Besleme

27.01.2011 - 9:50 | - Tüm hikayeler
  • Barınma ve beslenme

Otururken, yürürken, konuşurken sürekli kafası sallanırdı. Sanki boynunda bir yaylı zemberek var ve o yıllarda pek revaçta olan sarkaçlı duvar saatlerinin saniye göstergesi gibi sağa-sola sallanan bir kafa.

–Anam ölünce, beni Hacı Mahmut’lara besleme verdiler. Zeytini katık etmeyip bir tıkımda yedim diye kafama sacayağıyla vurdular. Zeytini yarım yarım ısırıp ekmekle katık ederdik. Ben bir tıkımda zeytini yedim diye kafama demir sacayağını vurdu, gavur hacı…

Çocukluğumda epey duymuşluğum vardır. Filancanın evinde besleme olarak büyümüş, derlerdi. Kimi kimsesi olmayan ya da çok fakir ailelerin kız çocukları, sırf karın tokluğuna başka insanlara köle-evlatlık olurmuş. Genellikle sevgiye dayalı “evlat” gibi sahiplenmesi az ama köle gibi çok amaçlı kullanımı ağır basan bir ilşikilendirme. Ferhan Şensoy, “Afitap’ın Kocası İstanbul” kitabında bu “çok amaçlı kullanımı” oldukça dramatik şekilde anlatır.

Besleme olgusu, toplumsal hayatımıza Osmanlıdan devreden bir çaresizlik, bir acı yara, bir gizli ayıp. Cumhuriyet döneminde de uzunca süre devam ediyor. Yoksul insanlar çocuk yapıyor ama bir süre sonra ekonomik nedenlerle bakamıyor. Ya da vakitsiz ebeveyn ölümleri sonucu ortada kalan yetimlerin, öksüzlerin bakılma sorunu.

Barınma ve beslenme.

İnsanın tarih boyunca hiç değişmeyen en eski ve en temel iki ihtiyacı. Hele de belli bir yaşa kadar. Çalışma hayatına atılıncaya kadar. Çocukluk, ergenlik, gençlik yılları...

Otuz yıl önce üniversite eğitimi için hiç tanımadığım bir şehre geldiğimde bu iki temel ihtiyacı iliklerime hissettim. Devlet Baba iki kap yemek ve yatacak bir döşek sunamıyor. Kenan Paşa her mahalleye Atatürk heykeli dikmekle ve nutuk atmakla meşgul. Ortalık bu boşluğu doldurma iddiasındaki hacı mahmutlardan geçilmiyor. Gerçi zeytini bir tıkımda yedin diye kafana vurmuyorlar, “maklube”lerle karnını tıka basa doyuruyorlar, sıcacık döşeklerde yatırıyorlar. Ama en ince, en derin ve en uzun vadelisinden bir besleme faturası yazılmaya başlanıyor . Okulunu bitireceksin, işe gireceksin, önemli yerlere geleceksin ve besleme diyetini ödeyeceksin. Seni besleyenlerin isteklerine kafanı emme basma tulumba gibi sallayarak uyacaksın.

Demem o ki: madem bu dünyaya geldin ve yaşamak için bir şeyler yemen, beslenmen lazım. Ya ananın babanın elinden yiyeceksin, ya da devlet babanın. Bunlar dışında kim seni besliyorsa; bil ki yediğin her lokmanın bir bedeli var.   

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3480 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
yemek hikayeleri

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter