Dilini ısırmak

19.12.2011 - 8:00 | - Tüm hikayeler
  • Ne güzel bir kelime, “gözleme”. Ne güzel bir meslek eki; “-cı,-ci, -cu, -cü.”

Birkaç kez aynanın karşısında ağzımı açıp kontrol bile ettim. Acaba dişlerimde mi bir gariplik var? Ya da dilim, kontrolsuz biçimde gidip dişlerin arasına mı giriyor? Kendimi bildim bileli hızlı yemek yerim. Hele de karnım çok acıktı ve bir öğünü atladıysam; hız limitim epey artar. Tabi böyle olunca da ikinci veya üçüncü lokmada, küçük azılardan birisi ısırıverir dilimi.

Bu istem dışı ısırmadan başka, bir de gayet bilinçli ve kararlı olarak dilimi ısırdığım zamanlar vardır. Dilimiz yani Türkçe’miz konusunda öteden beri özenli olmaya çalışan birisiyim. Elimden geldiğince Türkçe ve/veya Türkçe’ye yerleşmiş, toplumca kabul görmüş sözcükleri kullanmaya çalışırım. Dilimizde karşılığı varken, kullanmanın herhangi bir edebi değeri bulunmazken veya zorunlu bir teknik/bilimsel anlatım söz konusu değilken; hiç bir yabancı dilin ağzıma girmesine izin vermem. Kazara girerse de hemen TDK denetmeni küçük azı dişim ısırma işlevini gösterip uyarır beni…

Otobüsten inip dinlenme tesislerine adım attığımda, üzerinde “Fastfood”, “Restaurant” ve  “WC” yazıları ile bu yerleri gösteren üç ok işaretinin bulunduğu tabela gözüme ilişti. Tabelaya şöyle bir baktım ama sadece baktım. Dudaklarımı kıpırdatarak  bile okusam denetmenim affetmeyecek. Oturmaktan uyuşan bacaklarımı esnetmek için yürümeye başladım. Birkaç adım atmıştım ki; karşıma fastfood bölümü ve kapısında baştan aşağı yabancı kelimelerle dolu yiyicek-içecek tabelesi çıkmaz mı?!

Baktım benimki hafiften  hafifken sürtünüyor dilime. Posta koyan kabadayı gibi: “Sıkıyorsa git o tabeladan bir yiyecek seç. Hatta iste o yiyeceği de, kopartayım o isteyen dilini!..” Tabi hemen tırstım. Bilirim ben kendi malımı. Şakası yoktur bu konularda. Isırır mı ısırır yani. Komut almış asker gibi keskin bir sola dönüş yaptım o an. Döner dönmez de gördüm; güzel dinlenme tesisinin en ücra bölümüne açılmış yeri. Türkçe’min bir güzel kelimesi de öyle ışıldaklı tabelada değil; bir saman kağıda yazılıp cama yapıştırılmış: Gözlemeci.

Ne güzel bir kelime, “gözleme”. Ne güzel bir meslek eki;  “-cı,-ci, -cu, -cü.” Gözlemeci de güzel mi güzel bir kız. İçimden; “Merhaba, güzel gözlemeci. Ne güzel gözlemelerin var. Şu koca tesiste hiçbir yere giremedim, çirkin kelimeler yüzünden. Bak, sana geldim. Senin güzel gözlemelerinden birini yemeye. ” demek geçiyor bir an. Ama toparlıyorum kendimi. Zira benim dil denetmeni küçük azının hemen arkasında içi yüzde doksan dolgulu ama kenarları bir o kadar acımasız bir büyük muhafazakar azı dişi var ki?!.. 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3370 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Toplam 1 yorum yapılmıştır
  • 06.01.2012 - 14:27
  • Recep Uysalerler
  • Türkçeyi Konuşmak
  • Sayın Bünyamin Akkaya, görüşlerinizi paylaşıyor ve günlük hayatımda daima temiz bir Türkçe konuşmaya çaba gösteriyorum.Saygılar, Selamlar...

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter