
  • Sol memenin altındaki cevahir
  • Dönüp tekrar okunacak, naylon kaplarıyla korunan o kitaplar gibi akıldan süzülerek, sol memenin altındaki cevahire dokunan bir yazı. Eline sağlık üstadım...
  • 05.03.2011 - 20:40
  • Yaşar
  • Boğazdaki lokma
  • Bazen bir lokma insanın boğazında düğümlenip kalıyor günlerce.

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
ekmek hikayeleri, yemek hikayeleri, bünyamin akkaya hikayeleri, yemek ve yaşam hikayeleri, nedim şener, mustafa balbay, mümtaz idiz, guyana cezaevi, henri charriere

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter