Çay Kültürü

27.06.2011 - 13:00 | - Tüm hikayeler
  • Şeker atılıp çaya, beklenmeli beş-on saniye. Öyle şangır-şungur karıştılmamalı hemen.

Bizim kültürümüzün vitrinde yer alan en önemli unsurlarından birisi de çay içmektir. Evet, biz hala kendimize has şekliyle çay demleyip içen bir toplumun insanlarıyız. Bu yüzden çayı önemli görüyorum. Demlenmesinde, sunulmasında ve içilmesinde özen göstermemiz gereken bir içecek çay. Özelliklede çaydan para kazanan profesyonellerin bu özeni göstermesi gerekiyor.

Tarihe baktığımızda önce Çinliler, daha sonra çayı onlardan altıncı yüzyılın sonuna doğru aldıkları söylenen Japonlar, kendi dini ritüellerine ve eskiden beri törensel olan yemek adabına uygun düşen bir çay içme töresini geliştirdiklerini görüyoruz. Dünya üzerinde milyonlarca kişi gün boyu çay içerken bunu sıradan bir iş gibi yaparken, Japonlar ve Çinliler, buna derin bir anlam yüklüyor

Avrupa'da 17. yüzyıldan beri bir keyif maddesi olarak bilinen çay, 19.yüzyılda tüm Kuzey Yarı Küre civarında, bir halk içeceği haline gelmiş. Öyle ki doğalı yanında "kaçak" çay girmiş kültürümüze.

Cemal Ekren Boşuna yazmamış kaçak şiirini..

Sen kaçak
Ben kaçak,
İçtiğimiz çay kaçak,
Tütün kaçak, dil kaçak
Öyle bir tohum ektik ki toprağa inan çocuklar,
Savaşacak..

Tüm dünyada, toplumsal yaşamda oldukça önemli bir yer tutan çayı, hintliler süt ve şekerle, Kuzey Afrikalılar yeşil çayı taze nane ile lezzetlendirirler. Çay kültürü her ülkede farklı yorumlanıyor.

Tatil için bulunduğum İstanbul'da birkaç gün değişik mekanlarda çay içtim. Fincanlarda veya, kocaman biçimsiz bardaklarda sunulmasının çaydaki lezzeti çaldığını gördüm. Kararmış, soğumuş ve acımtraklaşmış çayların tadına baktım. Bu işi profesyonelce yapan, bundan para kazanan insanların vurdumduymazlığına üzüldüm doğrusu.

Kapiçino veya tropik kokteyl içeceğinden değil; çaydan söz ediyorum. Bizim çayımızdan. Bizi, bizim kültürümüzü merak edip en büyük vitrinimiz olan şehre gelen insanlara sunduğumuz çay. Ne yazık ki sadece normal fiyatını ikiye, üçe ve hatta beşe katlayıp satmaktan öte kaygısı olmayan insanlara bırakılmış çayımız. Pek çok kültürel değerimiz gibi kaderine terk edilmiş çayımız.

Tabi her olumsuz tablonun,mutlaka istisnaları da vardır...Bunu da Anadolu Kavağındaki Günbatımı Kafe'de gördüm; Küçük garson Ozan'ın adına yakışır efendilikte sunduğu çay gibi. Böyle güzel bir çay, böyle otantik biçimde ve nezaketle sunulunca karşılıksız kalmamalı. O çayı içen de, içerken hakkını vermeli çay içme adabının ve görgüsünün.

Şeker atılıp çaya, beklenmeli beş-on saniye. Öyle şangır-şungur karıştılmamalı hemen. Yavaşça karıştırılıp kaşık tabağa konulmalı ve sol avuca alınan tabak üzerinden sağ elle alınan bardaktan yudumlanmalı çay. Evet, çayı yudumlayarak içmeli.Yudum yudum o tadı alarak. Tadın farkına vararak. 

Hayat gibi…

*çay kültürü 

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3041 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter