Cuma Heyecanında Mantarlı Pilav

09.01.2012 - 13:00 | - Tüm hikayeler
  • Cuma heyecanında yazdığım yemek hikayesine konuk olan arkadaşım benden birde mantarlı pilav yapmamı istedi.

Cuma heyecanında yazdığım yemek hikayesine konuk olan arkadaşım benden birde mantarlı pilav yapmamı istedi. Ama içinde et, ciğer vs. olmasın bu sefer mantar olsun diye de ilave etti. Laf aramızda, onun benden yemek istemesi hoşuma gidiyor. E hali ile o isterde ben yapmaz mıyım? Hemen işe koyulayım dedim.

Malzemeleri şöyle bir düşündüm. Mantar, pirinç, soğan, tuz, bir kaç diş sarımsak, yağ, su ve bir kaç baharat.
Mantar hariç herşeye sahibim. O zaman mantar almaya gitmeli.

Bu arada yemek yaparken malzemenin bol olanını severim. Gönlüm gibi.
Hemen sevgi ormanına yola koyuldum. Ellerimle tek tek ektiğim mantarları bulmanın bir yolu olmalıydı. Sevgi ormanına ektiğimiz hiç bir sebzeyi toplu olarak bir yerde bulmamız mümkün değilmiş. Ormanın girişindeki korucu öyle söyledi. Bu ekilen her şey dağınık olarak ormanın içinde bulunurmuş. Aramaya başladım. Hava sabah alaca karanlığının da verdiği gün ışığı yoksunluğundan kaynaklanan bir serinliğe sahip. Serinlik derken öyle meltem esintileri falan sanmayın. Ayaza kesmiş bir buz adeta. Gecenin karanlığı hakim hala sabaha. Ayın soğukluğu ise yüzümü yalıyor devamlı. Sırtımda ise sevgi ormanının sıcaklığı var. Bu ne yaman çelişki diye düşünürken yüreğimdeki cesaret ise arkadaşımın beklentilerinden geliyor.

Issız sevgi ormanında yürüyorum. Gözlerim, baktığı her noktayı sanki bir projektör edasıyla aydınlatıyor. Adımlarımı her tışım ormanda ardımda çeşitli sebzelerin yetişmesini sağlıyor. Dönüp ardıma bakıyorum arada hani bir mantar bulurum belki düşüncesiyle. Sanırım ormanın biraz daha derinlerinde aramam gerekecek. Ona olan sevgimi çok daha derinlerde dolaşırken ekmişim bu ormana.

Ormanda tek başıma değilim. Bir kaç kişi daha var tanımadığım. Onlarda erkenci. Kendilerine yapacakları yemekler için bir şeyler arıyorlar. Ama kimse kimseyi görmüyor. Sadece varlıklarını hissedebiliyoruz. Elimde bir sıcaklık var. Sanki birisi yolumu kaybetmemem için elimden tutuyor. Elimdeki eli hissetmek için bir an duruyorum. Birisinin elini sıkar gibi daha çok sıkıyorum ellerimi. Yumuşak hafif tombulluk ve kocaman bir sıcaklık yayılıyor içime. Bu eli nerde olsa hemen hissederim diyorum kendi kendime. Bana bu ormanın varlığını anlatan, yerini gösteren, içinde her zaman var olmamı anlatan annemin eli. Beni bir an olsun yalnız bırakmıyor. Bir gülümseme yayılıyor dudaklarıma. Havanın ayazı bir bahar sabahına dönüşüyor. Annem beni sevgisi ile sıcacık yapıyor.

Daha derinlere yol alıyorum. Gözüme bir kaç mantar ilişmeye başladı bile. Yavaşça toplamaya başlıyorum. Her kopardığım mantarın yerinde bir kaç tane birden daha oluşuyor. Tertemiz. Hiç biri toprakla kirlenmemiş. Sanki birisi oraya onu yıkayıp koymuş gibi diye içimden geçirirken; içimde bir ses duyuyorum.

- Bu senin sevginin temizliği. diyor, annemin sesi. Bu sesi seviyorum. Gözlerimde iki damla yaş yoplanıyor. Mutluluk içinde yanaklarımdan aşağıya yavaşça süzülğrken yanağımın ıslanmadığını hissediyorum. Yüzümdeki sıcaklıkta annemin elleri gözyaşlarımı toplayıp sevgi ormanının topraklarına bırakıyor. İlerde lazım olacak bir kaç sebzenin tohumlarıymış meğersem benim gözyaşı sandıklarım.

Topladığım mantarları elimde hafifçe tartıyorum. 300 gram kadar olmuşlar sanırım. Bu kadar yeter diyerek dönüş yolunda bir kaç sap dereotuda alıyorum yanıma. Pilava çok yakışacak diye içimden geçiriyorum.

Malzemelerimin hepsi tamamlandı. Sevgi ormanı mantarı ile başlıyorum yemeğimizi yapmaya;

Soğanları ve 2 diş sarmısağı minik minik doğruyorum. Zeytinyağı ve tereyağı karışımı içinde hafifçe kavuruyorum. İçine mantarlarımızı ince dilimler halinde doğradıktan sonra birlikte kavrulmaları için ara ara karıştırarak tuz ekliyorum hafifçe. Bir tanede kesme şeker atıyorum içine. Tadı tuzu yerinde olsun misali diyerek. Biraz karabiber, koku versinde çok hafif fesleğen ilave ediyorum mantarın içine. Onlar küçük tavanın içinde birbirleri ile oynaşırken pilavı yapmaya geliyor sıra.

2 bardak pirinci hazırlıyorum. 3 bardak kaynayan az yağlı suyun içine katıyorum. 20-25 dakikada pişmesini beklerken sevgi mantarlarımın son durumunu kontrol ediyorum. Küçük tavanın içinde hepsi kendi kokusunu bana ulaştırmak istercesine sularını iyice çekene kadar pişiriyorum. Pilavımı kontrol ediyorum. Tane tane olmuş. Pirinçler kaynarken epey yorulmuş olmalılar. Biraz dinlendikten sonra sofraya götüreğim şık bir servis kabına alıyorum. Mantarlarla harmanlayarak karıştırıyorum. İçine en son sevgi ormanından aldığım dereotunu kıyıyorum. Kokusu içime doluyor. Bir kez daha sevgi ile içim doluyor. İçimdeki her sevgi hissi ormandki sebzelerimin büyümesi için kaynak olup onlara akıyor.
İnsanları seviyorum diyorum içimden. Annemin elini yanağımda hissediyorum. Sesinide kulağımda duyuyorum;

- Sen benim prensesim, sevgi dolu olman herşeyi sevgi ile çözebileceğini bilmen çok güzel. diyor.
Suratımdaki mutluluk dolu ifade, dudaklarımdaki tebessüm ve yüreğimdeki sevgi ile mantarlı pilavıma son bir hareket katarak en üstüne iki tane zeytin koyuyorum. Bir sap dereotunuda arasına sıkıştırıyorum.

İşte servise hazır sevgi ormanı mantarları ile yaptığım pilav. Biz bu pilava kısaca mantarlı pilav diyoruz.
Sevgi yüreğinize dolsun, yolunuzdan hiç eksik olmayan sevgilerinizle afiyet olsun. 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
2261 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
yemek hikayeleri

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter