Cuma Heyecanı

06.02.2012 - 13:00 | - Tüm hikayeler
  • Lütfen başlayalım çorbaları soğutmayalım...

Cuma Heyecanı..Haftanın son iş günü. En azından benim gibi şanslı azınlık için geçerli bir son iş günü. Bunu hemen değerlendirmeye alır, akşam yemeğini yemek yemekten zevk aldığım, birlikte sohbet etmeyi sevdiğim ve zamanımı çok güzel geçirdim diyebileceğim arkdaşlarımla iki lokmanın paylaşımını aş olarak değil "aşk" olarak değerlendiririm.

Evet cuma akşam yemekleri benim için bir aşktır. Sevdiğinizin gözlerindeki kıvılcımdır masadaki kahkahalar. Sevdiğinizin teni gibidir "eline sağlık" denen yemeğin aynı anda boğazlardan inerken bıraktığı zevk. Bazen bir kaşın kalkması ile yemeğe konan baharatların çözüleceği hissidir ilk lokmanın damaktaki dolaşımı. Biraz korkudur; adrenalin salgılatan. Endişedir nadiren lokmanın "acaba güzel olmuş mu?" düşüncesi. Kısaca çok özel bir ritüeldir, Cuma Akşam Yemekleri.

Çarşambadan gelen telefonda aynen şunlar söyleniyordu; "cuma akşamı senin yemeklerini yiyeceğiz. Menekşeler, karanfiller de misafirimiz olacak.” Kalbim nasıl heyecandan atmaya başladı. Aman tanrım, o çok sevdiğim arkadaşımla yarın akşam, benim masamda, karşılıklı oturup birlikte harika bir yemek yiyeceğiz demek ki dedim. Ve hemen bir menü hazırlamaya giriştim.



Un Çorbası
Mücver
Zeytinyağlı Enginar
Zeytinyağlı Barbunya
Bol Salata
Meyve
Sakızlı Muhallebi

Abarttığımı sanmayın lütfen. Bakın masada ekmek yok. Tuz yok. Yağ ise çok az miktarda ve sadece zeytinyağ kullanılacak. Anlaşıldığı üzere vejeteryan bir yemek listesi. Zira "O" et yemezlerden..

Un çorbasını annem öğretmişti. Sevgili kızım, küçükken pütürlü yemekleri yemediği ve sebze çorbasından bıktığı zamanlarda yapardım. "O" da benim bebeğim kadar özel biri olduğu için, ona da bu çorbadan yapmak istedim. Çok basit, çok lezzetli ve bir o kadar da besleyici özelliği olan bu çorbayı hazırlaması; sanırım 5 dakika, pişirmesi 20 dakika, yemesi ise keyfinize kalmış bir süre içinde diyebiliriz. Kişi başına; bir çorba kaşığı un ve bir su bardağı kadar su, çok az yağ, çok az tuz ve bir adet yumurta olarak malzemelerimizi hazırlayıp pişirmeye başlayabiliriz çorbamızı. Suyun içine unu çiğden koyup pütür olmayacak şekilde iyice karıştırıyoruz. Sırasıyla tuz, yağ ve çok ısınmadan bir yumurtayı da ilave ediyoruz. Dikkatlice karıştırdığımız çorbamızı (çünkü hiç pütür olmamalı) kaynamaya başlayınca altını kısarak ve karıştırmayı ihmal etmeden pişiriyoruz. Çorbamız hazır. (sıvı yağ yerine tereyağ kullanılabilir) Servis sırasında üstüne biraz pul biber ve mutlaka taze nane yaprağı koyuyoruz ve lezzeti damağımıza hitap ederken görselliği ile iştahımızı da kabartmasını sağlıyoruz.

Mücveri hazırlamak çok önemlidir. Kişi başına 2 adet kabaktan yaparım ben her zaman. 2 kabak, bir yumurta göz kararı un, tuz, karabiber birazda fesleğen koyarım. Ama kabuğu soyulan kabaklar adete birbirleri ile ağlama yarışına girerler. Hele birde rende yaptıysanız bir su bırakırlar ki bu suda boğulmamak için dikkatli olmanız gerekir. Ben rendelediğim kabakları tel süzgeçte bekletirim. Nede olsa "O" na yemek yapıyorum ya sulanmamalı kıvamı iyi tutmalı. Hem cuma akşamı hem "O" yemeğe geliyor. Bundan daha güzel ne olabilir ki. Evet tel süzgeçte beklettiğim kabakları arada bir çamaşır sıkar gibi sıkıp suyunun iyice çıkmasını sağlarım. Sonra diğer malzemeleri koyup karıştırırım. Ama yumurtayı gören kabaklar yine kendilerini tutamazlar ve sulanmaya başlarlar. O yüzden kızartmaya başlamadan az evvel yumurtasını ilave ederim. Kızgın yağda nar gibi kızartıp peçete üzerinde yağının süzülmesini sağladıktan sonra masaya servis ederim. Kokusu bile bir çok insanın tok olduğu halde acıkmasına sebep olmuş bir yemektir. Aslında çerez gibi yendiğine çok şahit olmuşumdur. Ekmeksiz ama yoğurt eşliğinde.

Her enginara 2 orta boy soğan ölçüsü ile malzemelerimizi hazırlayalım. Küp küp doğradığımız soğanları zeytinyağı koyduğumuz tencerenin içine koyarız. İki adet şeker biraz tuzu tencereye koyup soğanlarla iyice karıştırırız. Güzelce temizlenmiş enginarları iyice yıkadıktan sonra yağlı soğan karışımın üzerine kapak gibi kapatırız. Üzerine çıkacak kadar su ilave edip tencerenin kapağını kapatırız. Onlar orada öylesine güzel bir koku salarak pişerler ki yemek için dayanılmaz bir istek uyandırırlar içinizde. Ama daha masaya gidecekler. Enginarlar pişerken bir yandan da barbunyayı ateşe koyabilirsiniz. Küp küp doğranmış soğanlar, 2 adet orta boy domates, biraz tuz ve tabii ki yıkanmış taze barbunyalar. Bir tarafta enginar diğer tarafta barbunya pişerken kendinize bir kahve molası . Daha bunları servis tabaklarına alacağız. Bir molayı hak ettik sanırım. Zira bundan sonrası salatayı yıkarken sakızlı muhallebiyi yapacağız. Sonra sunum aşamasına geleceğiz ki işte işin sırrı burası dedirten bölüm olacak. Ama şimdi bir mola...
Evet kendimize bir kahve yaparak kısa bir mola verdik. Kahvemiz de günün anlam ve önemine yakışır özellikte olmalı. Sade Türk kahvesi yapıyoruz. Cezveye kahveyi suyu koyup içine bir tane de Nestle bitter çikolata parçası ilave ediyoruz. Hımmss nefis bir kahve oluyor işte. Mutlaka deneyin. Damağınızdaki bu lezzeti sık sık yaşamak isteyeceksiniz.

Evet salatalamıza dönelim. Yıkanması için bütün bulabildiğimiz yeşillikleri su dolu bir kabın içine bırakıyoruz. Onlar orada suyun içinde beklerken bir yandan da biz akşamın sürpriz tatlısını yapıyoruz.

Sakızlı muhallebi. Bu tarifi kayınvaldemden öğrendim. Kayın valdemin ailesi Girit'ten mübadele zamanında İzmir'e yerleşenlerden. Bir gün de size Girit'ten bir tat yazacağım. İşte o zaman bu bölümü daha ayrıntılı anlatabilirim.

Birbuçuk litre sütü tencerede yaklaşık yarım litre suyu gidene kadar kaynatıyoruz. İçine biraz pirinç unu şeker ve yumurta ilave edip havanda dövdüğümüz isteğe göre bol yada kararınca olan damla sakızı tozunu ilave ediyoruz. Kısık ateşte epeyce kaynatıyoruz. Kıvama gelince, bir çırpıcı yardımı ile içine bir parça tereyağ ilave edip, üstü köpük köpük oluncaya kadar karıştırıyoruz. yavaşça muhallebi kaselerine boşaltıyoruz. Çok soğuk olarak servis yapacağız ancak üstlerine renk ve güzellik vermesi için birer çilek ile birlikte birer nane yaprağı koymayı unutmamalıyız.

Bu arada salata malzemelerimiz iyice yıkandıktan sonra salata servis tabağına arzuya göre (benim tercihim ince kıyımdır) kalınlıkta keserek bütün hepsini harmanlayarak karıştırıyoruz. Salatamızın sosu için ince kıyılmış taze fesleğen, iyice ezilmiş sarımsak ve biraz hardalı bol limon ve yağ ile karıştırıp masaya oturmaya 3 dakika kala salatamıza ilave edip bir iyice karıştırmayı unutmayalım.

Evet dostlar şimdi masamızı hazırlayacağız.
Filizi yeşil bir masa örtüm var. Onu serip, üstüne yeşil yapraklar arasında uçan Yusufcuklu tabaklarımı koyuyorum. Çatalım, kaşığım, bıçağım, bardaklarım, tatlı kaşıkları ve meyve bıçakları ile çatallarını uygun yerlere yerleştiriyorum. Belki birer kadeh şarap içeriz diye şarap kadehlerini de unutmuyorum. Masamızın ortasına salatamızı koyup her iki yanına da zeytinyağlı yemekleri yerleştiriyorum. Masanın bir başına çorbamızı diğer tarafına da dumanı üzerinde mücverlerimizi koyuyoruz. Bir kenar da yoğurtu istek üzerine hazır bulundurmayı ihmal etmiyoruz. Yoğurdumuz, üzerindeki nane yaprağı ve dereotu ile bize gülümser bir şekilde poz veriyor bir köşeden. Masaya her ne kadar kullanmayı sevmesem de tuzluk koymayı unutmamalıyım. Karabiber değirmeni ile birlikte tuzluğum yanyana geldiğinde tezatlığın şıklığını yaşatıyor gözlerime.
Hafif soğutulmuş kırmızı şarabım, Diren Şaraplarından Karmen. Buz gibi soğuk suyum, sürahisinde keşfedilmeyi bekliyor.

Ve işte benim Cuma Akşamı Masam.

Dostlarımın, arkadaşlarımın, sevdiklerimin, bebeğim dediklerimin, baştacı diye başımın üstüne koyduklarımın her daim gerek bir telefon ile "bu cuma akşamı senin yemeklerinde doyacağız" diyebilenlerimin yiyebileceği ve bugüne kadar sayısız paylaşımını yaşadığım sofralarımdan herhangi biri.

Eşim ve ben, masamızda sohbeti ile olsun, gülen gözleri ile olsun, nüktedan bakışları ile olsun, O'nu ağırlamanın doruklarında dolaşacağız bu Cuma Akşam Yemeğinde. Hepimize hepinize afiyet olsun.

Lütfen başlayalım çorbaları soğutmayalım... 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
2958 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
yemek hikayeleri

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter