Aç köpek fırın deler

15.08.2011 - 8:00 | - Tüm hikayeler
  • Ekmek için fırına yaklaşmaya korkanların, iki dolduruşla birbirlerini boğazlayacaklarını da çok iyi biliyorlar artık.

Üstteki fotoğraf, 1930’lu yıllarda çekilmiş. Büyük ekonomik krizin etkisinde yaşam savaşı veren, Kaliforniyalı bir aile. Kapitalizmin önceki yüzyılda yaşadığı en kötü dönem. Sistemin baş aktörü ABD’nin baştan aşağı sallandığı yıllar. Avrupa’da ise durum daha da kötü. Bu ekonomik kriz Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkelere faşist yönetimleri işbaşına getiriyor. Sonuçta ikinci dünya savaşına giden bir süreç.
Ve şapkaların önlere konulup düşünüldüğü günler. Bir yanda tıkanan kapitalist sistem, diğer yanda onu hepten yıkmaya iddialı sosyalist sistem. Hani biraz “sosyal” olsak, “sosyal devlet”, “devletçi ekonomi” desek; talep olmadan, alım gücü olmadan üretilen malların bir değer taşımadığı anlaşıldı. Bir tek silah sanayi ürünlerini satmakta zorlanılmıyor. İyi de milyonlarca insan öldü, acı çekti. Kimsenin kimseyle dövüşecek mecali kalmadı dünyada. Arabalar, beyaz eşyalar, tekstil ürünleri, tarım, hayvancılık...

İnsanların işi olmalı, para kazanmalı ve bu ürünleri alabilmeli. Sosyal güvenlik, sendika, meslek örgütleri, dernekler. Çok sesli toplum, özgür basın, refah toplumu, neşeli gençler, mutlu çocuklar...

1960’lı yıllara gelindiğinde, büyük ekonomik krizden eser kalmamıştı. Hatta bazı avrupa ülkeleri, kendi insanına refah sağladığı gibi başka ülkelerden gelen milyonlarca vasıfsız insana da çalışabileceği işler veriyordu. Bu mutlu tablo da, 1990’lar da bozulmaya başladı. Meğer bu rüya gibi yaşanan “sosyal devlet” yılları, sadece ve sadece komünizm korkusu yüzündenmiş. Kapitalizm, aç kalan insanların kendisini yıkmasından korktuğu için böyle “sosyal” politikaları uygulamış. Komünizm öcüsü ortadan kalkınca, sistemi tehdit eden bir alternatif olmayınca; hemen acımasız liberal ekonomiler uygulamaya sokuldu.

Reagan, Thatcher, Kohl...Özelleştirme, liberalleşme, globalleşme. Sosyalist blok ülkelerinin domino taşları gibi çöküşü. Dünün komünistlerinin acınacak duruma düştüğü yıllar. Karnını doyurmak için fuhuş yapan Nataşalar.

Ve bugün 2008 yılında başlayan finans krizinin, gittikçe reel sektörleri vurduğunu hissediyoruz. Bir ülkenin milli geliri büyüklüğünde sermayesi olan dev şirketler batıyor. Milyonlarca insan işini kaybediyor. Bölgesel savaşlarda trilyonlarca dolar gidiyor, şirket kurtarmak için milyarlarca dolar harcanıyor. Ama sosyal devlet ve refah toplumu konusunda tek laf edilmiyor. Edilmez de. Zira, fırın sahipleri, fırınlarının delinmeyeceğinden çok emin. Çok bunalırlarsa, silah sanayini üç vardiya çalıştıracak birkaç savaş daha çıkartırlar. Ekmek için fırına yaklaşmaya korkanların, iki dolduruşla birbirlerini boğazlayacaklarını da çok iyi biliyorlar artık.  

tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
3865 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter