Ayaküstü Yemek Yemek Üzerine

01.02.2011 - 12:38 | - Tüm hikayeler
  • Son yıllarda ortaya çıkan gelişmeler ayaküstü yemek yemeyi (fastfood) yaygınlaştırdı.

Son yıllarda ortaya çıkan gelişmeler ayaküstü yemek yemeyi (fastfood) yaygınlaştırdı. İnsanlar kapalı ya da açık mekânlarda önceden kısmen hazırlanmış ya da istek üzerine hızla hazırlanan ve kendilerine sunulan yiyecekleri yiyerek karınlarını doyurmayı tercih eder hâle geldiler. Yedikleri genellikle, hamburger, köfte, tavuk, et ya da sucuk döner, kokoreç, ciğer kebap, çeşitli sandviçler ve tostlar oluyor. Bu tür yiyecekleri satanlar başlangıçta Mc Donald, Burger King gibi yabancı şirketlerken bugün Orpi, Hosta, İkbâl gibi yerli isimler/markalar da ortaya çıktı. Sadece bu kadar da değil: başlangıçta Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen bu uygulama, artık bizim de mutfağımızda bulunan bazı yemek çeşitlerinin ayaküstü atıştırmaya (tıkınmaya) uygun hâle getirilmesiyle etkili olduğumuz bir alan hâline geldi. Bugün Türkiye dışında pek çok ülkede, insanlar et ya da tavuk dönerle açlığını bastırma olanağı bulabiliyor.
Ayaküstü Atıştırma Ne Zamandan Beri Var?
Ayaküstü karın doyurma (atıştırma/tıkınma) çok eskiden beri başvurulan bir yemek yeme biçimidir. Tarlada, fabrikada çalışanlar, yiyeceklerini yanlarında götürmek zorundaydılar. Günlük yaşamda ev dışında (lokantada) yemek yeme olanağı zenginler dışında kalan toplumsal sınıflar açısından çok yeni bir gelişmedir. Bizde de şu ya da bu nedenle lokantada yemek yeme olanağı olmayan insanlar yanlarına aldıkları bir iki haşlanmış yumurta, birkaç börek, peynirli sandviç ya da benzeri yiyeceklerle açlıklarını bastırma yoluna giderlerdi. Ancak bugün karşılaştığımız durum bu yeme biçiminin sürekli hâle gelmesidir. Bir zamanlar zorunluluk olan bu “beslenme” biçimi bugün yaygın biçim hâline gelmiştir. Bütün toplumsal kesimlerin karın doyurma gereksinimini karşılıyor gibi görünmektedir. şaşırtıcı olan, aslında doğru dürüst yemek yeme olanağı bulamayan (lokantaya gidemeyen, gitmek istemeyen) insanların karın doyurma biçimi hâline gelmesidir.
Ayaküstü Atıştırma Neden Yaygın?
Ayaküstü atıştırmanın (tıkınmanın) giderek yaygınlaştığı ve bir yaşam biçimi hâline geldiği gözlemlenmektedir. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Bunları sırayla incelemeye çalışalım:
En önemli nedenlerden biri ekonomiktir. İnsanların evleri dışında karın doyurmaları her zaman daha pahalı olmuştur. Çünkü yemek hizmetinin satın alınması (bir lokantaya gidilmesi) evde yapılmasından daha pahalıya gelmektedir. Bu nedenle insanlar, ev dışında karın doyurmak zorunluluğu ile karşılaşınca evde hazırlanan yiyecekleri yanlarına almak zorunda kalmışlardır. Bu bir sefer tası içinde ev yemeği ya da bir sandviç olmuştur. Bu uygulama pek çok ülkede uzun zaman uygulanmış bir yöntemdir. Hâlâ da uygulanmaktadır. Ama annenin iş hayatına girmesi, çalışanlara iş yerinde yemek verilip verilmemesi bu uygulamalarda değişiklik yaratmıştır. Ev dışına yiyecek taşınması babalar için doğal bir davranış olsa da bugün gençler için aynı şey olduğu söylenemez. Onlar yiyeceklerini yanlarında taşımak yerine kendilerine hazır olarak sunulan şeyleri tercih etmektedirler. Batılı ülkelerde çeşitli sandviçlerin, hamburgerin, salata çeşitlerinin taze olarak tüketime sunulması 20. yüzyılın sonlarında artık iyice yaygınlaşmış bir karın doyurma yöntemi olacaktır. Hamburger ve kola bu gelişmelerin ürünüdür. Daha doğrusu köfte/ekmek türü yiyeceğin hamburger adı verilen yeni biçimi bu gelişmelerle ortaya çıkmıştır. Temel amaç, dışarıda karın doyurmak zorunda kalan insanların akşam evlerine dönene kadar açlıklarını bastırmak üzere onlara ucuz yiyecek sunulmasıdır. Bu özellikle gençlerin gelirlerini/harçlıklarını yiyecekten başka yerlere, örneğin giyecek ve seyahat için harcamalarına olanak vermektedir.
Ayaküstü atıştırmayı geliştiren ikinci bir etken, yeni bir yaşam biçiminin ortaya çıkmasıdır. Bu yaşam biçiminde insanların yemek pişirme, sofrada oturma gibi alışkanlıklarının yeri azalmaktadır. Daha doğrusu annenin yemek pişirdiği, bulaşık yıkadığı yaşam biçimi çocuklar için ilginçliğini yitirmektedir. Kız ya da erkek çocukları kendi başlarına kalabilecekleri, büyüklerin her an ne yapmaları gerektiğini söyledikleri ortamdan uzaklaşmak istemektedirler. Onlar acıktıklarında bir şeyler atıştırmayı tercih etmektedirler (Daha doğrusu içinde yaşadıkları ortamlar onlara böyle bir yaşam biçiminin daha hoş olduğunu öğretmektedir). Açlığı bastırmak için de görece az para harcanmakta, kalan zaman istenilen etkinliklere ayrılmaktadır. Bu etkinliklerin yapılabilmesi için karın doyurmaya ayrılacak sürenin azaltılması gerekir. Müzik dinlemek, film seyretmek, seyahat etmek, doğada yürümek, arkadaşlık etmek onlar için daha ilginçtir.
Yeni yaşam biçimi olarak adlandırılan şey, insanların giderek Batı dünyasının üretim ve tüketim koşullarını kabullenmesinden ibarettir. Bu koşullar insanların yaşamını belirlemekte, nelerden zevk alınması gerektiğini dayatmaktadır. Gazetelerde, televizyonlarda nelerin moda olduğu, nelerin moda olmaktan çıktığı insanlara dayatılmaktadır. Örneğin öteden beri yenilen patlamış mısır yerine, sinemalarda ve marketlerde satılan, ithal malı, mikrodalga fırınlarda hazırlanan patlamış mısır ön plana çıkartılmaktadır. Reklamlarda ayaküstü yemek türlerine övgüler düzülmekte, sağlığa ne kadar uygun olduğu tartışmalı ürünler iştah açıcı görüntülerle sunulmaktadır.
Ayaküstü Atıştırma Ucuz ve Sağlıklı Mı?
Bütün bunlar yapılırken bazı gerçeklerin bilinmesinde yarar vardır. Ayaküstü tıkınmanın yaygın olduğu Batılı ülkelerde de bilinen, tartışılan gerçekler şunlardır:
1. Ayaküstü yenilen yiyecekler sağlığa uygun yiyecekler değildir. Bu yiyecekler, örneğin hamburger inanılmaz derecede yağlı, kalitesi tartışmalı etten üretilmektedir.
2. Çok pahalıdır. Satın alınan bir köfteye ve kızarmış patatese ödenen para aslında çok fazladır. Bir kaç yüzbin lira değerindeki et ve patates bir kaç milyon liraya satılmaktadır.
3. Bu tür yemek yenilen yerlerde görünüşte güler yüzlü bir tavır olmasına rağmen, müşteriye ve çalışana saygı gösterilmez. Müşteriden 5-10 dakika içinde eline tutuşturulanları yiyip gitmesi ve yerini yeni gelecek olana bırakması beklenir. Çalışanlar genellikle öğrenci ve gençlerdir; onlara da düşük ücret ödenir.
Peki sağlıksız ve pahalı olmasına rağmen bu tür yiyecekler neden tüketilmektedir? Neden dünyanın pek çok ülkesinde M harfi bir marka hâline gelmiştir? Bu harf gençler için yeni bir yaşam biçiminin simgesi olabilir, ama büyükler için politik anlamı vardır: Bu anlam, yeryüzündeki egemen yapıyı benimsemek ve onun parçası hâline gelmek isteğidir. Bu yüzden başbakanlar McDonald dükkânlarının açılış törenlerine katılmak için koşuşturmaktadırlar. Onlar Amerikan şirketlerinin gençlere sağlıksız köfteler sunmasına aldırmamakta, dükkânların açılışını kendi iktidarlarının en büyük destekçisi olarak görmektedirler. Bu dükkânlar Amerika’ya isim hakkı ödeyen yerli işletmeciler tarafından açılmaktadır. Yani bu işletmeciler dükkânlarına gelip bir parça ekmek içinde küçük bir köfteyi birazcık yeşillik ve domatesle birlikte yiyenlerden aldıkları paranın bir bölümünü yabancı şirketlere ödemektedirler. Bu yüzden de ABD’de de pahalı ama gelir düzeyine göre ucuz sayılabilecek bir hamburger başka ülkelerde neredeyse lokantada yemek fiyatına satılabilmektedir.
Türkiye’de Ne Yapılıyor?
Türkiye’de Amerikan şirketlerinin ürünlerini pazarlayan ayaküstü tıkınma yerlerinin yanı sıra Türk mutfağının ürünlerini bu yeni biçimde sunanlar da son yıllarda artış gösterdi. Yani değişen dünya koşullarına Türk girişimciler de ayak uydurdular. Bunun en önemli örneği önce Türklerin yaşadığı ülkelerde satılan döner kebabın, dünyanın pek çok ülkesine ihraç edilmesidir. Bugün döner kebap bir ayaküstü tıkınma biçimi hâline gelmiştir. Afganistan’da görev yapan bir Alman askerine ülkesinden en çok neyi özlediği sorulduğunda döneri diyebilmesi ilginç bir noktadır.
Bu gelişme döner kebabı kömür ateşinde yavaş yavaş pişirilen et yerine yüzlerce kilo etin (ya da kıymanın) tüp gaz alevinde pişirildiği ya da kavrulduğu bol yağlı bir ürün hâline getirmiştir. Koşullar bunu gerektirmektedir dense de aslında yapılan hamburgerde olduğu gibi, sağlıksız bir yiyeceğin insanlara satılmasıdır. Ama alıcısı çoktur. Her gün yüzlerce insan açlığını bu ürünle bastırmaktadır. Bütün bunlar gerçek bile olsa, yaşadığımız toplumda insanların sağlıklı beslenmesine ilişkin kurallar çok ciddiye alınmamaktadır. Döner kebabın mevsimine göre kaç saat ateş önünde kalabileceği, etin bozulmasının önlenmesi için neler yapılması gerektiği konusunda kural olduğu söylenemez. Öğlen saatlerinde hazırlanan bir dönerin yaz ve kış akşama kadar müşteri beklemesi mümkündür. Önemli olan para kazanılmasıdır.
Sonuç
Değişen dünya koşullarında beslenme biçiminin de değişmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle herkese anneniz ve babanız gibi beslenin demenin bir yararı yoktur. Ama yediklerinize bakın, sonra pişman olmayın demek mümkündür. Bütün dünyada insanlara en olmadık şeyleri yedirmeye çalışan yüzlerce “akıllı” insan vardır. Deli dana ürünlerini İngiltere’de olmazsa, Fransa’da, olmazsa başka ülkelerde insanlara yedirmek için gözlerini hırs büyümüştür. Bu tür sağlıksız ürünlerin adresi belli lokantalarda satılması mümkündür ama ayaküstü karın doyurma yerleri daha kolay adrestir. Gelecek sağlıklı olmalıdır. Sağlıklı olmak için de beslenmenin sağlıklı olması gerekir.

Prof. Dr., Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3539 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
fast food, ayakta atıştırmak, sağlıksız yaşam, sağlıksız beslenme

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter