Çerez

06.12.2010 - 13:00 | - Tüm hikayeler
  • Yaşlılarla sohbet etmeyi eskiden beri severim.

Yaşlılarla sohbet etmeyi eskiden beri severim. En sıradan konularda anlattıklarını bile tarihi belge gibi belleğime almaya çalışırım.

Yapabildiğim bazı bayram ziyaretlerinde bu sohbet zevkini bol bol yaşarım. Yaşlı bir insanla konuşurken, aslında sohbetten çok bir filmin fragmanını izler gibi oluyorum. Bunun için, yani fragmanın başlaması için bir tek cümle söylemek bile bazen yeterli oluyor.

Yer altından su çıkartmak için çakılan tulumbalar vardır. Bir süre kullanılmayınca, tulumba borusundaki su buharlaşıp uçar ve aradaki boşluğa hava dolar. İşte böyle bir tulumbadan su çıkartmak istiyorsanız önce bir tas suyu tulumbanın ağzından boşaltmanız gerekiyor.

Borunun içindeki havayı dışarı atıp tulumba kolunu bastırınca da aşağıdan su hemen gelir. Sözünü ettiğim o ilk cümle de, tulumbadan su çıkartmak için gerekli olan bir tas su gibi. O derin kaynak, bu bir tas suyu kabul ettiğinde hemen billur gibi fışkırır. Örnek: -Teyze, gençliğinde boylu poslu, güzel bir kız olduğun her halinden belli.

–Güzeldim. Boyluydum. Bizim köyde üç selvi vardı.
Memed Çavuş'un kızı, Molla Hasanların Emine ve ben. Bir saçım vardı çonalarımı(*) örterdi. Anam rahmetli, iki saatte örerdi beliklerimi. İşte bu (duvardaki kocasının resmini işaret ederek) zaten güzelliğimi duymuş da dünür yollamış. O zamanlar herkes görüp bilmeden evlenirdi. Ama bizimki tutturmuş illede ben görcem diye. Bizimkilerde, düğünden önce göstermeyiz kızımızın yüzünü diyorlar.

İstemeye geldikleri günün haftasında anasıyla beraber yine geliyor bizim eve. Tabi ben öbür odadayım. Bu, bir sürü fındık, fıstık, üzüm, badem, incir getiriyor. Çerezleri döküyorlar anamların, kardeşlerimin önüne ve başlıyor bizimkiler yemeye. Dayımgiller, teyzemgiller, konu komşudan da gelenler var.

Herkes yiyip-içip muhabbet ederken, bu kalabalığın içinden yavaşça kalkıp benim odaya gelmez mi. Ben şöyle oturduğum yerde hemen ellerimle yüzümü kapattım. Bu, geldi önümde diz çöktü. Tuttu iki kolumu açtı ve "Kız bir bakayım şu yüzüne, anlattıkları kadar var mısın?" dedi. Önüme de bir kese kağıdı çerez bırakıp gitti.

Sonra dayımın kızı koştu geldi yanıma. İkimiz başladık kesekağıdı içindeki fıstığı, üzümü, bademi yemeye. Bir yandan yiyoruz, bir yandan da dışarıdan gelen lafları dinliyoruz. Soktum elimi çerezlerin arasına, birden elime sert bişey geldi. Bir baktım; aha şu küpeler.

(*) Çona : Kalça  

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3793 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter